SENİN Kİ KAÇ "NET" ?

Gülşah Ünsal

01-03-2026 21:31

Türkiye’de çocuk olmak; sınav ile başlamak gibiyken,  büyümek de biraz  sınav takvimiyle büyümek demek.

 Daha ortaokulda hayatın yönü bir optik forma sığdırılıyor; 8. sınıfta Liselere Geçiş Sistemi ile yüzdelik dilimini öğreniyorsun, lisede hedef tabelası değişiyor ve bu kez önüne Yükseköğretim Kurumları Sınavı konuyor.
Askeri bir üniversite de okumak için ise Milli Savunma Üniversitesi...

 Rakamlar ortada: YKS’ye başvuran aday sayısı son yıllarda 3 milyonu da aşıyor. Yerleşebilenlerin oranı elbette ki daha sınırlı; özellikle nitelikli bölümlerde rekabet çok daha sert. Gözümüzü yine OECD verilerine çevirdiğimiz de  Türkiye’de öğrencilerin önemli bir bölümünün yüksek sınav kaygısı yaşadığını gösteriyor; yani mesele sadece akademik değil aynı zaman da  psikolojik de. 
Biz eğitimi çoğu zaman öğrenme süreci olarak değil, eleme mekanizması olarak deneyimliyoruz; sonuçta kazanan az, elenen çok ve bu tablo her yıl tekrar ediyor.

Üniversiteyi kazandığında bittiğini sanıyorsun ama aslında sistem sadece isim değiştiriyor. Hukuk okuyan için mesleğe girişte avukatlık stajı ve sonrasında getirilen mesleki yeterlilik sınavları; hakimlik ve savcılık hedefleyenler için yazılı ve mülakat aşamalarından oluşan sınavlar. Akademide kalmak isteyenler için Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı ve yabancı dil barajları. Kamuda çalışmak isteyen yüz binlerce mezun için Kamu Personeli Seçme Sınavı; öğretmen adayları için buna ek olarak Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi. Tıpta uzmanlaşmak isteyen doktorlar için Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı; diş hekimleri için Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı; eczacılar için Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı. Mali müşavir olmak isteyenler için Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Sınavı. Bu liste uzuyor da uzuyor; neredeyse her meslek grubunda diploma tek başına yetmiyor, yeni bir sınav kapıda bekliyor. Yani sınav kültürü üniversiteye girişle sınırlı değil; istihdama geçişte de belirleyici olmaya devam ediyor.
Bu tabloyu sadece “rekabet doğal” diyerek açıklamak kolay ama eksik. Türkiye genç nüfusu yüksek bir ülke ve kamuda kadro sayısı sınırlı; bu nedenle merkezi sınav, pratik bir eleme aracı olarak görülüyor. Ancak merkezi ve tek oturumlu sınavlar;  eğitimin niteliği ile ölçme yöntemi arasındaki dengeyi bozuyor. Öğrenci bilgiyi derinlemesine öğrenmek yerine sınav formatına uyum sağlamaya odaklanıyor. Üniversite mezunu da mesleki gelişim planı yapmak yerine bir sonraki sınavın tarihini hesaplıyor. Hayat, etap etap geçilen testlerden oluşan bir parkura dönüşmüş durumda.
Gerçekçi olmak gerekirse sınav tamamen ortadan kalkmayacak, kalkamaz elbette.  
Nüfus yoğunluğu ve talep fazlası olan bir sistemde ölçme aracı her zaman olacaktır. Ancak  tek bir sınav sonucunun bu kadar belirleyici olduğu bir yapı, hem fırsat eşitsizliğini büyütüyor hem de gençlerde kalıcı bir performans baskısı yaratıyor. Kaynaklara erişim farklılığı, özel kurs ve hazırlık imkânları, şehirler arası eğitim kalitesi uçurumu düşünüldüğünde herkes aynı çizgide başlamıyor. Buna rağmen sonuçlar tek bir puanla ilan ediliyor.
Bütün bu tabloyu değiştirmek bir günde mümkün değil; ama ölçmeyi çeşitlendiren, okul içi performansı ve uygulamalı beceriyi daha fazla hesaba katan, mesleğe geçişte sadece test değil staj ve pratik değerlendirmeyi güçlendiren bir modele yönelmek zorundayız. Çünkü sınavı tamamen kaldırmak gerçekçi değil ama sınavın hayatı belirleme gücünü azaltmak mümkün.
Belki o zaman çocuklar büyürken takvime sadece sınav tarihini değil, hayallerini de yazabilir; belki bir gün bu ülkede bir gencin değeri, optik formdaki işaretinden daha büyük olur.

