2025-2026 eğitim öğretim yılının son günlerine yaklaşırken, okullarda tatlı bir telaş yaşanıyor. Bir yıl boyunca emek veren öğrenciler karne heyecanı yaşarken, veliler de çocuklarının sevincine ortak olmanın mutluluğunu yaşıyor. Ancak son yıllarda eğitim hayatımızda giderek yaygınlaşan bir uygulama var ki, üzerinde yeniden düşünmek gerekiyor; mezuniyet törenleri, kep ve cübbe organizasyonları.

Eskiden yalnızca üniversite mezuniyetlerinde gördüğümüz kep ve cübbe törenleri artık anaokullarına kadar indi. Çocuklarımız daha okuma yazmayı yeni öğrenmeden kep atıyor, ilkokulu bitirirken cübbe giyiyor, ortaokulda yeniden mezuniyet kutluyor, lise sonunda ise bir kez daha aynı heyecanı yaşıyor. Elbette çocukların başarılarını kutlamak, emeklerini taçlandırmak son derece kıymetli. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Sorun, bu kutlamaların zamanla amacından uzaklaşarak adeta bir gösteriye dönüşmesinde yatıyor.

Bugün birçok okulda mezuniyet organizasyonları sadece kep ve cübbe ile sınırlı kalmıyor. Fotoğraf çekimleri, özel salon organizasyonları, mezuniyet partileri, süslemeler, hediyelikler ve çeşitli etkinlikler derken ailelerin karşısına ciddi bir maliyet çıkıyor. Başlangıçta masum görünen bu uygulamalar, özellikle ekonomik şartların ağırlaştığı günümüzde birçok veli için önemli bir yük haline geliyor.

Öğretmenlerimizin ve okul yöneticilerimizin yaklaşımı çoğu zaman iyi niyetli. "İsteyen katılır, istemeyen katılmaz" düşüncesiyle hareket ediliyor. Ancak işin duygusal boyutu çoğu zaman göz ardı ediliyor. Çünkü hiçbir anne baba çocuğunun arkadaşları arasında kendisini eksik hissetmesini istemez. Çocuklar da doğal olarak arkadaşlarının yaşadığı heyecanın dışında kalmak istemezler. Sonuçta veliler, bütçelerini zorlayarak da olsa bu organizasyonlara katılmak için çaba gösteriyor.

Mezuniyet sevinci gerçekten kep ve cübbe ile mi ölçülür?

Çocuklarımızın başarılarını kutlayalım, onları motive edelim, emeklerini alkışlayalım. Ancak bunu yaparken aileler üzerinde ekonomik baskı oluşturmayan, daha sade ve daha anlamlı etkinlikleri tercih edelim. Çünkü eğitimin özü gösteriş değil, bilgi, emek ve fırsat eşitliğidir.

Kep ve cübbe elbette güzel bir hatıra olabilir. Ama hiçbir çocuk, o kepi takamadığı için kendisini eksik hissetmemelidir.

Artık bu organizasyonlara Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir dur demesi gerekiyor. Geleceği emanet edeceğimiz çocuklarımız ve onları bin bir emekle geleceğe hazırlayan aileleri bu ve buna benzer organizasyonlar altında ezilmemelidir. Eğer ki kep ve cübbe zorunlu olacaksa devletin bu organizasyonlara belirli bir bütçe ayarlaması şarttır.

Sağlıcakla kalın.