Her yıl toplumun farkındalığını amaçlayan Engelliler Haftası, 10 Mayıs ile 16 Mayıs tarihleri arasında, Birleşmiş Milletler'e üye 156 ülkede aynı tarihlerde kutlanan özel haftadır.

Bu hafta boyunca çeşitli nedenlerle toplumsal yaşam alanlarında çeşitli engellerle karşı karşıya bırakılan bireylere yönelik farkındalık oluşturulması amaçlanır.

Toplumlarda gerek ruhsal, gerekse fiziksel sorunları olan bireyler görülebilmektedir. Bu sorunlar doğuştan olabileceği gibi sağlıklı bir biçimde dünyaya gelen birey, ilerleyen zaman dilimlerinde yaşadığı bir olay nedeniyle engelli bir insan haline gelebilmektedir. Çevremize baktığımızda bunun pek çok örneğini görmek mümkündür.

Yani her sağlıklı birey de bir engelli adayı olabilir.

Bizler toplum olarak acaba ne kadar etrafımızdaki engelli bireylere faydalı olabiliyoruz, hiç düşündük mü?

Bu gibi yazılar genelde engellileri topluma nasıl kazandırmalıyız diye başlar. Bazen tersten başlamak lazım diye düşünüyorum. Toplumu engellilere nasıl kazandırmalıyız ki, engelleri ortadan kaldıralım. Engelli bireylerin toplum içinde yaşam kalitelerini sürdürülebilir şekilde devam etmelerine nasıl faydalı olabiliriz diye yaklaşmalıyız.

Aslında bu özel bireyler çok şey istemiyorlar. Sadece yaşam mücadelelerinde onların yanında olmamızı ve kendilerine tanınan haklara engel olmamamızı istiyorlar.

Şehir hastanesi otoparkında engelliler için yapılan park alanlarına gayet sağlıklı kişilerin araçlarını park etmeleri, kaldırımlardaki engelli rampaların önlerine park edilen araçlar, veyahut da engelli bir bireyin halk otobüslerini kullanırken çektiği zorluklar onların yaşamlarına ne kadar engel olduğumuzu gösteriyor.

Onlar engel tanımadan toplumun bir bütünü olarak yaşamın her alanına güzellikler katmaya çalışırken, engeli olmadığını düşünen oysaki düşünce engeline takılan bu insanlar onların özel alanlarını bile işgal etme gücünü kendilerinde buluyorlar.

Bu yüzdendir ki toplumu engellilere kazandırmalıyız.

Bizler Müslüman bir toplumuz ve İslam dini kolaylık dinidir. Çünkü Allah bizim için kolaylık ister, zorluk istemez. (Bakara, 2/185.) Rahmet ve şefkat Peygamberi (s.a.v.) de “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” (Buhari, İlim, 11 [69]; Müslim, Cihad, 8 [1734].) buyurarak bizlere dinin özünde zorluk olmadığını belirtmiştir.

Bu farkındalık haftasında onları anlamak adına güzel işler yapabiliriz. Onlarla sohbet edip onların bakış açısından bakmak, toplum içerisinde yaşadıkları engelleri nasıl ortadan kaldırmalıyız fikriyle hareket etmeliyiz. Yılda bir kere de olsa gözlerimizi kapatıp onların yerine kendimizi koyarak empati yapabiliriz. Bu dünya hepimizin, bizler hayatı ne kadar kolaylaştırırsak onların da engelleri aşmaları o kadar kolay olacaktır.

Dünyayı daha güzel ve yaşanabilir bir yer haline getirmek için öncelikle iç dünyamızdaki engelleri kaldırmalı ve ön yargılarımızdan kurtulmalıyız. Can hep aynı candır ve onda özür olmaz, özür bakış açılarımızda yani engeller düşüncelerimizde…

Güzel düşünelim ki bütünü güzel ve eksiksiz görelim. Bütünü güzel ve eksiksiz gördüğümüz zaman, engellerin de ortadan kalktığı zaman olacaktır…

Dünyayı daha güzel ve yaşanılır hale getirmek için engelleri ortadan kaldıralım.