Sağlıcakla kalın efendim...

DİĞER YAZILARI DİPLOMASİDE YENİ BİR SAYFA MI? 01-01-1970 03:00 GÖZLERİN ARDINA BAKMAK! 01-01-1970 03:00 DİJİTAL LABİRENT! 01-01-1970 03:00 GÖRÜNMEYENİN İZİ! 01-01-1970 03:00 DÜNÜN İNANCINDAN YARININ ZAFERİNE! 01-01-1970 03:00 YENİDEN O ZİRVEYE! 01-01-1970 03:00 RAHMETİN GÖLGESİNDEN DÜNYA TELÂŞINA 01-01-1970 03:00 REHAVET VE FELAKET ARASINDA MAYIS! 01-01-1970 03:00 GENÇLİĞİN SONSUZ EMANETİ! 01-01-1970 03:00 Ezber Bozan 3 Mayıs 01-01-1970 03:00 SESSİZLİĞİN BEDELİ 01-01-1970 03:00 OKULLARDA Kİ KAN İZLERİ! 01-01-1970 03:00 İSTANBUL' DA BİR SEMT Mİ? 01-01-1970 03:00 Bozkırın Vicdanı: Muhsin Yazıcıoğlu 01-01-1970 03:00 RAMAZAN’IN RUHUMUZDA BIRAKTIĞI ASİL MİRAS 01-01-1970 03:00 ARŞİVLER ÖKSÜZ, SOKAKLAR CAHİL KALDI! 01-01-1970 03:00 ALEVLER YÜKSELİYOR, GERİLİM ARTTI! 01-01-1970 03:00 HAKLI OLMA HASTALIĞI! 01-01-1970 03:00 GELECEK ZOR AMA UMUT VAR! 01-01-1970 03:00 ESİRİ OLDUK! 01-01-1970 03:00 “UĞUR' LAR ÖLMEZ!” 01-01-1970 03:00 O ÇOCUK DEĞİL BİR CANİ!  01-01-1970 03:00 ASLOLAN İNSAN! 01-01-1970 03:00 TAKVİM DEĞİŞTİ 01-01-1970 03:00 DİLİMİZ AĞIR YARALI 01-01-1970 03:00 YORMADAN, YOKUŞ OLMADAN! 01-01-1970 03:00 GÜNLÜK HAYATIN GİZLİ PSİKOLOJİSİ 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE EKONOMİSİNDE 2025  01-01-1970 03:00 KADINLAR ÖLMESİN! 01-01-1970 03:00 YA İÇİNDE KALIRSA? 01-01-1970 03:00 HERŞEY SESSİZLİKTE GİZLİ! 01-01-1970 03:00 KÜLLER ARASINDA KALAN  "DOĞU TÜRKİSTAN " 01-01-1970 03:00 KÖMÜRDEN GÜNEŞE TÜRKİYE! 01-01-1970 03:00 İNSANLIĞIN SUSTURULAN VİCDANI 01-01-1970 03:00 KALBİNLE GÖRMEYI DENEDİN MI? 01-01-1970 03:00 HERKESE AYNI OLAN DEĞİL, HERKESE HAKKI OLAN...! 01-01-1970 03:00 SEYİR HALİNDE ÇÖKÜŞ: HABERLERDEN DİZİLERE TOPLUMSAL EROZYON! 01-01-1970 03:00 12 EYLÜL 1980: UNUTULMAYAN DARBENİN GÖLGESİNDE TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE'NİN BİTMEYEN GÜNDEM MARATONU 01-01-1970 03:00 SESSİZ MİSAFİR, ÖLÜM! 01-01-1970 03:00 TEKNOLOJİK ÇAĞ KORKUTUYOR! 01-01-1970 03:00 GELECEĞE UZANAN SESSİZ BİR EL! 01-01-1970 03:00 GELECEĞE UZANAN SESSİZ BİR EL! 01-01-1970 03:00 SAHNE, SENİN! 01-01-1970 03:00 TOPRAĞA DÜŞEN, SADECE BİR KIVILCIM MI? 01-01-1970 03:00 HAYATA UYANIŞ! 01-01-1970 03:00 ŞÜKRÜN SONU SELAMET! 01-01-1970 03:00 CİĞERLERİMİZ YANIYOR! 