YAVAŞLAMAK LAZIM!

Gülşah Ünsal

26-07-2026 12:11

Şimdi eline kalemi al, derin bir nefes al ve arkana yaslan. Çünkü bu yazı, her gün koşturmaktan kendi sesini bile unutanlara, ekranlara bakmaktan başını kaldırıp gökyüzünü göremeyenlere küçük bir mola olsun diye yazıldı.

Açık söylemek gerekirse, ortalıkta sürekli bir koşturmaca var. Sabah uyanır uyanmaz telefona sarılmalar, bitmeyen işler, yetişmemiz gereken yerler derken günün nasıl bittiğini anlamıyoruz bile. Hayatı yaşamaktan ziyade sanki sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz gibi... Oysa hayat, bu kadar saniyeyle yarışılacak bir şey değil.

​Eskiden mahallelerde, evlerin önünde sandalyeler olurdu. Yerlere minderler konur, üzerine oturulur akşam serinliğinde kapı önü sohbetleri yapılırdı. Çayın demlenmesi beklenirken öylece sessizce oturulurdu. Şimdilerde o sessizlikten korkar olduk. Çünkü insan sessiz kalınca kendi içine dönmek, kendi gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Aslında korktuğumuz şey dışarıdaki gürültü değil, içimizdeki unuttuğumuz sesler.

​Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmanın yanında bizi de acayip sabırsız ve yorgun bir hale getirdi. Her şeye anında ulaşmak istiyoruz. İnternette bir şey birkaç saniye geç açılsa sinirimiz bozuluyor. Çiçeğin büyümesini, bir ilişkinin oturmasını ya da bir yaranın iyileşmesini beklemeye tahammülümüz kalmadı. Her şey hemen, şu an olsun istiyoruz.

​Ama doğa öyle değil ki; nehirler daha hızlı akmak için kendini paralamıyor, bahar vaktinden önce gelmek için sabırsızlanmıyot. Biz de bu dünyanın bir parçasıyız ve  bunu unuttuğumuz sürece hep mutsuz olacağız. Acele ettiğimiz her saniye, aslında hayatın en güzel taraflarını kaçırdığımız anlamına geliyor.

​Sokakta yürürken etrafa bakınan insan neredeyse kalmadı.  Herkesin gözü telefon ekranında. Yanımızdan geçen bir yaprağın sesini, bir çocuğun gülüşünü, gökyüzündeki bulutları kaçırıp gidiyoruz. Dijitalde binlerce arkadaşımız var sanıyoruz ama gerçek hayatta kapı komşumuzun yüzünü unutuyoruz. Durum gerçekten çok üzücü.

​Belki de artık biraz yavaşlamamız gerekiyor ne dersiniz?

 Hiçbir şey yapmadan öylece oturabilmek, gökyüzünü izlemek ya da sadece bir kitabı sindirerek okumak en büyük lüksümüz olmalı artık. Yavaşlamak tembellik falan değil, sadece ruhumuza biraz nefes aldırmak diyelim.

​Hayatın anlamı büyük başarıların peşinden koşarken kaybolmakta değil, o yolda atılan adımları gerçekten hissedebilmekte  . Kahvenin kokusu, yağmur sonrası toprak kokusu ya da sevdiğin biriyle boş boş konuşmanın huzuru... Bunlar kalıyor geriye. Büyük başarılar değil, bu küçük anlar insanı ayakta tutuyor.

​Tabii ki zamanı durduramayız ama bizi harcamasına da izin vermeyelim. Günün ortasında kendine on dakikalık bir sessizlik oluşturabilmek bile bütün o gürültüyü kafadan atmaya yetiyor. Yeter ki insan kendi içindeki o sakinliği bulabilsin.

​Sonuçta en güzel hikâyeler aceleye gelmeyenlerdir. Kendi hayatımızın başrolündeyken, kitabı hızlı okuyup bitireceğim diye sayfaları hızla geçmekten artık vazgeçmeliyiz. Her anın kıymetini bilerek yaşamak  gerekir. 

Evet yorulabiliriz, bunalabiliriz, yaşamın yüklü altında kaldığımızı hissedip umutsuzluğa kapılabiliriz. Zor olan yaşam değil bana inanın.   Kendimize ve kendi gücümüze olan inancımızın bittiğini hissettiğimiz an zorluklar başlar.

Yazımın başında kalemi hazırla demiştim.

Hayat kaçıp gidiyor, biraz durup tadını çıkarmak gerek. Gönülden dökülen bu satırlar da burada, tam da bu sessiz dakikada seninle kalıversin.

