Hayatımız boyunca belki de en çok kullandığımız cümlelerden biri şudur; "O çok iyi bir insan."

Peki gerçekten öyle mi? Daha doğrusu, "iyi insan" dediğimiz şeyin ortak bir tanımı var mı?

Son günlerde bu soru zihnimi oldukça meşgul ediyor. İnsanlarla karşılaşıyor, onları gözlemliyor, haklarında yapılan yorumları dinliyorum. Birinin "çok iyi biri" dediğine, bir başkası aynı kişi için "ondan uzak dur" diyebiliyor. Aynı insan, birinin başrolü olurken başka birinin hayal kırıklığı olabiliyor.

İnsanların çoğu, kendisine iyi davrananı iyi insan olarak tanımlıyor. Bize yardım eden, işimizi kolaylaştıran, zor günümüzde yanımızda duran kişiler gözümüzde değer kazanıyor. Oysa aynı kişi, belki bir başkasıyla hiç anlaşamıyor, hatta onun hayatını zorlaştırıyor.

Demek ki iyilik, biraz da bulunduğumuz yerden baktığımız manzaraya göre şekilleniyor.

Bir öğretmen düşünün... Disiplinlidir, kuralları tavizsiz uygular. Öğrencilerinden bazıları onu sert ve anlayışsız bulurken, yıllar sonra aynı öğrenciler "Hayatımıza yön veren en iyi öğretmen oydu." diyebilir.

Bir anne ya da baba düşünün... Çocuğuna her istediğini vermeyen ebeveyn, o gün kötü ilan edilir. Ama yıllar sonra o sınırların ne kadar değerli olduğu anlaşılır.

İşte bu yüzden "iyi insan" kavramı, tek cümleyle tarif edilemeyecek kadar derindir.

Geçtiğimiz günlerde bir cümle okudum. Çok kısa ama üzerinde uzun uzun düşündüren bir cümleydi:

"Hayatı kolaylaştıran insan iyidir."

İlk okuduğumda oldukça anlamlı geldi. Gerçekten de bazı insanlar vardır; yanına gittiğinizde yükünüz hafifler. Varlığı yormaz, aksine nefes aldırır.

Ama biraz daha düşününce bunun da tek başına yeterli olmadığını fark ettim.

Çünkü hayatı kolaylaştırmak her zaman "evet" demek değildir.

Bazen size hayır diyen insan, aslında en büyük iyiliği yapıyordur.

Bazen sizi eleştiren kişi, gelişmenizi sağlayan kişidir.

Bazen en zor konuşmalar, en değerli dostlukların temelini oluşturur.

İyi insan sadece sizi mutlu eden değil; gerektiğinde doğruyu söyleme cesaretini gösterebilen kişidir.

Belki de mesele, herkese iyi görünmek değildir.

Zaten herkese aynı anda iyi görünmek mümkün de değildir.

Çünkü insanların beklentileri farklıdır.

Birinin doğrusu diğerinin yanlışı olabilir.

Birinin çıkarına dokunan davranış, diğerinin adalet duygusunu besleyebilir.

Bu yüzden "herkes beni sevsin" çabası, insanı en çok yoran hedeflerden biridir.

Asıl önemli olan; vicdanın rahat mı?

Sözün doğru mu?

Niyetin temiz mi?

Kimsenin hakkını yemeden yaşayabiliyor musun?

İyi insan olmanın belki de değişmeyen birkaç ölçüsü varsa, bunlar tam da burada saklıdır.

İyilik; gösterişte değil, niyette başlar.

İyi insan, herkesin alkışladığı kişi değildir.

İyi insan; gittiği yerde kavga değil huzur bırakan, bulunduğu ortamı zehirlemek yerine güzelleştiren, insanların omzuna yeni yükler eklemek yerine yüklerinden biraz olsun alan kişidir.

Hayatı gerçekten kolaylaştıran insan...

Belki de iyiliğin en sade tarifidir bu.

Ama önce şunu kabul etmek gerekir:

İyi insan olmak, herkes tarafından iyi olarak görülmek anlamına gelmez.

Çünkü insanlar sizi kendi pencerelerinden değerlendirir.

Asıl önemli olan, günün sonunda aynaya baktığınızda gördüğünüz insandan utanmıyor olmanızdır. Ya da kafanızı yastığa koyduğunuzda gün içerisinde yaptığınız tüm davranışların içinizi kemirmeden rahat uyumanızdır.

Sağlıcakla kalın…