OKULLARDA Kİ KAN İZLERİ!

GÜLŞAH ÜNSAL

19-04-2026 12:31

​Yazıma nasıl  başlayacağımı,  nereden başlamam gerektiğini  inanın bilmiyorum. Okullarda yaşanan katliam olaylarını sizler gibi ben de kanım donarak,  gözyaşları  içinde izledim. İçimde bastıramadığım bir öfke ve gittikçe alevlenen bir üzüntü var.

Yaşanılanlar, o görüntüler nasıl sakin bir dille yazılabilir onu da bilmiyorum. Ama bir yerinden başlamalıyım.

 Bugün burada nazik cümleler kurmaya, olanı biteni yumuşatmaya çalışanlara;

"Siz hangi dünyada yaşıyorsunuz?"

sorusu ile başlayayım o halde...

Hakikaten siz nasıl bir dünya da yaşıyorsunuz?

 Okul koridorları kan gölüne dönmüş,  öğretmenler tahta başında, çocuklara siper olmak isterken katledilmiş, henüz oyun çağında ki onlarca çocuk  kendi okul arkadaşları tarafından vicdansızca hayattan koparılmış da siz hâlâ buna  "talihsiz olaylar" mı diyorsunuz? Bu bir talihsizlik değil, bu bir katliamdır!

Bu, ilmek ilmek ördüğümüz toplumsal cinnetin, "benim çocuğum yapmaz" diyen kör cehaletin ve her şeyi sadece izlemekle yetinen o vurdumduymazlığın kanlı faturasıdır.  Okullar artık bilim yuvası değil, çocukların birbirini infaz ettiği birer katliam binasına dönüşmüştür.

​Peki, kim bu katilleri yetiştirenler? Hiç uzağa bakmaya gerek yok. O katil çocukların arkasındaki "aile" dediğimiz o enkaz yapıya bakın. Çocuğunun eline dijital dünyayı  verip, ruhuna ne dolduğuna bakmayan, evde şiddeti bir güç gösterisi olarak sunan, "aslan oğlum" diyerek zorbalığı alkışlayan her anne baba bu cinayetlerin ortağıdır. Bir çocuk ki "tasarlayarak işlenen  cinayette" kesinlikle yaş faktörü olmamalı fakat yasa "çocuk" diyor. 13 yaşında ki kişi eline silah alıp okul basacak kadar gözü dönüyorsa, o canavar o evin içinde, o sofrada büyütülmüştür. Takipsizlik ve denetimsizlik ise bu işin tuzu biberi oldu. Okulun çevresinde uyuşturucudan kesici aletlere kadar her şey peynir ekmek gibi satılırken kafasını çevirenler, sosyal medyadaki o şiddet çetelerine, nefret gruplarına göz yumanlar bugün dökülen her damla kandan sorumludur. Geldiğimiz durum bir uçurumdur ve biz o uçurumdan aşağı hızla çakılıyoruz bunu görebiliyor musunuz?

​Bu leş düzenin içinde hangi gelecekten bahsedelim bilmiyorum? Çocukların okula giderken helâlleştiği, öğretmenlerin sınıf kapısından girerken arkasına bakmak zorunda kaldığı bir ülkede gelecek çoktan ölmüştür. Biz sadece test çözen; vicdanı çürümüş, empati duygusu alınmış, şiddeti  "havalı duruş" sanan bir canavar nesil var ettik . Eğer bugün bu gidişata dur demezsek, yarın sığınacak bir hukukumuz, korunacak bir onurumuz, hayata umutla bakan toplumumuz  kalmayacak. Bu denetimsizlik, bu aymazlık devam ettiği sürece, korkarım ki o okul bahçelerinden daha çok tabut taşırız.

Geleceği,  umudu,   anaları babaları da o çocukların  koynunda tabuta koyarız.

Evet artık kağıt üzerindeki süslü yasalardan vazgeçilip, demir yumruk gibi bir düzen gelmek zorunda. Okula giren her çanta, her cebe kadar didik didik aranacak bir güvenlik sistemi artık bir tercih değil, can borcu haline geldi. Çocuğu suça karışan, nefret ve  sorumsuzlukla  besleyen ailelere de  en ağır hapis cezaları, en sert yaptırımlar getirilmelidir. Çünkü burada tek suçlu yok.

Suçluyu "çocuktur" diyerek şefkatle sarmalayan değil, kurbanın hakkını savunan, caydıran bir hukuk sistemi şarttır. Dijital mecralardaki o vahşet grupları tek tek patlatılmalı, okullarda rehberlik adı altında yapılan kağıt kürek işleri bırakılıp gerçek bir psikolojik disiplin ağı kurulmalıdır.