 Ve şimdi o kalemle; hayatın güzelliğini, kendine olan inancınla  neler yapabileceğini yeniden yaz.

Güzel bak, güzel gör,  güzel yaşa...

Sağlıcakla...

DİĞER YAZILARI DİPLOMASİDE YENİ BİR SAYFA MI? 01-01-1970 03:00 GÖZLERİN ARDINA BAKMAK! 01-01-1970 03:00 DİJİTAL LABİRENT! 01-01-1970 03:00 GÖRÜNMEYENİN İZİ! 01-01-1970 03:00 DÜNÜN İNANCINDAN YARININ ZAFERİNE! 01-01-1970 03:00 YENİDEN O ZİRVEYE! 01-01-1970 03:00 RAHMETİN GÖLGESİNDEN DÜNYA TELÂŞINA 01-01-1970 03:00 REHAVET VE FELAKET ARASINDA MAYIS! 01-01-1970 03:00 GENÇLİĞİN SONSUZ EMANETİ! 01-01-1970 03:00 Ezber Bozan 3 Mayıs 01-01-1970 03:00 SESSİZLİĞİN BEDELİ 01-01-1970 03:00 OKULLARDA Kİ KAN İZLERİ! 01-01-1970 03:00 İSTANBUL' DA BİR SEMT Mİ? 01-01-1970 03:00 Bozkırın Vicdanı: Muhsin Yazıcıoğlu 01-01-1970 03:00 RAMAZAN’IN RUHUMUZDA BIRAKTIĞI ASİL MİRAS 01-01-1970 03:00 ARŞİVLER ÖKSÜZ, SOKAKLAR CAHİL KALDI! 01-01-1970 03:00 ALEVLER YÜKSELİYOR, GERİLİM ARTTI! 01-01-1970 03:00 SENİN Kİ KAÇ "NET" ? 01-01-1970 03:00 HAKLI OLMA HASTALIĞI! 01-01-1970 03:00 GELECEK ZOR AMA UMUT VAR! 01-01-1970 03:00 ESİRİ OLDUK! 01-01-1970 03:00 “UĞUR' LAR ÖLMEZ!” 01-01-1970 03:00 O ÇOCUK DEĞİL BİR CANİ!  01-01-1970 03:00 ASLOLAN İNSAN! 01-01-1970 03:00 TAKVİM DEĞİŞTİ 01-01-1970 03:00 DİLİMİZ AĞIR YARALI 01-01-1970 03:00 YORMADAN, YOKUŞ OLMADAN! 01-01-1970 03:00 GÜNLÜK HAYATIN GİZLİ PSİKOLOJİSİ 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE EKONOMİSİNDE 2025  01-01-1970 03:00 KADINLAR ÖLMESİN! 01-01-1970 03:00 YA İÇİNDE KALIRSA? 01-01-1970 03:00 HERŞEY SESSİZLİKTE GİZLİ! 01-01-1970 03:00 KÜLLER ARASINDA KALAN  "DOĞU TÜRKİSTAN " 01-01-1970 03:00 KÖMÜRDEN GÜNEŞE TÜRKİYE! 01-01-1970 03:00 İNSANLIĞIN SUSTURULAN VİCDANI 01-01-1970 03:00 KALBİNLE GÖRMEYI DENEDİN MI? 01-01-1970 03:00 HERKESE AYNI OLAN DEĞİL, HERKESE HAKKI OLAN...! 01-01-1970 03:00 SEYİR HALİNDE ÇÖKÜŞ: HABERLERDEN DİZİLERE TOPLUMSAL EROZYON! 01-01-1970 03:00 12 EYLÜL 1980: UNUTULMAYAN DARBENİN GÖLGESİNDE TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE'NİN BİTMEYEN GÜNDEM MARATONU 01-01-1970 03:00 SESSİZ MİSAFİR, ÖLÜM! 01-01-1970 03:00 TEKNOLOJİK ÇAĞ KORKUTUYOR! 01-01-1970 03:00 GELECEĞE UZANAN SESSİZ BİR EL! 01-01-1970 03:00 GELECEĞE UZANAN SESSİZ BİR EL! 01-01-1970 03:00 SAHNE, SENİN! 01-01-1970 03:00 TOPRAĞA DÜŞEN, SADECE BİR KIVILCIM MI? 01-01-1970 03:00 HAYATA UYANIŞ! 