Keşke bu yazıyı yazmak zorunda kalmasaydım...

Bu aralar hayatımızı, sosyal medyamızı ve hatta günlük sohbetlerimizi derinden etkileyen bir konu hakkında birkaç satır yazmak istedim.

Evet... Hepimizin hayatına deprem felaketinden sonra giren Ahbap Derneği'nden ve Haluk Levent'ten bahsetmek istiyorum.

Öncelikle şunu söylemek isterim ki, son günlerde kamuoyuna yansıyan iddialar hepimizi derinden sarstı. Bir yandan "Yok, olamaz." diyoruz, bir yandan da peş peşe gelen haberleri izliyoruz. İnanmakla inanmamak arasında gidip geliyoruz. Benim içimden hâlâ bir ses, "Bu işte bir yanlış anlaşılma vardır." diyor. Çünkü yıllardır yaptığı yardımlarla gönüllerde yer edinmiş bir isimden bahsediyoruz.

Elbette şu gerçeği de unutmamalıyız. Bugün konuşulanlar henüz iddia niteliğindedir. Konuyla ilgili yargı süreci devam etmektedir ve kesinleşmiş bir karar bulunmamaktadır. Bu yüzden kimseyi peşinen suçlamak da, aklamak da doğru değildir. Gerçekleri ortaya çıkaracak olan hukuk ve adalettir.

Deprem günlerini bir düşünün... Hepimiz elimizden ne geldiyse yapmaya çalıştık. Kimimiz bir battaniye gönderdi, kimimiz bir koli hazırladı, kimimiz de üç beş demeden bağış yaptı. Özellikle üniversite öğrencilerinin, kendi harçlıklarından artırıp "Belki bir yaraya merhem olur." diyerek destek vermesi hâlâ hafızalarımızda. İnsanlar sadece para göndermedi; güvenlerini, umutlarını ve dualarını emanet etti.

Haluk Levent zaten sanatıyla zirvede olan, toplumun sevgisini kazanmış bir sanatçıydı. Belki de bu yüzden ortaya atılan iddialar en çok onu seven insanları üzdü. Keşke herkes en iyi yaptığı işi yapsaydı da bugün bunları konuşuyor olmasaydık.

Artık insanların duyguları adeta tüccarların eline düşmüş gibi. Acımız, vicdanımız ve merhametimiz bile zaman zaman istismar edilebiliyor. Ekranda ne görüyorsak ona inanıyor, sosyal medyada ne okuyorsak doğru kabul ediyoruz.

Bu yaşananlardan sonra belki de en önemli dersimiz şu olmalı; Yardım etmekten asla vazgeçmeyelim ama daha bilinçli olalım. Destek verdiğimiz kurumları araştıralım, şeffaflık bekleyelim, yapılan çalışmaları takip edelim. Çünkü iyilik de güven ister.

Dilerim bu süreç en kısa zamanda adil bir şekilde sonuçlanır. Eğer ortada bir yanlış varsa hukuk gereğini yapar, eğer iddialar gerçeği yansıtmıyorsa bu da aynı açıklıkla ortaya çıkar. Çünkü buna en çok ihtiyaç duyanlar, deprem günlerinde elindekini paylaşan, iyilik yapmak için elini taşın altına koyan güzel insanlardır.

Ve en önemlisi... Süreçler tamamlanmadan kimse hakkında kesin hüküm vermeyelim. Gerçeğin ortaya çıkacağı yer sosyal medya değil, hukuk ve adalettir.

Bizler yardım etmekten vazgeçmeyelim. Çünkü bu millet, zor günlerde birbirine omuz vermeyi bilen büyük bir millettir. Ama bundan sonra iyilik yaparken daha dikkatli, daha bilinçli olalım.

Devletimize, adaletimize ve hukukun vereceği karara güvenelim. Çünkü güven duygusunu yeniden inşa edecek olan da, adaletin yerini bulacağına olan inancımızdır.