"Ne anlatabilirim?" başlığı ile başladığım bu yazı da çok şey anlatacağım.

 Şöyle ki öncelikle hayatın günümüz koşulları ile çok daha fazla stresli, yoğun ve bir o kadar da zor olduğunu hepimiz biliyoruz.  İşin maddi kısmı bir yana, manevi kısmı da ziyadesi ile yoruyor. Olmayanı oldurmaya çalışmak, gitmeyeni götürmeye çalışmak, anlamayana anlatmaya çalışmak gibi...

  Eminim ki çoğumuzun da muzdarip olduğu konulardan birisi de budur. Zor yaşam koşulları ile mücadele ettiğimiz yetmiyor gibi bir de işin bu kısmı ile mücadele etmeye çalışıyoruz.  Sanırım bazılarımız fazla hassas ve fazla duyarlı bu konuda...

 Belki de zamanında fazlası ile ödün verdiniz haklarınızdan, hayatınızdan...

  Zaman bir tokat gibi çarparak idrakine vardırdı bu çabaların boşuna olduğunu ve sonrasında kendi maneviyatınızın kıymetini fark edip, bıraktığınız yerden yeniden başladınız.

 Bu başlangıç evveliyat ile; anlaşılmak için sarf edilen uzun uzun cümleleri geride bıraktığınızın dönüm noktası oldu. Artık anlaşılmak ya da kendinizi anlatmak gibi içsel bir durumun içine girmiyorsunuz. Çünkü siz; insanların sizi görmek ve inanmak istediği halin dışında var olan asıl gerçeği anlatmanıza rağmen, onların zihinlerinde işledikleri sanrıları hiçbir şekilde değiştiremediniz.

 Oldurmaya , anlatmaya, götürmeye çalıştığınız haller; akıntıya kürek çekercesine; Sizi ulaşmak istediniz yere götürmedi.

 

 Zamanında; inanmamaları üzerine ispata giriştiniz. Alıngan yapılarının anladığı yanlış durumları "hayır bak sandığın gibi değil, ben böyle demek istemedim!" dediğiniz cümleler ile durum bildirmeye çalıştınız.

 

 E sonuç?

Ödün verdiğiniz maneviyatınız çöküntüye uğradı.   Yani işin özü; insanlar sandığı, anladığı ve İnandığının dışında ki gerçekte  varolanı görmek  istemedi.

Siz de ne yaptınız?

En tabi ki vazgeçtiniz.

 Sonrasında ise hassas olan yapınız ile pervasız bir tutuma büründünüz.

Siz ne yaşarsanız yaşayın, ne yaparsanız yapın, ne derseniz deyin sadece onların inandığı ve anladığı kadar olacaksınız.

 İnsanların düşüncelerini ya da sizinle ilgili inanışlarını değiştiremeyecekseniz neden kendinizi anlatma yoluna gidesiniz?

  Tükettiğiniz nefese, sıkıştırdığınız yüreğinize yazık!

  Siz kendinizi biliyorsanız, bırakın yanlış bilenler bildiği yerde kalsın.

 

Empati yapamamak, sanrı içinde ve gerçeklere kapalı olmak; ilişkileri yıpratacak ciddi bir durumdur.

 

  Yaşam hakikaten zor, süreç zorlu...

Bir de insanlarla yorulmayalım.

 

Siz dürüst ve iyi olduğunuzu bildikten sonra kim ne anlamış, neye inanmış bir ehemmiyeti var mı?

 

Herkes anlamak istediği gibi anlayıp, inanmak istediği gibi inanacaksa ben

 "NE ANLATABİLİRİM?"