Dün takvimler 3 Mayısı gösteriyordu.
3 Mayıs denince akla hemen kitaplardaki o tozlu bilgiler, 1944 yılındaki mahkemeler, tabutluklar gelir. Ama gelin, bu sefer klişeleri bir kenara bırakalım. 3 Mayıs aslında ne biliyor musunuz?
Bir "hayır" diyebilme sanatıdır. Hani bazen herkesin aynı şeyi söylediği, rüzgarın hep aynı yöne estiği anlar vardır ya; işte o gün bir avuç insan çıktı ve "Rüzgar ne tarafa eserse essin, bizim yönümüz belli" dedi. O yüzden 3 Mayıs’ı sadece bir takvim yaprağı gibi görmemek lazım. Bu tarih, aslında Türk insanının kendi karakterine sahip çıkma hikayesidir. Tarihte nice örneklerde de olduğu gibi...
Bakın, kimse şundan bahsetmez: O gün Ankara sokaklarını dolduran o gençler, sadece bir siyasi fikri savunmuyorlardı. Onlar aslında "Biz buradayız ve kendi değerlerimizle var olmak istiyoruz" diyorlardı. O günün soğuk hücrelerinde, tırnakları sökülen, baskı gören o isimlerin tek bir derdi vardı: Samimiyet.
Bugün etrafımıza bir bakalım. Her şey ne kadar yapay, ne kadar birbirinin kopyası değil mi? 3 Mayıs bize şunu fısıldıyor: "Kendin olmaktan korkma." Milliyetçilik dediğimiz şey, sadece marş söylemek veya bayrak sallamak değil. Milliyetçilik; işini en iyi yapmak, dürüst olmak, kimseye müdana etmemek ve bu toprakların ruhunu iliklerinde hissetmektir.
"Gerçek bir fikir, ancak bedel ödenmişse değer kazanır."
1944’te o bedel ödendi. Hem de ne bedel! Ama o günün "kaybedenleri" gibi görünenler, aslında tarihin en büyük kazananları oldular. Çünkü fikirleri bugün hâlâ taze, hâlâ diri.
Eğer bugün bu yazıyı kendi dilimizde, kendi hür irademizle yazabiliyorsak; o günün "dik duruşu" sayesindedir. 3 Mayıs bir matem günü değil, bir uyanışın, bir direncin ve en önemlisi bir karakter gösterisinin yıldönümüdür.
Eskilerin o meşhur sözüyle yazımı bitirmek istiyorum. "Tohum toprağa düşerse ölmez, sadece filizlenmek için vakit kollar."
3 Mayıs o tohumun patladığı gündür.
Dünya, Türk'ü biliyor. Türk'ü tanıyor. Tarihte gücünü çok kez gördü.
Türk kararlı, Türk korkusuz, Türk boyun eğmez.
Dünya, her zaman bunu böyle bilecek!
Ruhu diri olanlara, fikri hür olanlara ve bu vatanı karşılıksız sevenlere selam olsun.
Bu kutlu günün mücadelesinde öne çıkan o kıymetli insanlara müteşekkiriz.
Ruhları şâd, Mekânları cennet olsun.
Bayramımız değil, duruşumuz kutlu olsun.