Irak’ın Musul kenti yakınlarındaki Başika bölgesine Türk hükümetinin TSK gücünü yerleştirerek DAEŞ belasını o bölgeden defetmek istemesi öncelikle de Kürt Yerel Yönetimini memnun etti. Türk gücü tank, zırhlı araç ve iyi yetişmiş askerlerden oluşan bir güçle orada karargah kurmuş bulunuyor. Türk gücünün sayısı hakkında çelişkili ifadeler kullanılmakta. Yazının başlığında Tarih Tekerrürden ibaret derken bu bölgede tahminen 100 yıl önce hüküm süren Osmanlı idaresini hatırlatmak istedim.

Osmanlı İmparatorluğu’nun zeki ve çalışkan padişahlarından Sultan II.Abdülhamit stratejik yönden öneme haiz olan Musul’da bir araştırmada bulunması için o bölgeyi çok iyi bilen Ermeni vatandaşımız Kalust Sarkis Gülbenkyan’ı görevlendirmiştir. Kalust Sarkisyan bölgeyi etraflıca inceledikten sonra Padişaha verdiği raporda bu bölgenin adeta bir Petrol Denizi olduğunu bildirmiştir. Bunun üzerine Abdülhamit Han Musul’da bulunan petrol alanlarının hepsini de kendi üzerine kaydettirmiştir. Ekonomik çıkar yönünden oldukça büyük öneme haiz olan bu bölgeyle İngiltere başta olmak üzere, Almanlar, İranlılar ve Fransız’larda ilgilenmeye başlamışlar.

1908’de yönetime el koyan İttihat ve Terakki Sultanın adına kayıtlı olan mallarla birlikte bu Petrol Bölgesine de el koymuştur. O dönemde hazinede paranın olmaması, işletecek teknik imkandan da yoksun bulunulması nedeniyle yüzde 50’si Osmanlıya ait olmak üzere geri kalan hisse Alman ve İngilizler arasında pay edilerek işletilmeye başlanmıştır. Savaştan sonrada hissenin yüzde 75’i İngilizlerin, yüzde 25’i de Fransızların olmak üzere Türkiye buradaki haklarından mahrum bırakılmıştır. Nihayet 2001’e gelindiğinde Irak’ın bölünmesiyle Kuzey bölgesi Barzani’nin yönetiminde Kürt Bölgesi olarak ayrıldı. Barzani bu tarihten sonra dostluğunu ve yakınlığını Türkiye’den yana kullanarak samimi bir dost olarak Türkiye ile kucaklaşmayı tercih etmiştir.  

Bugün Ortadoğu için acımasız bir terör örgütü olan DAEŞ Barzani varlığını yok ederek petrol bölgesi olan Musul’u ele geçirmek için var gücünü kullanmıştır. Neticede Musul’u ele geçirdi, fakat Barzani’yi bir türlü yok edememişti. Buna engel olan da Barzani dostu Türk güçleri olmuştur

 Gelişmiş dünya ülkeleri Türkiye’nin düşürdüğü Rus savaş uçağının dedikodusuyla meşgul olurken Türkiye akıllı hareket ederek bir gecede Musul yakınlarına TSK’nin karargahını kurarak gücünü yerleştirip bu bölgenin asli sahibi olduğunu göstermek suretiyle bölgede güç dengesi oluşturmaya başlamıştır. Ortadoğu da ki petrol varlığıyla yakından ilgilenen ülkeler leş kargaları gibi elbette ki bir çıkar peşindedir. Birçok ülke için DAEŞ bir bahanedir; esas gizli hedeflerinde pay kapma entrikası yatmaktadır. Şayet Ortadoğu’da yakın zamanda bir sınır çizilecekse bu sınır Türkiye’nin gücü ve isteği doğrultusunda olacaktır. 100 yıl sonra bu tahminin gerçekleşmesi içinde Kürt Yerel Yönetimiyle anlaşarak Ordumuzu o bölgeye göndermiş olmakla Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu göstermiş olduk…