TÜRK Silahlı Kuvvetlerinin kullandığı silah araç, gereç ve cephanenin yüzde seksen dördünün yerli ve milli olduğunu açıklayan yetkililer çok önemli bir konuya parmak basmış oldular. Hani bizde bir söz vardır kötü komşu insanı mal sahibi eder diye. Başta Amerika olmak üzere diğer NATO ülkeleri bize paramızla silah satarken yedek parçalarını vermediler. Bu silahlar arızalanınca yedek parçası olmadığı için büyük güçlük çekilmekteydi. TSK’ni zor durumda bırakan bu sorun karşısında Savunma Sanayi ve Aselsan büyük bir gayret içine girerek ihtiyaç duyulan silahları cephaneleri ve cihazları üretmeye başladılar. Ancak askeri malzemelerin üretimi konusunda mevcut olan organizenin düzensizliğine el atan Cumhurbaşkanımız Erdoğan çeşitli illerdeki Askeri fabrikaları ve tersaneleri OHAL kararnamesiyle Savunma Sanayi bünyesine dahil ederek ASFAT A.Ş. adıyla yeni bir şirket kurdurmuştur. Bu şirketin sermayesi olarak da ilk etapta 50 milyon TL ayrılmıştı.
TSK’de Teknik Astsubay olarak görev yaptığım sırada Ankara Ana Tamir ve Ağır Bakım Tamir fabrikalarında da görev yaptım. Rütbeli askeri şahısların yönetiminde çalışan bu fabrikalar birliklerden gelen arızalı silah, araç ve gereçlerin bakım ve onarımlarını yapan birer kuruluşlardı. Oysa bu görevi birliklerin bünyesinde bulunan II. Kademeler de yerine getirebilmekteydi. Yani sizin anlayacağınız Ana Tamir ve Ağır Bakım Fabrikaları Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı olan askeri malzemeleri üretmesi gerekirken bakım ve onarım işleriyle meşgul olan birer kuruluşlardı. Bugün Kayseri Hava İkmal Bakım Merkezi de aynı konumda bulunmaktadır.
Ülkemiz genelinde rütbeli askerler tarafından yönetilen Askeri fabrikaların Savunma Sanayiye bağlanarak birer üretim tesisi haline getirilmesini her kim ki akıl etmişse Allah ondan razı olsun diyorum. Geçmişte benim de bu fabrikalarda görev yapmış biri olarak hepsinin de hantal çalışan kurumlar olduğu hiç aklımdan gitmemiştir. Ha keza Askeri Müzeler de aynı. Ben bizzat Genelkurmaya bağlı İstanbil Askeri Müze ve Kültür Sitesinde Osmanlı Silahları Uzmanı olarak 10 yıl çalıştım. Burada da Müzecilikle hiç ilgisi olmayan Piyade Alb’yın Müzeye Müdür olarak tayin edilmesi hiç de doğru değildi. Günümüz koşullarında bu gibi yanlışlıkların hiç vakit kaybedilmeden düzeltilmesi gerekir. Bu gibi askeri kurumlar tecrübesi ve teknik birikimi olmayan rütbeli askerler tarafından yönetilmesi büyük bir hatadır. Bu kimseler kıtalardan fabrikalara yada Müze gibi kurumlara tayin olup gelen personeldi.
Askeri Fabrikaların ve Tersanelerin Savunma Sanayiye bağlanmış olması yerinde bir karar olduğunu daha baştan ifade ettim. Böylece bu fabrikaların başında şüphesiz ki görevlendirilen sivil tecrübeli teknik uzmanlar yer almaktadır. Bu kimseler meslek bilgileriyle ve tecrübesiyle şüphesiz ki üretime yönelik faaliyetler içinde görev yapacaklardır. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde bugün 30’dan fazla askeri fabrika ve tersane bulunmaktadır. Bu fabrikaların elinde bulunan makine ve tezgahlar sanırım birçok organize sanayi fabrikalarınkinden daha modern ve gelişmiş makinelerdir. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın sebep olduğu bu haklı ve yerinde kararı takdir ediyoruz. Bundan sonra bu fabrikalar ülkemizin ihtiyaç duyduğu her türlü silah araç gereç ve mühimmatı ile gemiyi üreteceklerdir.