Dürüst ve İtibarlı insan olmanın yolu şüphesiz ki doğruluktan geçer. Bilhassa güzel dinimizde doğruluğa oldukça önem verilmiştir. Bir gün Mekke’nin fethinde Müslüman olan Peygamber efendimizin eşi Ümmü Habibe’nin babası  Ebu Sufyan Peygamber efendimize gelerek “Ya Resullah bana Müslümanlığı öyle şumullü ve öyle açık şekilde anlat ki senden başka bir kimseye sormak ihtiyacını duymayayım.” diye sorunca: Resullah “ Allah’a iman ettim de sonra da dosdoğru ol “ diye buyurmuştur.

Bu yüce buyruktan sonra insanlar acaba kendi kendilerine durumlarını nasılım diye bir muhasebesini yapmışlarmıdır?  Hakka ulaşmak ve şerefli bir makama sahip olmak için doğruluk kadar yüce bir makamın olmadığını bütün Müslümanlar bilmektedir.

Günümüz şartlarında bazı kimseler doğruluğun ve dürüstlüğün kazandıracağı şeref makamını unutarak yanlış yola saptıkları da görülmüştür. Bazen de kendi kendilerini kandırırcasına benim kalbim doğru benim kalbim temiz diyerek faziletten uzaklaştıkları olmuştur. Bu dünyada gözlerimiz açık olduğu sürece akıl ve mantık anlayışımız bize yön verdiği sürece doğruluğa dürüstlüğe önem vererek bunun bir şeref ve itibar abidesi olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekir.      

Toplumu oluşturan bütün insanlar doğru olmayı ön planda tutarak, alış-verişlerde ve görev emanetçiliğinde dürüstlüğü ve doğru olmayı daima rehber edinmelidirler.

Öte dünyada her insan için hesap geçidine konmuş bir amel defteri olduğunu sanırım bilmeyenimiz yok gibidir. Bu defterde bir günah birde sevap sayfası vardır. Netice itibariyle verilen hesabın sonunda elbette ki ya ceza ya da mükafat olacaktır.

Aç gözlülük ve nefsin doyumsuzluğu insanları hayra değil er geç şerre sürüklediği örnekleriyle görülmüştür. Yaşanan bugünün koşullarında rüşvetin yolsuzluğun hırsızlığın kul hakkının hesapsızca yendiği bir ortamda doğruluk yeterince önem kazanırmı kazanmazmı bilmiyorum.

Günlük hayatımızda doğruluğun ne kadar büyük önem taşıdığını “Doğrunun yardımcısı Allah’tır” sözü düşünenlere umarım çok şeyi hatırlatmaktadır.

Yazımın girişinde de ifade ettiğim gibi doğruluk her insan için bir fazilettir itibardır ve yüce bir şeref makamıdır. Allah herkese bu makamda yaşamayı ve ahrete borçlu gitmemeyi nasip eylesin diyorum.

Buraya kadar dinimiz de iyi insan olmanın şartlarını mümkün olduğunca hatırlatmaya çalıştım. Günümüz de öyle insanlar vardır ki iyi insan olma konusunda aranan şartların hiç birisine önem vermemektedir. Mahkemeler de  görülmekte olan rüşvet ve yolsuzluk dosyalarının çokluğu bize bunu göstermektedir. Özellikle resmi kurumlarda gerek yönetici gerekse sorumlu çalışan biri olarak hakkı hukuku hiçe sayarak yetimin hakkına el uzatması  affedilir gibi değildir. Mahkemelerimizin birinde görülmekte olan rüşvet ve yolsuzluklara dair Başsavcılık iddianamesinin 4000 sayfa olması ne demektir. Bu dosyada rüşvet ve yolsuzlukla ilgili konuların boyutu o kadar fazla ki ismi geçenlerin yetim hakkı yemenin suallerini bu dünyada verirken belki ucuz atlatabilirler fakat hesabın görüleceği öte dünya da bunun sualini nasıl verecekler onu ancak Allah bilir.

Güzel dinimizde dürüst ve güvenilir olmak son derece önemlidir. Muhammed Suresinde Cenabı Allah “Müslümana özünde ve sözünde ve işinde dürüst olmak yaraşır.” Buyurmuştur. Allah herkesi dürüstlük şerefine nail olmuş kullarından eylesin.