​Sonuç olarak;

ya bu vahşetle, bu çürümüş aile yapısıyla ve bu takipsizlikle en sert şekilde yüzleşiriz ya da çocuklarımızı kendi ellerimizle mezara koymaya devam ederiz. Bu bir tercih değil, bu bir varoluş savaşıdır. Ya okulları yeniden "yuva" yapacağız ya da bizzat kendi yetiştirdiğimiz canavarların kurbanı olacağız.

Ve biz;

Şu an ve gelecekte  başarılara imza atmış veya atacak olan çocuklarımızı, o çocukları sevgi ile yetiştiren öğretmenlerimizi konuşacak iken;

 vücutlarına kaç kurşun girdiğini, sönen ocaklarını,  yitip giden hayâllerini konuşuyoruz.

Tablo çok acı!

Vakit doldu, sabırlar tükendi.

Yaşam ile ilgili kaygı giderek artıyor.

Artık  adalet ve mutlak düzen zamanı!

DİĞER YAZILARI Ezber Bozan 3 Mayıs 01-01-1970 03:00 SESSİZLİĞİN BEDELİ 01-01-1970 03:00 İSTANBUL' DA BİR SEMT Mİ? 01-01-1970 03:00 Bozkırın Vicdanı: Muhsin Yazıcıoğlu 01-01-1970 03:00 RAMAZAN’IN RUHUMUZDA BIRAKTIĞI ASİL MİRAS 01-01-1970 03:00 ARŞİVLER ÖKSÜZ, SOKAKLAR CAHİL KALDI! 01-01-1970 03:00 ALEVLER YÜKSELİYOR, GERİLİM ARTTI! 01-01-1970 03:00 SENİN Kİ KAÇ "NET" ? 01-01-1970 03:00 HAKLI OLMA HASTALIĞI! 01-01-1970 03:00 GELECEK ZOR AMA UMUT VAR! 01-01-1970 03:00 ESİRİ OLDUK! 01-01-1970 03:00 “UĞUR' LAR ÖLMEZ!” 01-01-1970 03:00 O ÇOCUK DEĞİL BİR CANİ!  01-01-1970 03:00 ASLOLAN İNSAN! 01-01-1970 03:00 TAKVİM DEĞİŞTİ 01-01-1970 03:00 DİLİMİZ AĞIR YARALI 01-01-1970 03:00 YORMADAN, YOKUŞ OLMADAN! 01-01-1970 03:00 GÜNLÜK HAYATIN GİZLİ PSİKOLOJİSİ 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE EKONOMİSİNDE 2025  01-01-1970 03:00 KADINLAR ÖLMESİN! 01-01-1970 03:00 YA İÇİNDE KALIRSA? 01-01-1970 03:00 HERŞEY SESSİZLİKTE GİZLİ! 01-01-1970 03:00 KÜLLER ARASINDA KALAN  "DOĞU TÜRKİSTAN " 01-01-1970 03:00 KÖMÜRDEN GÜNEŞE TÜRKİYE! 01-01-1970 03:00 İNSANLIĞIN SUSTURULAN VİCDANI 01-01-1970 03:00 KALBİNLE GÖRMEYI DENEDİN MI? 01-01-1970 03:00 HERKESE AYNI OLAN DEĞİL, HERKESE HAKKI OLAN...! 01-01-1970 03:00 SEYİR HALİNDE ÇÖKÜŞ: HABERLERDEN DİZİLERE TOPLUMSAL EROZYON! 01-01-1970 03:00 12 EYLÜL 1980: UNUTULMAYAN DARBENİN GÖLGESİNDE TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE'NİN BİTMEYEN GÜNDEM MARATONU 01-01-1970 03:00 SESSİZ MİSAFİR, ÖLÜM! 01-01-1970 03:00 TEKNOLOJİK ÇAĞ KORKUTUYOR! 01-01-1970 03:00 GELECEĞE UZANAN SESSİZ BİR EL! 01-01-1970 03:00 GELECEĞE UZANAN SESSİZ BİR EL! 01-01-1970 03:00 SAHNE, SENİN! 