Yaz ayları geldiğinde içimizi ısıtması gereken güneş, artık içimizi yakar oldu. Çünkü her yıl olduğu gibi bu yıl da orman yangınlarıyla yüz yüzeyiz. Sadece ağaçlar değil, yaban hayat, doğa, hatta bizim geleceğimiz de yanıyor.
Yangın haberlerini duyduğumuzda içimiz sızlıyor. Özellikle sıcak ve rüzgârlı günlerde hepimiz tedirgin oluyoruz. Çünkü artık biliyoruz ki, bir kıvılcım bile koca ormanları küle çevirebiliyor.
“Orman, Sadece Ağaç Değildir”
Ormanlar sadece göze güzel gelen yeşillikler değildir.
Onlar binlerce canlının evidir, suyun kaynağıdır, havanın filtresidir.
Bir ağaç, sadece bir ağaç değildir; nefesimizdir.
Yangın çıktığında sadece ağaçlar yanmaz. Toprak kurur, su çekilir, hayvanlar yuvasız kalır. Ve en önemlisi: İnsanlık doğaya olan sorumluluğunu bir kez daha yerine getirememiş olur.
Hepimizin Yapabileceği Şeyler Var
Orman yangınları elbette sadece kurumların işi değil. Bizim de birey olarak yapmamız gerekenler var:
• Ormanlık alanlarda ateş yakmamalıyız.
• Cam şişe, plastik ya da yanıcı maddeleri doğaya bırakmamalıyız.
• Şüpheli bir duman ya da ateş gördüğümüzde hemen 112’yi aramalıyız.
• Çocuklarımıza doğa sevgisini öğretmeliyiz.
Unutmayalım, en büyük felaketler bazen küçücük bir dikkatsizlikle başlar.
Bu topraklar hepimizin. Yaylalar, dağlar, ormanlar sadece bugün için değil, yarınlarımız için de var.
Yangınları önlemek sadece görevli ekiplerin değil, bizlerin de sorumluluğudur. Elbette yetkililerin de sorumlulukları büyük. Orman yangınları Türkiye’nin bir gerçeği olmuşsa bunun önlemi olarak gerekli ekipmanları da ivedilikle almak, olanı daha da artırmak gerek. Uçaklar, helikopterler ve yangını söndürmek için ne gerekiyorsa hepsi…
Gelin bu yaz, sadece piknik yapmayalım; doğayı koruyarak da vakit geçirelim.
Bir ağacın gölgesinde otururken, onun bize sağladığı nefesi de unutmayalım.
Yangınları durduramayabiliriz belki, ama azaltabiliriz.
Birlik olursak, bilinçli davranırsak, doğayla dost kalırsak…
Yanan ormanları değil, yeşeren umutları konuşuruz.