Gün geçmiyor ki zam haberleri ile güne uyanmayalım!
Nasıl bir sistem, nasıl bir düzen ise sözüm ona önüne geçilemeyen bir döngü içinde zamlarla boğuşmak zorunda bırakılıyor halk...
Sorular karşısında ise cevap hazır!
"Tüm dünya enflasyon batağı içinde!"
Kaşıkla verilip kepçe ile alınan vatandaş; nasıl tasarruf yapabilirim, ayın sonunu nasıl getirebilirim? derdinde geçinmeye çalışıyor.
Ne tasarrufu kardeşim?
Aldığın ücret ortada , giderler ortada... neyin tasarrufu...?
Ekmek mi almayacaksın, su mu kullanmayacaksın, çocuğuna harçlık mı vermeyeceksin?
Gerçi veremediğin zaman da çok... Tasarrufu bilmesen, ihtiyaçlarını en asgariye indirnesen nasıl geçineceksin?
Ahkam kesenlerin;
senin aldığın maaş ile geçinmek zorunda kaldıklarında birkez daha dinleyelim tasarruf ile ilgili sözlerini...
Bakın ABD ve Avrupa ülkelerinde ki sistem ve işleyiş e..
"Neden Avrupa Birliğine giremedik?" sorusunu birkez daha yöneltelim kendimize... Sebep siyasi de olabilir, standartları karşılamadığımız içinde... Bu tartışmaya açık bir konu fakat AVrupa standartlarında olmadığımız da kesin!
"Neden?" sorusunu tek tek maddeler halinde sıralayacak olursam bunu yazı dizisi halinde yayınlamam gerekiyor. Biraz araştırın, oralarda yaşayan insanlara standartlar hakkında sorular sorun.
Ben birçok Avrupa ülkesinde, Amerika'da yaşayan tanıdıklarıma, akrabalarıma sordum.
Karşılığında "Nasıl yani?" diyeceğim cevaplar aldım. Kısaca şöyle diyeyim size... En sade, en anlaşılabilir ve konuyu en özetleyen hali ile;
Benzininden, mazotuna, ekmeğinden çayına, oturduğunuz evin ücretine varana kadar tek fiyat belirleyip bunu uygulayan ve ciddi denetimler ile aksi durum karşısında cezai işlemler uygulayan devletlerden bahsediyoruz.
Bizim ülkemizde bir markette 6 tl'den satılan ekmek, başka bir markette nasıl 7,5 tl den satışa çıkıyor? %25 artırılabilir diye belirlenen kira yasasına rağmen, kira fiyatları neden fahiş rakamlar ile ev sahipleri tarafından belirlenerek ödeme zorunluluğu altında bırakılıyor? Denetim, uygulama, yaptırım deniyor fakat ortada görülebilir bir durum yok maalesef... Yine mağdur; 17 bin 2 TL maaş alarak , minimum 7 bin TL kira ödeyen işçi oluyor. En düşük emekli maaşına henüz değinemedim bile...Varın siz düşünün halkın nasıl geçinmekle mükellef olduğunu..Devletin tüm imkanlarından faydalanan devlet erkanları, 200 bin TL maaş ile ne bilsin emeklinin 10 bin TL ile nasıl geçinmek zorunda olduğunu...
"KEMERLERİ SIKMAMIZ GEREKİYOR!"
Yukarıdan bakınca;
alt tabaka ekmek yerine pasta yemiyor sayın büyüklerim!
Evine ekmek götüremediği için kaç baba hayatına son verdi biliyor musunuz? Evlatlarım üşüyor diye bir ananın feryadı ile kaç evin yangınlar içinde kaldığını oradan bakınca görebiliyor musunuz?
Geleceğimiz olan çocuklarımız için bir oyuncak hayal olmamalı...
Oyuncak bebeği olmadığı için bir yürek gözyaşlarına boğulmamalı, Yatağı olmadığı için incecik bir şiltede uyuyan çocuğun; o yumuşak yatak ve yerden yüksek karyola hayali olmamalı. Doğum günü pastası bir çocuk için hayallerde kalmamalı!
İşte demek istediklerimden birisi de bu!
Hiçbir Avrupa ülkesinde bir çocuğun hayali oyuncak değil!
Km lerce uzunlukta ki onlarca araçtan oluşan makam konvoylarından, sade bir vatandaş olarak bir kez halkın içine girin sayın büyüklerim.
Girin ki o hayatlar neler ile mücadele etmeye çalışıyor görün!
Kendi maaşlarınızdan, haklarınızdan feragat ederek ülkenin istihdamı, refahı, ferahı, ekonomisi için siz de elinizi taşın altına koyun!
Öyle tuzu kuru hallerde "kemerleri sıkma zamanı" demek için;
Öncelikle sizin, toplumun önde gelenleri olarak kemerinizi sıkmanız gerekiyor. Siz sıkacaksınız ki devlet bütçesinde daha fazla para bırakarak ülkenin refahına katkı sağlayacaksınız.
Sade, en düşük birim ile maaşını alan vatandaş;
Kemeri fazlası ile zaten sıkıyor hatta fazla sıkmaktan oksijeni bol şu geniş dünya da nefesini bile rahat rahat alamıyor!
Avrupa ülkelerinde vatandaş daha iyi tatil imkânı için çalışır iken;
Ülkemde halk, sadece yaşayabilmek için çalışıyor.
Şimdi diyeceksiniz ki;
"Gülşah, sende ülkeyi yerden yere vurdun!"
Eksikleri eleştireceğiz dostlar.
Unutmayın şunu ki;
İyi bir muhalefet olmadığı müddetçe ilerlemek, yenilenmek, düzelmek çok güç!
Şimdi ben sorayım sizlere...
Neden bu cennet vatanımda yaşam standartları yüksek olmasın?
Neden deha beyinler, beden gücü Avrupa'ya göç etmek durumunda bırakılsın?
Benim yazılım mühendisim, kendi ülkesine hizmet edeceğine neden Alman GSM firmasına hizmet etsin ve ürün imzasını Alman firması alsın, Türk mühendisin adı duyulmasın? Düşünsenize yazılımın mimarı Türk mühendis fakat imza Alman firmasının...Olabildiğince çoğaltabiliriz bu örnekleri...
Böyle dendiği zaman;
Çok bilmiş birileri tarafından, soruya soru ile cevapları hemen hazır.
"E devlet neye yetişsin?"
Kardeşim o zaman devlet neden var? O kadar vekil, o kadar bakanlık, o kadar birim, yetkili, çalışan neden var?
Niye var diye de kalk sormaz mı o zaman?
Her neyse de bu devran böyle geldi, gidebildiği yere kadar
"SIKIN KEMERLERİ...!"