Temmuz ayının ortasındayız.

Güneş, gökyüzünde adeta bir ampul gibi parlıyor; ışığıyla değil, ısısıyla kavuruyor. Şehirler bir fırın gibi...

Asfalt eriyor, beton duvarlar gündüz aldığı sıcaklığı gece geri kusuyor. Sokaklar sessiz. İnsanlar, sabahın erken saatlerinde işine gidip, akşam saatlerinde gölgeleri kovalıyor. Kimse uzun uzun yürümek istemiyor; gölge buldu mu bekliyor, bir yudum su buldu mu kıymetini biliyor.

Sıcak hava sadece termometrede yükselen bir değer değil aslında. Günlük yaşamımızı, ruh halimizi, hatta ilişkilerimizi bile etkileyen bir hal. Klima sesi artık bir fon müziği gibi yaşamımızın arka planında çalıyor. Serin bir rüzgâr, neredeyse bir mucize gibi hissediliyor.

Ama belki de sıcaklar bize yavaşlamayı öğretiyor. Koşturmayı bırakıp bir ağacın altında dinlenmenin, buz gibi bir karpuz dilimini paylaşmanın, balkon sohbetlerinin tadını çıkarabilmenin önemini hatırlatıyor. Mevsimler sadece doğanın değil, insanın da ritmini ayarlıyor.

Bunca sıcak arasında, bir bardak soğuk ayran, Serçeönü’nde hafif esen bir rüzgâr ya da Yamula Barajı’na atılan bir serinletici bakış bile lüks sayılıyor. Oysa biz Kayserililer, bu şehri sadece pastırmasıyla, mantısıyla değil; dayanışmasıyla da biliriz. Mahalle çeşmesinin başında bir bardak su paylaşmak, komşuya serin bir karpuz bırakmak gibi küçük ama anlamlı jestler, bu sıcak günlerde daha da kıymetli hale geliyor.

Geçtiğimiz hafta Kayseri’de termometreler 40 dereceyi gösterdiğinde, şehir sanki zamanla birlikte eriyip akıyordu. Talas’tan Sivas Caddesi’ne, Hunat’tan Cumhuriyet Meydanı’na kadar her yerde aynı soru yankılandı: “Bu sıcakta ne yapılır?”

Kayseri, kışın ayazıyla meşhur bir şehir olabilir ama son yıllarda yazın da nasibini fazlasıyla alıyor. Artık serin akşam rüzgârları yerini gece yarısı bile kesilmeyen bir sıcaklığa bıraktı. Sabah 8’de işe yürürken gölgeler tükenmiş, öğle saatlerinde şehir neredeyse bir fırın gibi.

Bu sadece bir “çok sıcak oldu” meselesi değil. Yaşlılar, kronik hastalar, küçük çocuklar için ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geliyor bu bunaltıcı hava.

Bu yaz çok sıcak geçecek diyor uzmanlar. Belki bu bir uyarıdır. Belki doğa, bize "dur biraz, düşün" diyordur. Sıcaktan bunaldığımız bu günlerde, bir gölge bulup dinlenmekle yetinmeyelim. Kendimize ve dünyaya da biraz nefes aldırmayı deneyelim.

Serin kalın.