Ekmek…
Bu ülkede hâlâ sofraya konurken “bereket” diye anılan, yere düştüğünde öpülüp başa konan bir nimet. Ama aynı ülkede, her gün binlercesi hiç düşünülmeden çöpe atılıyor.
Market poşetlerinin dibinde bayatladığı için.
Masada kaldığı için.
“Kimse yemiyor” denildiği için…
Oysa artık ekmek çok da ucuz değil.
Bugün ekmek, özellikle dar gelirlinin en temel dayanağı. Fiyatı arttıkça sofradaki yeri daha da büyüyor. Buna rağmen israf azalacağına neredeyse sıradanlaşıyor. Çöp konteynerlerinin yanında, ağzı açık poşetlerden taşan ekmekler artık kimseyi durdurmuyor, kimseyi utandırmıyor.
Oysa eskiden böyle değildi.
Bayat ekmek, çöpe atılacak bir şey değil; mutfağın yeniden düşünülmesi demekti. Anneler, anneanneler bayat ekmekten yemek yapardı. Ufalanırdı, ıslatılırdı, soğanla kavrulurdu. Yumurtayla birleşir, köfte olurdu, çorbanın içine girerdi. Bazen de sıcacık bir tost olurdu. Bazı evlerde bayat ekmek, tazeden daha kıymetliydi; çünkü “boşa gitmezdi.”
Çünkü yokluk vardı.
Ama asıl önemlisi, değer bilme vardı.
Kimse “at gitsin” demezdi. Ekmek sadece karın doyuran bir şey değil, emeğin simgesiydi. O ekmeğin arkasında tarlada çalışan çiftçi vardı, fırında sabahın köründe mesaiye başlayan işçi vardı. Sofraya gelene kadar geçen o uzun yol, lokmaya saygı kazandırırdı.
Bugünse o bağ kopmuş gibi.
Ekmek raftan alınan sıradan bir ürüne dönüştü. Hikâyesi unutuldu. Değeri fiyat etiketine sıkıştı.
İşin ironik tarafı şu:
Ekmek pahalılaştı ama saygısı ucuzladı. Fiyatlar arttı, farkındalık artmadı. “Az alayım” demek yerine “nasıl olsa yine alırım” demeyi seçtik. Çok aldık, az tükettik, gerisini gözden çıkardık.
Oysa mesele yalnızca maddi değil.
Her çöpe atılan ekmek, görünmeyen bir emeğin yok sayılmasıdır. Bir fırın işçisinin alın teri, bir çiftçinin umudu, bir emeklinin sofrası da o poşetle birlikte çöpe gider.
Belki de sorun ekmeğin bayatlaması değil.
Sorun, bizim eskisi gibi düşünmememiz.
Eskiden elde kalan ekmek, mutfakta bir çözüm üretmenin bahanesiydi. Bugünse rahatsızlığın sebebi. Bir durup bakmak, değerlendirmek, dönüştürmek yerine hızla vazgeçiyoruz. Tüketiyor, atıyor, unutuyoruz.
Çöpe atılan her ekmek, biraz da geçmişten kopuş. Annelerimizin mutfağından, yoklukla şekillenmiş bir kültürden, “israf günahtır” cümlesinden uzaklaşma.
Ve belki de artık şunu sormanın zamanı:
Gerçekten bayatlayan ekmek mi, yoksa vicdanımız mı?