TSK’nin güzide toplumu olan Astsubayların 90 bin çalışanı, 150 bin de emeklisi bulunmaktadır. Astsubayları temsil eden Türkiye Emekli Astsubaylar Derneğine bağlı ülke genelinde bugün 90’ın üzerinde şubesi bulunmaktadır.
Malum, bizim Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) 2847 sayılı Kanunun 7. maddesi gereğince kamu yararına faaliyet gösteren bir dernektir.
Astsubaylar Osmanlı döneminden günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

Fatih Sultan Mehmet döneminde Gedikli Sınıfı diye bir sınıfın olduğunu tarihi kayıtlardan anlıyoruz. Gedikli tabiri, o günün şartlarında anlam olarak itibarı ifade eden imtiyazlı sınıf anlamına gelmekte.

1909 yılında Mahmut Şevket Paşa önce İstanbul’da, aynı yıl Konya’da Gedikli Küçük Zabit Okulunu açmıştır. Daha sonra bunun takibinde Ankara’da, Mersin’de, Merzifon’da ve Kayseri-Zincidere’de Astsubay okulları açılmıştır.

Millî Mücadele yıllarında Çanakkale Savaşı’nda 127’nci Alayın yiğit başçavuşu Hüseyin Hüsnü, iki takıma birden komuta ederek kahramanca savaşıp şehit düşmüştür. İsimleri tarih sayfalarında yer alan Yahya Çavuş, Haydar Çavuş, Havacı Pilot Vecihi, Halil Çavuş, Serdümen Ali, Makinist Rıza Seken gibilerin astsubay olduklarını biliyoruz.

Astsubaylar 1927 yılında 1001 sayılı Gedikli Küçük Zabit olarak tanımlanmış, 1937 yılında 3134 sayılı yasa ile sanat okulu mezunu gençlerin Astsubay sınıf okullarına alınmasıyla TSK’deki teknik hizmetler bu değerli elemanlar tarafından yerine getirilmiştir.

Nihayet 1951 yılına gelindiğinde, zamanın Başbakanı rahmetle andığımız Adnan Menderes tarafından çıkarılan 5802 sayılı yasa ile Gedikli Küçük Zabit unvanı kaldırılarak yerine ASTSUBAY unvanı verilmiştir. Bu dönemde tahsil süresi sadece iki yıl olan Harp Okulu mezunu bir subayla astsubay arasındaki eğitim süre farkı ortadan kaldırılmıştır.

Bugün TSK’de çalışan astsubayların tamamı fakülte ve yüksekokul mezunu olup; ordunun en ağır ve önemli görevlerinde çalışarak vatan savunmasında şehit ve gazisi en çok olan toplum olarak anılmakta ve millet nazarında saygı görmektedir.

Astsubayları yıllardan beri rahatsız ve huzursuz eden konuların başında şüphesiz ki hak ettikleri özlük haklarının yetkili makamlarca verilmemiş olmasıdır. Bilhassa 1961 yılında kurulan OYAK’ın %63 hissesi astsubaylara ait olduğu hâlde ne yönetiminde ne de denetiminde temsil yetkisi verilmemesi büyük adaletsizliğe neden olmaktadır. Bu konuda geçmiş yıllarda araştırmalarda bulunan TBMM Komisyonu araştırma raporunu tamamlayarak Meclis Başkanlığına vermişse de astsubaylar lehine herhangi bir gelişme olmamıştır.

Ülkemizde bilinen diğer meslek gruplarıyla astsubaylık mesleği mukayese edildiğinde, bu mesleğin bir özveri ve fedakârlık mesleği olduğu görülmektedir.

Astsubaylar gece gündüz demeden en ağır şartlar altında canları pahasına hizmet eden bir toplum olması nedeni ile Yüce Türk Milleti tarafından “ORDUNUN BEL KEMİĞİ ASTSUBAYLARDIR” diye bir değerlendirmede bulunularak onurlandırılmıştır. Bu ifadenin yüceliğini gururla, iftiharla belirtmeliyim ki bütün astsubayların onur ve şeref kimliğini oluşturmaktadır.

Sırası gelince “Ordunun bel kemiği astsubaylardır” diye övünenler ne yazık ki hepsi de bu güzide toplumu unutmuşlardır. Şimdi bütün astsubayların gözü ve kulağı AKP iktidarındadır. Yıllarca verilmeyen özlük hakları konusunda bağlı oldukları kurumların art niyetli engellemelerine takılıp kalmadan iktidar bir an önce TBMM gündemine getirerek astsubaylara özlük hakları bir an önce verilmelidir. TEMAD Genel Başkanlığı bilinen engellemelere rağmen bugüne kadar yılmadan, usanmadan her çabayı göstermiştir. Sayı olarak 600 bin seçmen kütlesine sahip olan astsubay toplumu, yıllarca verilmeyen özlük hakları konusunda nihayet bir karar verme aşamasına gelmiştir. Bakalım AK Parti iktidarı bu konuda nasıl bir tutum ortaya koyacak, hep birlikte bekleyip göreceğiz…