ABD/İsrail-İran üçlüsünün savaşlarında hep casusluk bilgileri kullanıldı. Bu konuda en çok zararı da İran gördü ABD’nın CIA’sı İsrail’in Mossadı İran sınırları dahilinde mekik dokudular. İran’ın 60 bin kadrolu SAVAK gizli örgütü ise bu son savaşta beklenen başarıyı gösterememiştir. İran’ın ayrıca körfez ülkelerinde faaliyet gösteren İslami Cihad örgütü de faydalı olamamıştır. İsrail’in Mossad örgütü İran’ın her köşesinden son derece önemli bilgileri savaş ekibine iletmiştir Özellikle Savaşın ilk günlerinde İran’ın önemli kişilerine ait bilgileri iletmesi neticesinde nokta operasyonlarla bu kişilerin katledilmesi sağlanmıştır. Böylesine önemli casusluk gelişmeleri birçok ülkenin de gözünü açmıştır.

    Bizim ülkemizde de hangi bölgeye giderseniz gidiniz araştırdığınızda buralarda mutlak surette bir casusun bulunduğunu görürsünüz. Bu karanlık suratlı ajanlar ister yabancı, isterse Türk kimliği taşısınlar ülkemiz aleyhine çalışmaktan geri durmazlar.  Toplumu tahrik etmekmi dersiniz, provokatörlükmü dersiniz, ajanlıkmı dersiniz her türlü kötülük var bunların kitabında. Özellikle Amerika’nın CIA örgüt ajanları o kadar rahat hareket etmekteler ki kendilerini gizleme gereği bile duymuyorlar. Amerikan Konsolosluğunda çalışan sözde memurların birçoğu hep ajanlıkla görevlendirilmişlerdir. Geçmişte bunun örneğini gördük Konsoloslukta çalışan Türk kimlikli ajan Metin Topuz, Hatay sınırında yakalanan kadın ajan ve FETÖ’cü Komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz bunun en açık örnekleridir. Yakın zamanda ortaya çıkan bu ajanlıkla ilgili olaylar Türk emniyetinin ve MİT teşkilatının daha ciddi çalışmalarına neden olmuştur. Şimdilerde hangi köşede bucakta Türkiye aleyhine çalışan ajan varsa tespitine çalışılmaktadır. İsrail istihbarat servisi Mossad adına çalıştıkları iddiasıyla göz altına alınan iki ajan mahkemece tutuklandı. Devletimizin gizli kalması gereken bilgileri siyasal ve askeri bilgileri temin ettikleri iddiasıyla tutuklandılar

   Türkiye’nin hangi bölgesinde olursa olsun bir terör olayı yaşandığı zaman ilk akla gelen ABD’nin CIA’sı ve İsrail’in Mossad’ı gibi örgütler oluyor. Bunlar son derece korkusuz ve maharetlidirler; bombaları patlatabilir, faili meçhul cinayetleri işleyebilir, kaos ve isyan çıkartabilirler. Velhasıl unutmayalım ki her türlü kötülüğün arkasında mutlaka bu örgütler vardır. Ülkemize zarar veren DEAŞ, PKK, PYD/YPG ve FETÖ gibi terör örgütlerine her türlü lojistik desteği sağlayan ve arkasında yer alan Amerika ve İsrail’in örgütleri olduğu şüphesi akla gelir.

  Bugün bütün dünya alem bilmektedir ki askeri ataşelerde, elçiliklerde ve üslerde çalışanların her biri birer görevlendirilmiş ajanlardır. Nitekim Amerikan üsleri bunun birer örneğidir. Bu üslerin listesine bir göz attığımızda ülkemizin nasıl bir tabloyla karşı karşıya kaldığını görürüz.

   İncirlik Hava Üssü Sözüm ona NATO’nun bölgesel bir depo üssüdür. Bu üssün 15 Temmuz darbe girişiminde tanker uçaklarla jetlere yakıt ikmali yaptığını, bazı suçluları askeri uçakla yurt dışına kaçırdığını herkes bilmektedir. Ha keza İzmir Çiğli Ana Jet Üssü, Şile üssü Konya 3. Ana Jet üssü ve Balıkesir 9.Hava Jet Üssü devamlı izlenmesi gereken üslerimizdendir.  

  Görüldüğü gibi ülkemizin bazı bölgelerinde NATO şemsiyesi altında faaliyet gösteren bu üsler şüphelerimiz arasındadır.