Bugün insanların en zorlandığı şey beklemek. Bir yanıtın geç gelmesi, bir işin uzaması, bir sürecin zaman alması hemen huzursuzluk yaratıyor. Küçük gecikmeler büyük tepkilere dönüşüyor. Sabır, gündelik hayatın içinde hızla kaybolan bir değere dönüşmüş durumda.
Toplumda artan gerginliğin ve tahammülsüzlüğün arkasında da bu kayıp var. Trafikte, hastanelerde, iş yerlerinde insanlar birbirine daha çabuk öfkeleniyor. Sesler daha hızlı yükseliyor, anlayış daha çabuk tükeniyor. Çünkü herkes hemen olsun istiyor.
Sabırsızlık artık bireysel bir sorun olmaktan çıktı. Dinlemek yerine söz kesen, anlamaya çalışmak yerine cevap veren bir toplumsal dile dönüştü. Karşımızdakine zaman tanımıyoruz. Beklemeyi değil, hüküm vermeyi tercih ediyoruz. Bu da iletişimi çoğaltmıyor, aksine zayıflatıyor.
Teknolojinin bu dönüşümde büyük payı var. Bir tuşla sipariş veriliyor, birkaç saniyede mesaj gönderiliyor, bilgiye anında ulaşılıyor. Hayat hızlandıkça beklentiler de aynı hızla yükseliyor. Her şey bu kadar hızlıysa, insanlar neden yavaş olsun düşüncesi fark etmeden ilişkilerimize yerleşiyor.
Sabır kaybı en çok empatiyi zedeliyor. Çünkü empati zaman ister. Karşındakini dinlemeyi, anlamayı, durup düşünmeyi gerektirir. Sabırsız bir toplumda ise herkes konuşmak istiyor ama kimse gerçekten dinlemiyor. Bu yüzden kalabalıklar artıyor, anlayış azalıyor.
Bu tablo çocuklara da yansıyor. Hemen sıkılan, çabuk vazgeçen, beklemekte zorlanan bir nesil büyüyor. Oysa sabır öğrenilen bir beceridir. Görülerek, yaşanarak gelişir. Sabırsız yetişkinlerin olduğu bir ortamda sabırlı çocuklar yetiştirmek kolay değil.
Toplum sabrı kaybettikçe hoşgörüyü de kaybediyor. Hatalara daha az tolerans gösteriliyor, farklılıklara daha sert tepkiler veriliyor. Bu sertlik bizi daha güçlü yapmıyor; daha yorgun, daha gergin ve daha yalnız hâle getiriyor.
Belki de yeniden hatırlamamız gereken basit bir gerçek var; Hayattaki her şey hemen olmaz. Bazı sorunlar zaman ister, bazı ilişkiler emek ister, bazı değişimler sabırla gerçekleşir. Sabır zayıflık değil, olgunluktur.
“Sabret; çünkü her şey vaktini bulur.” (Mevlânâ)
Bugün hızla ilerliyoruz ama birbirimizden uzaklaşıyoruz. Oysa sabır, insanı insana yaklaştırır. Toplum olarak biraz yavaşlamadıkça, sadece zaman değil, biz de yıpranmaya devam edeceğiz.