Zor bir zamandan geçiyoruz. Öyle ki bazen çocukların gözlerinde olması gereken o saf neşenin yerini tedirgin bir bakış alıyor. Oyun oynaması gereken yaşlarda kaygıyı tanıyan, gülmesi gerekirken susmayı öğrenen çocuklar var artık. İşte tam da böyle bir çağda, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nasıl kutlanır diye insan kendine sormadan edemiyor.

Ama hayatın bir gerçeği var; ne yaşarsak yaşayalım, hayat devam ediyor. Zaman durmuyor. Acılar da, sevinçler de aynı hayatın içinde yerini alıyor. Bizler ise bu hayatın içinde yönünü kaybetmemesi gerekenleriz. Hele ki çocuklarımız varken…

Son yaşanan olaylar hepimizi derinden sarstı. Günlerce çocuklarımız okullarından uzak kaldı, rutinler bozuldu, alışkanlıklar değişti. Ama tam da bu noktada unutmamamız gereken bir gerçek var; Her şeyin başı eğitimdir. Eğitim sadece okulda başlayan bir süreç değildir. Evde başlar, okulda şekillenir ve hayat boyunca devam eder. İnsan sadece derslerle değil, yaşadıklarıyla da öğrenir.

Bugün çocuklarımıza vereceğimiz en büyük ders, anlattıklarımız değil; nasıl durduğumuzdur. Biz hayata nasıl tutunuyorsak, onlar da öyle öğrenir. Biz düştüğümüz yerden nasıl kalkıyorsak, onlar da umudu öyle tanır. İşte bu yüzden güçlü olmak zorundayız. Kendimiz için değilse bile çocuklarımız için…

Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu özel gün, sadece bir bayram değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Belki bu yıl coşkusu biraz eksik, belki içimiz tam anlamıyla şen değil. Ama bu bayram yine de kutlanacak. Çünkü çocukların gülüşü yarım kalmamalı.

Onlara alkış tutacağız. Küçük bir şiir okuduklarında, bir resim yaptıklarında, bir hayal kurduklarında… Yanlarında olacağız. Cesaretlendireceğiz. “Her şeye rağmen devam edebiliriz” duygusunu hissettireceğiz. Çünkü çocuk dediğin, umudun en saf halidir.

Belki dünya bir süreliğine onların omuzlarına ağır geldi. Ama biz o yükü hafifletmek zorundayız. Onlara korkuyu değil güveni, umutsuzluğu değil yeniden başlamayı öğretmeliyiz. Çünkü yarınları inşa edecek olanlar onlar.

Bu 23 Nisan belki biraz hüzünlü… ama bir o kadar da anlamlı. Çünkü bu kez sadece bayramı değil; çocukların gülüşünü korumayı, yeniden ayağa kalkmayı ve umudu büyütmeyi kutluyoruz.