Son yıllar da adliyelerin aile mahkemelerinde boşanma davalarının hızla arttığını görüyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2025 yılında Kayseri de toplam 3 bin 895 çift boşanmış,9763 çift ise evelenerek aile yuvası kurmuştur.

Toplumun en önemli sorunlarından biri olarak kabul edilen boşanmalar karşısında vatandaş her boşanma haberini duyunca karşısındakine ilk sorduğu soru “Genç evlilermiş yazık olmuş, neden boşanmışlar” oluyor.

Son zamanlarda yaşam şartlarının alabildiğince zorlaşması aile içi anlaşmazlıkları da beraberinde getirdi. Bunun en açık örneği kredi kartı, banka kredisi ve borçlanma olanaklarının firmalar tarafından özendirilmesini gösterebiliriz. Bu imkanlar her ne kadar iyi olsa da ödemede güçlük çekildiğinde aile içinde birtakım geçimsizliklere kapı aralamaktadır. Bilhassa eş olarak bazı kadınların kendi eş-dost ortamlarının etkisi altında kalarak alış-verişler de aile bütçesinin aşılması huzursuzluğun da başlıca kaynağını oluşturmaktadır. Komşunun şunu var, bunu var bizim neden olmasın gibisine bir özenti içine girmesi birtakım anlaşmazlıkların ve geçimsizliklerin kaynağını oluşturduğundan boşanmalara neden olmaktadır. Boşanmalarda önemli bir konu da erkeğin aile geleneğine ve birliğine bağlı kalmayarak sadakatsızlık da bulunması boşanmaların diğer önemli bir konusudur.

Yaşam imkanlarının kısıtlı olduğu geçmiş dönemlerde bilhassa kadınlar aile mutluluğunun devamı konusunda gerekirse kuru ekmeğimi suya batırır yerim demek suretiyle aile içinde bir fedakarlıkta bulunurlardı. Şimdi ise bu sözü söyleyecek bir babayiğit kadına rastlamak mümkünmüdür? Erkek de eşini ve çocuklarını düşünerek gece gündüz demeden çalışarak muhanete muhtaç olmadan geçimi sağlaması aile birliğinin devamı konusunda önemli bir husustur.

Eskinin gün görmüş tecrübeli insanları geçim konusunda söz açılınca “Ayağını yorganına göre uzat “diyerek etrafını hem uyarır hem de nasihatta bulunurlardı. Şimdilerde böyle bir nasihata kulak asan varmı bilmiyorum. Bilhassa son zamanlarda aşırılıkların ve debdebelerin eksik olmadığı günümüzde hesapsızca borç yükü altına girilmesi nedeniyle şerefini, haysiyetini kaybeden nice insanların olduğuna tanık oluyoruz.

Günümüz de kadında erkek gibi meslek edinme ve çalışma özgürlüğüne sahip olması medeni dünyanın kadınlara tanınan güzel bir mükafattıdır. Ancak kadının şaşırıp da bu olanağı kocaya karşı bağımsızlık gibi algılayıp, tavır almasının bir sebebi olmamalıdır. Ailede çalışan kadın olsun, erkek olsun aylık gelirler mutlak surette tek havuzda toplanmalı harcamalarda fikir birliği içinde yapılmalıdır.

Eskiden olsa kadın boşanmaktan korkardı ve kocasının varlığına-yokluğuna, acısına-tatlısına katlanırdı. Çünkü boşanması durumunda baba evine gidince kendi ayakları üzerinde durma şansı kalmadığı için her söze ve kakınca katlanmak gibi bir durumla karşılaşacağını bilirdi.

Burada sırası gelmişken ifade edeyim medyada yayınlanmakta olan evlenme programına çıkan bayanlar talip oldukları erkeğe ilk sordukları soru araban varmı, evin varmı, aylık gelirin nedir gibi maddiyata dayalı sualler oluyor. Oysa sorulması gereken sen kimsin, neyin nesisin gelecek için düşüncen nedir, aile sorumluluğunu taşıyacak yapıdamısın gibi soruları sormak akllarına gelmiyor.

Daha baştanda ifade ettiğim gibi boşanmalar aileler ve toplum için büyük bir sorundur. Hele birde ortada çocuk varsa erkeğin ve kadının ömür boyu üzüntü kaynağı olduğu gibi çocuk için aile bireylerinin özlemini çekmek olur.

Bugünkü yazımın sonunda tüm ailelere bir kere daha ayaklarını yorganına göre uzatmalarını tavsiye ediyor; mutlu ve örnek bir aile tipini oluşturmalarını tavsiye ediyorum…