01-01-1970 03:00 ŞÜKRÜN SONU SELAMET! 01-01-1970 03:00 CİĞERLERİMİZ YANIYOR! 01-01-1970 03:00 DÜNYA ÇOK YORULDU, SIRA BİZDE! 01-01-1970 03:00 "KATLİAM" IN ADI, DİPLOMASİ! 01-01-1970 03:00 TELEFONLAR TİTREŞİMDE, İNSANLAR SESSİZDE... 01-01-1970 03:00 POZİTİF OLALIM DERKEN HAFİFTEN GİDİYORUZ!  01-01-1970 03:00 UMUT: YAŞAMIN EN SESSİZ AMA EN GÜÇLÜ FISILTISI 01-01-1970 03:00 VAY MEMLEKETİMİN HALİ! 01-01-1970 03:00 DAHA KAÇ KADIN ÖLMELİ? 01-01-1970 03:00 MESELE BÜYÜK! 01-01-1970 03:00 ŞÜKRET, ŞÜKRÜN SONU SELAMET! 01-01-1970 03:00 GÜVENDİĞİMİZ ADALETE NE OLDU? 01-01-1970 03:00 İŞTE GELDİN, İŞTE GİDİYORSUN! 01-01-1970 03:00 NE ANLATABİLİRİM? 01-01-1970 03:00 DUVARLARIN ARDINDA BİR YAŞAM! 01-01-1970 03:00 MEKATRONİK ÇAĞ KORKUTUYOR! 01-01-1970 03:00 HAK YEMEK, ORUCU BOZAR MI? 01-01-1970 03:00 EL EL ÜSTÜNDE KİMİN ELİ VAR? 01-01-1970 03:00 HIRSIZLIK,  VİCDANSIZLIK ALTINDA ÖLÜYORUZ! 01-01-1970 03:00 ACININ ADRESİ BOLU!   01-01-1970 03:00 NE YAZSAM? 01-01-1970 03:00 GÜLE GÜLE HARCA! 01-01-1970 03:00 SON TAKVİM YAPRAĞI! 01-01-1970 03:00 GELECEĞE PLAN MI YAPIYORSUNUZ?   01-01-1970 03:00 EGO SAVAŞLARI! 01-01-1970 03:00 KİRLENDİ Mİ DÜNYA? 01-01-1970 03:00 ÇARE KENDİNİZSİNİZ! 01-01-1970 03:00 SIĞAR MI BİR GÜNE…? SÖYLEYİN… 01-01-1970 03:00 EĞİTİM DE YANLIŞ OLAN NE? 01-01-1970 03:00 SAĞLIĞIN YERİNDE Mİ? 01-01-1970 03:00 MİNİ MİNİ BİRLER! 01-01-1970 03:00 SANAT İLE İLGİLENİYOR MUYDUN? 01-01-1970 03:00 FARKINDA MISIN! 01-01-1970 03:00 SEN Mİ BAŞARACAKSIN, BİZ Mİ? 01-01-1970 03:00 YAZIK ETMEYİN! 01-01-1970 03:00 SAHİ NEREDELER? 01-01-1970 03:00 ÜRETEN TÜRKİYE 'DEN, İTHAL EDEN BİR TÜRKİYE'YE... 01-01-1970 03:00 SANDIĞININ AKSİNE ZARAR VERİYOR! 01-01-1970 03:00 İNSAN ZORBALIĞI VE YİTİP GİDEN VİCDANLAR! 01-01-1970 03:00 NEYE GÖRE KİME GÖRE İSPAT? 01-01-1970 03:00 BU BİR KATLİAM! 01-01-1970 03:00 KENDİMİZE SESLENİŞ! 01-01-1970 03:00 HAYATIN RENGİ!  01-01-1970 03:00 ZOR OLAN NE? 01-01-1970 03:00 VİCDANIN VE FIKIH NE DİYOR? 01-01-1970 03:00 ENGEL SİZİN BEYNİNİZDE! 01-01-1970 03:00 SUSMA! 01-01-1970 03:00 KEMERLERİ SIKIN! 01-01-1970 03:00 SENİN SEÇİMİN NE?  01-01-1970 03:00 ANLATAMIYORSAN! 01-01-1970 03:00 İSTANBUL' DA BİR SEMT! 01-01-1970 03:00 SEN HARİKASIN! 01-01-1970 03:00 DOLANDIRICILARA DİKKAT! 01-01-1970 03:00 TAHAMMÜLSÜZLÜK HAD SAFHADA! 01-01-1970 03:00 BEN BU DEVRİ SEVEMEDİM! 01-01-1970 03:00