01-01-1970 03:00 TOPRAĞA DÜŞEN, SADECE BİR KIVILCIM MI? 01-01-1970 03:00 HAYATA UYANIŞ! 01-01-1970 03:00 ŞÜKRÜN SONU SELAMET! 01-01-1970 03:00 CİĞERLERİMİZ YANIYOR! 01-01-1970 03:00 DÜNYA ÇOK YORULDU, SIRA BİZDE! 01-01-1970 03:00 "KATLİAM" IN ADI, DİPLOMASİ! 01-01-1970 03:00 TELEFONLAR TİTREŞİMDE, İNSANLAR SESSİZDE... 01-01-1970 03:00 POZİTİF OLALIM DERKEN HAFİFTEN GİDİYORUZ!  01-01-1970 03:00 UMUT: YAŞAMIN EN SESSİZ AMA EN GÜÇLÜ FISILTISI 01-01-1970 03:00 VAY MEMLEKETİMİN HALİ! 01-01-1970 03:00 DAHA KAÇ KADIN ÖLMELİ? 01-01-1970 03:00 MESELE BÜYÜK! 01-01-1970 03:00 ŞÜKRET, ŞÜKRÜN SONU SELAMET! 01-01-1970 03:00 GÜVENDİĞİMİZ ADALETE NE OLDU? 01-01-1970 03:00 İŞTE GELDİN, İŞTE GİDİYORSUN! 01-01-1970 03:00 NE ANLATABİLİRİM? 01-01-1970 03:00 DUVARLARIN ARDINDA BİR YAŞAM! 01-01-1970 03:00 MEKATRONİK ÇAĞ KORKUTUYOR! 01-01-1970 03:00 HAK YEMEK, ORUCU BOZAR MI? 01-01-1970 03:00 EL EL ÜSTÜNDE KİMİN ELİ VAR? 01-01-1970 03:00 HIRSIZLIK,  VİCDANSIZLIK ALTINDA ÖLÜYORUZ! 01-01-1970 03:00 ACININ ADRESİ BOLU!   01-01-1970 03:00 NE YAZSAM? 01-01-1970 03:00 GÜLE GÜLE HARCA! 01-01-1970 03:00 SON TAKVİM YAPRAĞI! 01-01-1970 03:00 GELECEĞE PLAN MI YAPIYORSUNUZ?   01-01-1970 03:00 EGO SAVAŞLARI! 01-01-1970 03:00 KİRLENDİ Mİ DÜNYA? 01-01-1970 03:00 ÇARE KENDİNİZSİNİZ! 01-01-1970 03:00 SIĞAR MI BİR GÜNE…? SÖYLEYİN… 01-01-1970 03:00 EĞİTİM DE YANLIŞ OLAN NE? 01-01-1970 03:00 SAĞLIĞIN YERİNDE Mİ? 01-01-1970 03:00 MİNİ MİNİ BİRLER! 01-01-1970 03:00 SANAT İLE İLGİLENİYOR MUYDUN? 01-01-1970 03:00 FARKINDA MISIN! 01-01-1970 03:00 SEN Mİ BAŞARACAKSIN, BİZ Mİ? 01-01-1970 03:00 YAZIK ETMEYİN! 01-01-1970 03:00 SAHİ NEREDELER? 01-01-1970 03:00 ÜRETEN TÜRKİYE 'DEN, İTHAL EDEN BİR TÜRKİYE'YE... 01-01-1970 03:00 SANDIĞININ AKSİNE ZARAR VERİYOR! 01-01-1970 03:00 İNSAN ZORBALIĞI VE YİTİP GİDEN VİCDANLAR! 01-01-1970 03:00 NEYE GÖRE KİME GÖRE İSPAT? 01-01-1970 03:00 BU BİR KATLİAM! 01-01-1970 03:00 KENDİMİZE SESLENİŞ! 01-01-1970 03:00 HAYATIN RENGİ!  01-01-1970 03:00 ZOR OLAN NE? 01-01-1970 03:00 VİCDANIN VE FIKIH NE DİYOR? 01-01-1970 03:00 ENGEL SİZİN BEYNİNİZDE! 01-01-1970 03:00 SUSMA! 01-01-1970 03:00 KEMERLERİ SIKIN! 01-01-1970 03:00 SENİN SEÇİMİN NE?  01-01-1970 03:00 ANLATAMIYORSAN! 01-01-1970 03:00 İSTANBUL' DA BİR SEMT! 01-01-1970 03:00 SEN HARİKASIN! 01-01-1970 03:00 DOLANDIRICILARA DİKKAT! 01-01-1970 03:00 TAHAMMÜLSÜZLÜK HAD SAFHADA! 01-01-1970 03:00 BEN BU DEVRİ SEVEMEDİM! 01-01-1970 03:00