01-01-1970 03:00 DÜNYA ÇOK YORULDU, SIRA BİZDE! 01-01-1970 03:00 "KATLİAM" IN ADI, DİPLOMASİ! 01-01-1970 03:00 TELEFONLAR TİTREŞİMDE, İNSANLAR SESSİZDE... 01-01-1970 03:00 POZİTİF OLALIM DERKEN HAFİFTEN GİDİYORUZ!  01-01-1970 03:00 UMUT: YAŞAMIN EN SESSİZ AMA EN GÜÇLÜ FISILTISI 01-01-1970 03:00 VAY MEMLEKETİMİN HALİ! 01-01-1970 03:00 DAHA KAÇ KADIN ÖLMELİ? 01-01-1970 03:00 MESELE BÜYÜK! 01-01-1970 03:00 ŞÜKRET, ŞÜKRÜN SONU SELAMET! 01-01-1970 03:00 GÜVENDİĞİMİZ ADALETE NE OLDU? 01-01-1970 03:00 İŞTE GELDİN, İŞTE GİDİYORSUN! 01-01-1970 03:00 NE ANLATABİLİRİM? 01-01-1970 03:00 DUVARLARIN ARDINDA BİR YAŞAM! 01-01-1970 03:00 MEKATRONİK ÇAĞ KORKUTUYOR! 01-01-1970 03:00 HAK YEMEK, ORUCU BOZAR MI? 01-01-1970 03:00 EL EL ÜSTÜNDE KİMİN ELİ VAR? 01-01-1970 03:00 HIRSIZLIK,  VİCDANSIZLIK ALTINDA ÖLÜYORUZ! 01-01-1970 03:00 ACININ ADRESİ BOLU!   01-01-1970 03:00 NE YAZSAM? 01-01-1970 03:00 GÜLE GÜLE HARCA! 01-01-1970 03:00 SON TAKVİM YAPRAĞI! 01-01-1970 03:00 GELECEĞE PLAN MI YAPIYORSUNUZ?   01-01-1970 03:00 EGO SAVAŞLARI! 01-01-1970 03:00 KİRLENDİ Mİ DÜNYA? 01-01-1970 03:00 ÇARE KENDİNİZSİNİZ! 01-01-1970 03:00 SIĞAR MI BİR GÜNE…? SÖYLEYİN… 01-01-1970 03:00 EĞİTİM DE YANLIŞ OLAN NE? 01-01-1970 03:00 SAĞLIĞIN YERİNDE Mİ? 01-01-1970 03:00 MİNİ MİNİ BİRLER! 01-01-1970 03:00 SANAT İLE İLGİLENİYOR MUYDUN? 01-01-1970 03:00 FARKINDA MISIN! 01-01-1970 03:00 SEN Mİ BAŞARACAKSIN, BİZ Mİ? 01-01-1970 03:00 YAZIK ETMEYİN! 01-01-1970 03:00 SAHİ NEREDELER? 01-01-1970 03:00 ÜRETEN TÜRKİYE 'DEN, İTHAL EDEN BİR TÜRKİYE'YE... 01-01-1970 03:00 SANDIĞININ AKSİNE ZARAR VERİYOR! 01-01-1970 03:00 İNSAN ZORBALIĞI VE YİTİP GİDEN VİCDANLAR! 01-01-1970 03:00 NEYE GÖRE KİME GÖRE İSPAT? 01-01-1970 03:00 BU BİR KATLİAM! 01-01-1970 03:00 KENDİMİZE SESLENİŞ! 01-01-1970 03:00 HAYATIN RENGİ!  01-01-1970 03:00 ZOR OLAN NE? 01-01-1970 03:00 VİCDANIN VE FIKIH NE DİYOR? 01-01-1970 03:00 ENGEL SİZİN BEYNİNİZDE! 01-01-1970 03:00 SUSMA! 01-01-1970 03:00 KEMERLERİ SIKIN! 01-01-1970 03:00 SENİN SEÇİMİN NE?  01-01-1970 03:00 ANLATAMIYORSAN! 01-01-1970 03:00 İSTANBUL' DA BİR SEMT! 01-01-1970 03:00 SEN HARİKASIN! 01-01-1970 03:00 DOLANDIRICILARA DİKKAT! 01-01-1970 03:00 TAHAMMÜLSÜZLÜK HAD SAFHADA! 01-01-1970 03:00 BEN BU DEVRİ SEVEMEDİM! 01-01-1970 03:00