İslam dünyasında bazı geceler vardır ki, sadece takvimde yer almaz; gönüllerde yer bulur. Mevlid Kandili de işte bu mübarek gecelerden biridir. Rebiülevvel ayının 12. gecesi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) dünyaya gelişinin yıldönümüdür. Ancak bu doğum, sıradan bir doğum değildir. Bu, insanlık tarihine yön veren bir rahmetin, bir ışığın doğuşudur.
Peygamber Efendimiz yalnızca bir toplumun değil, bütün insanlığın rehberidir. Kur’an-ı Kerim’de bu hakikat açıkça belirtilir: “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 107). O, yaşadığı dönemde merhametiyle, adaletiyle, tevazusuyla ve ahlakıyla örnek olmuş; çağları aşan bir iz bırakmıştır.
Mevlid Kandili, sadece bir kutlama değil; bir muhasebe gecesidir. Kendimize sormalıyız:
Onun ahlakını ne kadar hayatımıza yansıtıyoruz?
Merhamet, sabır, dürüstlük gibi değerleri ne ölçüde yaşıyoruz?
Onu gerçekten tanıyor, anlamaya çalışıyor muyuz?
Bu geceyi ibadetle, dua ile, Kur’an okuyarak değerlendirmek mümkündür. Ama sadece ibadetle sınırlı kalmadan, bir gönül almak, bir hatayı telafi etmek, bir hayır işlemek de bu gecenin ruhuna uygundur. Çünkü Peygamberimiz sadece namaz kılan bir önder değil; aynı zamanda gönül yapan, hakkı gözeten, kalp kırmaktan sakınan bir insandı.
Kandiller, geçmişi anmak kadar geleceğe yön vermek içindir. Mevlid Kandili vesilesiyle Peygamberimizin örnekliğini yeniden hatırlamak, hayatımıza yön vermek için bir fırsattır.
Bu kutlu gecenin, tüm insanlığa huzur, ülkemize birlik ve beraberlik getirmesini temenni ediyorum.
Mevlid Kandiliniz mübarek olsun.