Bir hafta sonu daha yeniden birlikteyiz efendim. Koskoca bir hafta nasılda geçti,  Bir ömür geçmiş, günlerin lafı mı olur? Bize öyle böyle bir şekilde geçiyor ama hayatı zorlukla yaşayan insanlara acaba güneş nasıl doğuyor? Sabahlar ne halde oluyor?

  Biliyorsunuz ben gündemin içinde olan,  yaşamın taa kendisi olan komusu "insan" olan kanayan açık yaralara daha fazla dikkat çekmeyi hedefliyorum.  Olur ya birileri;  yanıbaşında olup bitenlere ahraz olmaktan vazgeçer ümidi ile kaleme alıyorum.

  Gündem şaşmaz yine  çok karışık. Siyaseti ayrı olay, enflasyonu borsası ayrı olay, asgari ücret akıllara zarar o ayrı bir olay, eğitimi ise apayrıbir olay... Efendim son zamanların Türkiye'si dediğiniz de zaten olaylar bu noktada başlıyor.

   Bu durumda iki farklı görüş var.  Birisi "Türkiye gayet iyi durumda, içinde bulunduğunuz duruma şükredin." diyenler ile;

Ülkenin geldiği noktaya, yürek acısı ile bakanlar...

 Gittiği  yer desek acaba  daha mı doğru olurdu  bilemedim? Her ne ise de ister gitsin, ister gelsin ama durum hakikaten vahim. İnsanların zamanında  ev aldığı emekli  ikramiye paralarının pul, asgari ücretin sadece 3 çeyrek parası ettiğinden bu yana ülkenin kalkınma işine inancım maalesef ki yitti. Birilerini savunmak adına  kıt aklı ile, mantık süzgecinden geçiremediği olayları; herşey güzelmiş gibi zihninde ve etrafında ki insanlara işlemeye çalışan bir kesimi gördükçe de bu ülkeyi  sırtlayacak insanlara olan inancım da yitti.

  Ülkede et pahalı olunca, insanların  hamurla beyni karbonhidrata doymuş olacak ki; sonucun böyle olması pek  şaşırtmıyor.

Avrupa'da, Amerika'da et ucuz efendim. Yaşam şartları gayet iyi,  insanları hayat ile ilgili ekstra planlarını yapmak için çalışıyor. Burada iş sadece yaşamı idame ettirmek adına var.

   Bakın falanca dernek ve gönüllü toplum örgütleri var. Bu insanlar hayatı zemberek yaşayan insanların hayatlarını işliyor.  Gönüllulüğün esas olduğu projelerde insanlar canla başla ihtiyaç sahiplerinin yüreğine dokunmaya çalışıyor. 

 Şimdi bunu görüp de "aman canım kurgudur" diyenler çıkacak.

Efendim sizin örümcek ağı ile çevrelenmiş beyniniz, kurguyu güzel tasarlar.

Hayatın içi,  hayatın kendisi, yaşam koşullarının getirdiği hâl nasıl kurgu olabilir?

  Sizler heyecan olsun diye;  damı akan ve yastığı, yorganı ıslanan , ıslak bir yatakta mı yatıyorsunuz? Heyecan olsun diye her yerinde kovalar olan, rutubet nem için de olan bir evde yaşıyorsunuz sanırım? Tabi canım arada heyecan lazım, adrenalin güzel olur!

  Hani etten bahsettik ya, eti zor yiyen hatta  yiyemeyen bir toplum dedik.

 Yahu ne eti? Kurumuş ekmek ve dolapta sadece birkaç tane zeytinden ibaret olan bir tabak da adrenalinin bir parçası herhalde?

Ayy dolu dolu yemekten sıkıldık,   zeytin ekmek yemek nasıl bir his verir acaba?

 Yok canım kanaatsiz bu insanlar.  İşte ekmeğin, zeytinin var şükretsene adam!

  İnanç başka şeydir,  birşeylere mecbur bırakılmak başka şey... ikisini birbirinden bir ayırt etmesini bilin artık!

Çok şükür İnanç yoksunu insanlar değiliz,  yazımın başında da bahsettim ya biz "ahraz" da  değiliz.

Çıkart telefonunu göster diyen bir zihniyet; "Neden biz daha iyisini kullanmayalım, neden daha iyi şartlarda yaşamayalım?"  demediği müddetçe mümkün değil milim ilerleyemeyiz. Asgari ücretin 3 çeyrek ettiği bu ülke de Polyanacılık oynamanın manası yok.

  Ben daha ileriye,  çok daha ileri bir ülkeye bakacağım yerde; meydanlarda Sma hastası yavruların, gözü yaşlı ailelerinin ağlayarak dilendikleri yerde; onlarla göz göze geliyoruz.

  Evet incitecek bir söz farkındayım ama bu onların ya da benim ayıbım değil.

Bu; o çocukların aşıları için başka ülkelere muhtaç kılan sistemin ve devletin ayıbı...

  Ben kimseden ekmek isteyemezken, çocuğum için dileniyorum diyen bir babanın,  annenin feryadının ayıplık nesi olabilir?

  Yok efendim gidişatı iyi olan hiçbir durum yok.

Ekmeğim yok ama olsun  çok şükür. Çatım akıyor ama buna şükür.  Ev sahibi sokağa attı ama olsun, parkta etrafta ki insanların yardımı ile başımın üstüne derme çatma çuldan, çaputtan çadır yaptım, açıkta  değilim  buna şükür. Çocuğum ağlıyor beslenme istiyor koyamıyorum ama canı sağ. Olsun gün gelir ama o gün ne zaman gelir bilmiyorum ama  harçlıkta veririm,  beslenme de koyarım buna şükür. 

 Size şükretmeyi telkin edenler son model araçlarda gidip geliyor. Aşçılı, uşaklı,  yamaklı villalarda  oturuyor. Etsiz yemek yemezken, programla beslenme listesi hazırlanıyor. Falan filan fişman işte...

Ortalık karıştı,  düzen bozuldu ama;

   Osssuunnn efendim,  alâ yaşasın padişahım. Ben şükretmeye razıyım.

 Sabrın sonu selamet ise elbet vatandaş muradına erecek.

 Sağlıcakla...