Gazete haberlerini toparlarken son günlerde dikkatimi çeken iki olay oldu. Aslında ikisi de birbirinden farklı görünse de ortak bir noktaları var insanlık…
Geçtiğimiz günlerde Talas Belediyesi’nde görev yapan bir işçi, mesai sırasında bulduğu cüzdanı sahibine ulaştırdı. Ardından otobüste fenalaşan bir yolcuyu fark eden şoför, hiç tereddüt etmeden güzergâhını değiştirerek yolcusunu hastaneye yetiştirdi.
Her iki davranış da belediye başkanları tarafından ödüllendirildi, teşekkür edildi ve kamuoyuna örnek olarak gösterildi.
Buraya kadar güzel…
Ama insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Biz ne zaman insan olmanın gerektirdiği davranışları ödüllendirmeye başladık?
Bir parkta ya da görev alanında bulunan cüzdanı sahibine teslim etmek, aslında olması gereken değil midir? Başkasının parasına, kimliğine, özel eşyasına sahip çıkmak bir erdemden önce vicdan meselesi değil midir?
Ya da bir otobüste yolculardan biri fenalaştığında, onu en kısa sürede hastaneye ulaştırmak…
Bunun için ödül mü gerekir?
Elbette hayır.
Fakat bugün geldiğimiz noktada, olması gereken davranışları gördüğümüzde şaşırıyor, hatta “İnsanlık ölmemiş” diyoruz.
İşte asıl üzerinde düşünmemiz gereken nokta da tam burası.
İyilik yapanın adı “enayi”, hakkından vazgeçenin ise “zayıf”, başkasını düşünenin “zararda” görüldüğü bir ortamda vicdanın sesi giderek daha az duyuluyor.
Oysa insan olmak biraz da kimse görmüyorken doğru olanı yapabilmektir.
Bulduğun cüzdanı sahibine teslim etmek…
Yolda yardıma ihtiyacı olan birinin yanında durmak…
Otobüste fenalaşan bir yolcuyu hastaneye ulaştırmak…
Yaşlı birinin elinden tutmak…
Bir çocuğun düşürdüğü eşyayı yerden alıp ona vermek…
Bunların hiçbirinin alkışa, kameraya, teşekkür belgesine ihtiyacı olmamalı.
Çünkü iyilik, karşılığını beklediği anda iyilik olmaktan çıkar.
Bugün bu davranışları yapan insanları elbette takdir edelim. Ödüllendirelim. Çünkü güzel örneklerin çoğalmasına ihtiyaç var.
Ama keşke bir gün gazete sayfalarında “Bulduğu cüzdanı sahibine teslim etti” diye haber yapmak zorunda kalmasak.
Keşke bir şoförün hastalanan yolcusunu hastaneye götürmesi olağanüstü bir olay olarak görülmese.
Keşke çocuklarımıza “İyi insan ol” derken bunun ne kadar büyük bir mücadele olduğunu anlatmak zorunda kalmasak.
Şimdi biraz durup kendimize soralım.
O cüzdanı biz bulsaydık ne yapardık?
O otobüsün şoförü biz olsaydık, ne yapardık?
Kimse görmeseydi yine aynı davranışı gösterir miydik?
İşte insanlığın gerçek sınavı burada başlıyor.
Çünkü insan olmak, herkesin bizi gördüğü yerde değil; kimsenin görmediği yerde verdiğimiz kararla ortaya çıkıyor.
Bence iyi insan olmak hâlâ mümkün.
Sağlıcakla kalın…