Bir Ramazan-ı Şerifi geride bırakırken, gelecek Ramazan ayına erişmek nasip olur mu diye düşündük değil mi?
Şükür ki eriştik.
Ramazan, Hicrî takvime göre 9. ay ve İslam inancına göre Hz.Muhammed'e (a.s) Kur'an ayetlerinin inmeye başladığı ve aynı zamanda müslümanlarca oruç tutulmaya ve terâvih namazının kılınmaya başlandığı aydır. Bu ayda oruç tutmak, İslam'ın beş temel şartından biridir. Kuran-ı Kerim'de; sıkça faziletinden bahsedilen bu ayda müslümanın yapacağı ibadetlerin faziletinden de bahsedilmektedir.
Maneviyatın kuvvetli yaşanması tavsiye edilen bu faziletli ayın erdemine nâil olan kullardan oluruz umarım.
İnanış, kişinin iradesine bağlı bir durumdur. Yargılanamaz, sorgulanamaz. Bu sebeple de ayrışan kesimlerin bu hususta çatışmaya girmemesi gerektiğini belirterek "hoşgörü" ilkesini hatırlatmak isterim.
Birçok inanışın bir arada yaşadığı toplumlarda; bir yandan minarelerden ezan sesi yükselir iken diğer yandan biraz ileride ki kiliseden gelen çan sesini duymak mümkün. Biraz ilerde ise bir sinegog'da yanan ışıkları görürsünüz.
İnsan olabilmenin erdemini yaşamak bize düşecek. Bırakın yaratıcı sorgulasın, yaratıcı yargılasın, hesabı yaratan kessin. Biz kulluk görevlerimizi yerine getirelim.
Tüm inanışlarda söylenen tek unsur "iyilik" ve "ahlâklı yaşam"! İbadetleriniz kendinizi bağlar, göstereceğiniz ahlâk ise tüm yaşamı ve insanları...!
Gelelim inancımıza göre yaşadığımız Ramazan ayına...
Oruç tutmak, islamiyetin gerekliliklerinden.
Kişinin kulluk vazifesi... Bunu ise huşu içinde, tam bilinci ile gerçekleştirmek gerekir. Bir yandan oruç tutarken diğer yandan yetimin hakkını yemeyin, oruç ağız bir sırada beklerken iki dakika önce işiniz bitsin diyerek birilerinin hakkına girmeyin. Defterlerin arasına koyduğunuz rüşvetler ile hak etmediğiniz işlere sahip olmayın. İşiniz hallolsun diye, birilerinin önüne geçmeyin. Fakiri gözetin, yardıma ihtiyacı olana el uzatın.
İnandığınız ve yaptığınız ibadetlerin bilincinde olarak hakkını vermeye çalışın. Bu bilinçle yaptığınız her işte zaten fazlası ile kazanırsınız.
Ben şunu hep diyorum.
"Benim ibadetlerim, yaradana olan sorumluluklarım sadece beni ilgilendir." Elimden geldiğince o maneviyatta vücut bulmaya çalışırım. Dilerse affeder, dilerse kabul eder.
Lâkin kul hakkı ile çıktığım yolda bilirim ki imtihan zor.
İnsanlar arasında ve olaylarda adaleti sağlamaya çalışırım. Hakkımı ve ne yapacağımı bilirim. Hakları gözetmeye çalışırım, Merhamet ile beslediğim yüreğim; hep iyilik yapma peşinde... Kötülükten kalbimi uzak tuttuğum müddetçe bilirim ki merhametle yüreğim daha da yeşerecek.
İbadetlerinizden kendiniz mesulsünüz, hakk ile aranızda...
Yaşama kattıklarınız ile koca bir insanlıktan mesulsünüz. Bu hesaplaşmayı da hakk; onlarla sizin aranızda bırakıyor.
Eyvaahh değil mi?
İyi bir insan olmaya gayret etmek, akabinde iyi bir kul olmanıza katkı sağlar.
Bütün kötü huylarımızdan, kötü alışkanlıklardan, kötü düşünce ve kötü niyetlerden arınmak arınmak için
ne güzel bir vesile,
bu ay...
İdrak etmek, bilinçlenmek ve farkında olmak için; önümüzde kocaman bir fırsat!
Maneviyatı kuvvetlendirmek için, çok güzel bir vesile...
O halde; Hoşgeldin
" YA ŞEHR-İ RAMAZAN!" diyelim.
Huzur, afiyet, bereket getirmesini dileyerek,
Hakkı ile eda edebilmeyi temenni edelim.
Ramazan ayımız; o maneviyatın huzuru ile geçsin,
İbadetlerimiz kabul olsun efendim.
Esen kalın...