Türkiye’de huzura, istikrara ve kalkınmaya yön veren etkenlerin başında şüphesiz ki siyasetin tavrı ve dili gelmektedir. Siyaset sahnesinde rol alan aktörlerin nahoş sözleri ve davranışları şüphesiz ki ülkede birtakım kutuplaşmalara kırgınlıklara ve nahoş gelişmelere neden olmaktadır. Siyasetin niçin yapıldığını sokak da ki sade vatandaşa da sorsanız o bile öncelikle ülkeye hizmet için yapıldığını söyler.

Seçimler de ortaya konan sandık siyasetçilerin ve partilerin muhasebesini yapan bir araçtır.

Siyasi hayatımızda seçmenle arasında en etkili köprüyü kuran üç lider gelip geçmiştir bunlar rahmetle andığımız Menderes, Demirel ve Turgut Özal’dır. Sağlıklarında bu liderlere fanatik siyasetleri yüzünden sevgi göstermeyenler, bazı ortamlarda isimleri geçtiğinde takdir edip saygı ile anmaktalar. Bugünkü siyasi hayatımızda da doğruyu söylemek gerekirse hepimizin ilgiyle ve takdirle izlediğimiz en önemli lider şüphesiz ki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’dir. Buna sebep de ülkede birliğe beraberliğe ve milli değerlerimize verdikleri önem nedeniyledir.

Her siyasetçi halkın oyuyla geldiği gibi halkın oyuyla da gider. Burada esas mesele arkada hoş bir seda bırakmaktır. Yazımın başlığından da anlaşılacağı üzere söylemek istediğim şudur siyaset yapan siyasetçiler kendilerini dengesizliğe kaptırıp da siyasetin dilini kirletmemeleri gerekir.

CHP eski genel başkanı Özgür Özel ve Ali Mahir Başarır Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a “Faşist diktatör” yakıştırmasında bulunmaları üzerine savcılık tarafından soruşturma açılmıştır. Bu ikilinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için soruşturma dosyaları TBMM’ne gelmiştir. Siyasetin acemisi Ali Mahir Başarır toplumun önem verdiği dini değerlerimize de saldırarak peygamberimizi ve Kuranımızı tanımadığını ifade ederek açıkça bir ateis olduğunu ortaya koymuştur. Düşünün bir kere böylesine manevi değerlerimizi inkar eden bir adam CHP gibi bir partinin genel başkan yardımcılığında bulunuyor. Özgür Özel de bu inkarcıdan geri kalmaz oda mezar başında içki kadehi elinde mezar da yatanın ruhuna kadeh kaldırmış olması toplumun tepkisine neden olmuştur.

CHP’li bu iki kafadar siyasetçinin sık sık kirli dil kullanmaları elbette ki bizim toplumumuzda yeri yoktur. Fırsat buldukça siyasetin kirli dilini kullanan CHP’li olan bu iki siyasetçi şunu çok iyi bilmeliler ki milletimiz dinini ve milliyetini inkar edenleri kesinlikle ne hoş karşılar nede affeder.

CHP genel başkanlığı elinden alınan Özgür Özel adeta sinir krizleri

geçiriyor. Mahkemenin verdiği kararı tanımadığını ısrarla sürdürüyor. TBMM de yaptığı grup konuşması sırasında hedefinde hep genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu vardı. Grup salonunda bulunanların Kılıçdaroğlu’nu ihanetle suçlamalarına ses çıkarmamış olması yapılan iyiliği inkara gelmektedir. Özgür Özer için Tarihçi Prof. Dr. Celal Şengör bir açıklamasında “Atatürk’ün partisinin başında bulunan adam böyle ise vay gele başımıza geleceklere” diye bir ifadede bulunmuştur.

Bunlar böylede Silivri ceza evinde yatmakta olan İBB eski başkanı Ekrem İmamoğlu bunlardan gerimi kalır. Oda Belediye Başkanlığı sırasında rüşvetçilik, yolsuzluk, irtikapçılık gibi suçlarıyla ilgili savcılığın hazırladığı 4000 sayfalık iddianame Silivri mahkemesinde görülmeye devam etmekte. İmamoğlu duruşmalar esnasında mahkeme heyetine karşı sivri dilini kullanarak her duruşmada olay çıkarmaya devam ediyor.  Ayrıca “İstanbul senin” uygulamasıyla şahıslardan topladığı 4,7 milyon kişiye ait kimlik bilgilerini ABD’ye ve Almanya’ya izinsiz olarak vermekten dolayı ajanlıkla da yargılanmaktadır.

Bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nu en acımasızca eleştiren Özgür Özel’i ve Silivri ceza evinde yatmakta olan Ekrem İmamoğlu’nu belli makamlara kadar getiren şüphesiz ki Kılıçdaroğlu olmuştur. Onlar bütün bu iyilikleri gözardı ederek her konuşmalarında Kılıçdaroğlu’nu hainlikle suçlamaları vefazlığın örneğini teşkil etmektedir.   

Yazımın başlığında da ifade ettiğim gibi böylesine dengesizce yapılan siyasette kirli dil kullanılmasının ülkeye faydadan ziyade zararın dokunduğunu her siyasetçi aklından çıkarmamalıdır…