Bugün de bu konuyu ele almak istedim. Çünkü etrafımda “Ama ben haklıyım” deyip köşesine çekilen insanların sayısının oldukça arttığını görüyorum. Sanki haklı olmak tek başına bir sonuçmuş gibi davranılıyor. Oysa mutluluk başlı başına mücadele gerektiren bir duygudur.

İnsan haklı olabilir. Düşüncesi doğru olabilir. Hatta yaşanan bir olayda gerçekten haksızlığa uğramış da olabilir. Fakat hayat sadece haklılık üzerinden ilerleyen bir denklem değildir. Çünkü hayatın içinde ilişkiler vardır, dostluklar vardır, aile vardır ve en önemlisi insanın kendi iç huzuru vardır.

Bugün birçok tartışmanın sonunda aynı cümleyi duyuyoruz: “Ben haklıyım.” Bu cümle çoğu zaman bir son gibi söylenir. Tartışma bitmiştir, kapı kapanmıştır, herkes kendi köşesine çekilmiştir. Ama çoğu zaman o cümlenin ardından gelen şey mutluluk değildir; mesafe olur, sessizlik olur, bazen de kırgınlık.

Haklı olmak bazen insanı yalnız bırakabilir. Çünkü haklı olduğunu kanıtlamak için verilen mücadele, fark etmeden araya duvarlar örmeye başlayabilir. İnsan kendini savunurken karşısındaki insanı kaybettiğini çoğu zaman geç fark eder.

Oysa hayatın bazı anlarında mesele sadece haklı çıkmak değildir. Bazen anlamak gerekir. Bazen dinlemek gerekir. Bazen de haklı olduğumuzu bilsek bile bir adım geri atmak gerekir. Çünkü bazı ilişkiler, bazı dostluklar ve bazı gönüller haklılık yarışından daha değerlidir.

Elbette haksızlığa boyun eğmekten söz etmiyorum. İnsan onurunu zedeleyen bir durumda susmak doğru değildir. Ancak hayatın her meselesini bir haklılık mücadelesine çevirdiğimizde, kazansak bile içimizde bir şeylerin eksildiğini hissederiz.

Çünkü mutluluk çoğu zaman haklı çıkmaktan değil, anlaşılmaktan doğar. Bir insanın sizi gerçekten dinlemesi, sizi anlamaya çalışması bazen en büyük haklılıktan bile daha değerlidir.

Belki de bu yüzden hayat bize sık sık aynı soruyu soruyor: Haklı olmak mı istiyoruz, yoksa mutlu olmak mı?

Çünkü bazen ikisi aynı yerde durmaz.

Ve insan büyüdükçe şunu fark eder; Her haklılık insanı mutlu etmez. Ama bazen küçük bir anlayış, küçük bir geri adım, insanın hem kalbini hem de hayatını daha huzurlu hale getirebilir.

Belki de gerçek olgunluk tam da burada başlar. Haklı olduğumuz anları bilmek kadar, ne zaman susmamız gerektiğini de bilmekte.

Bugün de haklı olduğumuzu bilerek mutluluğu seçelim. Çünkü seçimlerimiz bizi mutlu eder.

Ve Cemal Süreya'nın dizelerinde dediği gibi;

"Hayat Kısa, Kuşlar Uçuyor."