Savunma Sanayimiz tarafından TSK’nin kullandığı uçak silah araç, gereç ve cephanenin yüzde sekseninin yerli ve milli olduğuna dair açıklamalarda bulunulması övünülecek bir gelişmedir. Hani bizde bir söz vardır kötü komşu insanı mal sahibi eder diye. Başta ABD olmak üzere diğer bazı NATO ülkeleri parasını verdiğimiz halde ihtiyacımız olan savaş uçağını ve silahları bize vermemeleri dışa karşı güvenlik konusunda bir takım eksikliklere neden oluyordu. Ayrıca önceden verilmiş olan silahlara ait yedek parçalarını vermemeleri de ayrıca bir sorun yaratıyordu. TSK’ni zor durumda bırakan bu durum karşısında Savunma Sanayi ve Aselsan büyük bir gayret içine girerek ihtiyaç duyulan savaş uçağını, silahları ve cihazları üretmeye başladı. Ancak askeri malzemelerin üretimi konusunda mevcut olan organizasyonda bazı aksamaların meydana gelmesi nedeniyle duruma el atan Cumhurbaşkanımız Erdoğan çeşitli illerdeki Askeri fabrikaları ve tersaneleri OHAL kararnamesiyle Savunma Sanayi bünyesine katarak ASFAT A.Ş. adıyla yeni bir şirket kurdurmuştur. Bu şirketin sermayesi de ilk başta 50 milyon TL olarak tahsis edilmiştir.  

   TSK’de geçmiş yıllarda Teknik personel olarak görev yaptığım Ana Tamir ve Ağır Bakım fabrikaları üretim yerine bakım ve onarım gibi hizmetleri yerine getirmekte idi. Rütbeli askeri şahıslar tarafından idare edilen bu fabrikalar birliklerden gelen arızalı silah, araç ve gereçlerin bakım ve onarımlarını yapan birer kuruluşlardı. Oysa bu görevi birliklerin bünyesinde bulunan II. Kademeler de yerine getirme konusunda olanağa sahipti. Yani sizin anlayacağınız Ana Tamir ve Ağır Bakım Fabrikaları Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı olan askeri malzemeleri üretmesi gerekirken bakım ve onarım işleriyle meşgul olan birer kuruluşlardı. Kayseri Hava İkmal Bakım Merkezi ve Ana Tamir Fabrikası da aynı durumda idi. Geçte olsa ülke genelindeki Askeri fabrikaların Savunma Sanayiye bağlanarak birer üretim tesisi haline getirilmesine karar verilmesi isabetli bir karar olmuştur.  Geçmişte bu fabrikalarda görev yapmış biri olarak hepsinin de hantal çalışan kurumlar olduğu konusu hiç aklımdan çıkmamıştır. Askeri fabrikalar tecrübesi ve teknik bilgi birikimi olmayan rütbeli askerler tarafından yönetilmesi büyük bir eksiklikti. Bu kimseler kıtalardan bu fabrikalara tayin olup gelen personeldi. Kıta hizmetinde bulunurken Ankara Ana Tamir Fabrikasına tayin olduğumda Hafif Silah Kısmında Kısım amiri olarak görevlendirildim. Kısımda 40 sivil işçi çalışmaktaydı. O sıra bu çalışan işçiler sadece kasatura tahvili işiyle meşguldüler. Düşünün bir kere o yıllarda bu kasaturalar TSK’de kullanılmayan malzemelerdi. Yani sizin anlayacağınız işçiler boş kalmasın düşüncesiyle böyle bir işle görevlendirilmişlerdi.    

  Askeri Fabrikaların ve Tersanelerin Savunma Sanayiye bağlanmış olması yerinde bir karar olduğunu daha baştan ifade etmiştim. Böylece bu fabrikaların başında şüphesiz ki görevlendirilecek olan sivil tecrübeli teknik uzmanlar olacak ve üretime yönelik faaliyetler içinde görev yapacaktır. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde bugün 30’dan fazla askeri fabrika ve tersane bulunmaktadır. Bu fabrikaların elinde bulunan makine ve tezgahlar sanırım birçok organize sanayi fabrikalarınkinden daha modern ve gelişmiş makinelerdir. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın sebep olduğu bu haklı ve yerinde kararını takdir ediyoruz. Bundan sonra bu fabrikalar gerçek ve tüzel kişilerden sipariş de alabilecek ayrıca AR-GE faaliyetleri içinde bulunmaları da önemli bir gelişmedir.