İlkbahar ve yaz aylarının gelişiyle birlikte tabiat yeniden çağrısını yapmaya başladı. Güneş yüzünü gösterdi, havalar ısındı, hafta sonu planlarının vazgeçilmezi yine piknik alanları oldu. “Tak sepeti koluna, haydi piknik yoluna” diyerek kendini yeşile atanların sayısı her geçen gün artıyor. Kimi mesire alanlarında mangal yakıyor, kimi çocuklarıyla parklarda vakit geçiriyor, kimi ise şehir kalabalığından uzaklaşıp doğayla baş başa kalmayı tercih ediyor.

Elbette tüm bunlar son derece doğal ve olması gereken görüntüler. Ancak doğayla iç içe geçirilen zamanın bazı riskleri de beraberinde getirdiğini unutmamak gerekiyor. Özellikle her yıl yüzlerce insanın hayatını tehdit eden keneler, yaz aylarının yaklaşmasıyla yeniden gündemdeki yerini aldı.

Artık neredeyse kenenin ne olduğunu bilmeyen kalmadı. Özellikle son yıllarda artan vakalar nedeniyle vatandaşlar daha bilinçli hareket ediyor. Belediyeler park, bahçe ve mesire alanlarında düzenli ilaçlama çalışmaları yürütüyor. Ancak bu durum tamamen güvenli bir ortam oluştuğu anlamına gelmiyor. Çünkü keneler; kuşlar, sokak hayvanları ya da farklı yollarla ilaçlanmış bölgelere dahi taşınabiliyor.

Bu nedenle alınacak en önemli tedbir bireysel dikkat. Özellikle çocuklarımızı yeşil alanlara götürdüğümüzde daha hassas davranmamız gerekiyor. Piknik sonrası çocukların ve yetişkinlerin kıyafetleri mutlaka kontrol edilmeli. Açık renkli giysiler tercih edilmeli, mümkün olduğunca uzun kollu kıyafetler giyilmeli. Çalılık ve yoğun otluk alanlarda uzun süre vakit geçirilmemeli.

En önemlisi de vücuda tutunan bir kene görüldüğünde bilinçsiz müdahaleden kaçınılmalı. Kulaktan dolma yöntemlerle değil, en kısa sürede bir sağlık kuruluşundan destek alınmalı.

Doğanın keyfini çıkaralım, temiz havanın tadını çıkaralım ama tedbiri de elden bırakmayalım. Çünkü bazen küçücük bir ihmal, büyük sonuçlar doğurabiliyor.