6 Şubat 2022 de meydana gelen Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremde 53 bin kişi hayatlarını kaybetti. 11 İlimizde büyük yıkımlar meydana geldi. Bereket versin iktidarda AK Parti var idi. Kısa sürede depremde hayatta kalanların iskan edilmeleri ve yeme içme gibi sorunların halledilmiş olması takdire şayandır. Depremin yıkıntısından ileri gelen devasa enkazın gece gündüz çalışmak suretiyle kaldırılırken biryandan da deprem konutlarının yapımına başlandı. Bu konuyla bizzat ilgilenen Cumhurbaşkanımız Erdoğan şehirlerde ve köylerde evlerini kaybetmiş olanları bir an önce yuvalarına kavuşturmak için hızlı bir şekilde konut yapımına önem verildi. Bütün zamanlarını şantiyelerde geçiren Türkiye Cumhuriyeti Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum büyük fedakarlıkta bulundu. 455 bini bulan bitmiş konutların kurası çekildi aileler yuvalarına kavuştu.

  Kayserimiz de depreme karşı acaba hazırlıklımı onu sorumlu olan kurumlara sormak gerek.  Kayseri merkezine yakın Güneşli depremin merkez üssü olduğunu ortaya çıkan artçı depremler göstermektedir. Nitekim geçmişte bu yerleşim yerinde defalarca artçı sarsıntıların olduğu bir gerçektir.

   Kayseri’yle ilgili yorumlarda bulunan uzmanlar bölgemizin “İç Anadolu Deformasyon bölgesi” olduğu, aktif fayların “Erciyes Fay Zonu” şeklinde gerçekleşeceğini ifade etmekteler.  

    Kayseri çevresinde meydana gelen bazı artçı depremleri hafife alıp da bir şey olmaz demek gelecek felaketi küçümsemek demektir. 21 Şubat 1940 tarihinde Develi’de meydana gelen deprem de 35 kişi ölmüş, 22 kişinin de yaralandığı görülmüştür. Ayrıca bu afette 10 binin üzerinde de büyük-küçük hayvan telef olmuştur.

    Ben 1999 yılında meydana gelen Marmara depreminde İstanbul’un deprem üssü olarak geçen en tehlikeli semtinde bulunduğum için o günü bizzat yaşadım. Enkaz altında kalmadım, fakat can ve mala zarar veren, insanların ızdırabını ve maddi kayıplarını gözlerimle gördüm.

   Bir zamanlar yangına karşı resmi dairelerin özel bir tedbiri vardı. Her dairenin göze çarpan bir köşesinde kırmızı renge boyanmış; içi su ve kum dolu kovalarla, duvarlarda asılı yıkım kancası ve kazma-kürek gibi aletler bulunurdu. Bunların altında da “Yangın aletleri” diye yazardı. Bugün artık bu tedbirlerin yeterince alınmadığını görüyoruz. Yangın olayı da aynen deprem felaketi gibi insanları aniden yakalayan bir afet olduğu için ona da temas etmeden geçemedim,

   Ülkemizin bazı bölgelerinde meydana gelen deprem felaketlerini acısıyla ve kayıplarıyla defalarca yaşadık. Tabiatın ani gelen bu felaketi ülkemizin kaçınılmaz bir gerçeğidir. Doğudan batıya doğru iki fay hattının geçtiğini sanırım bilmeyenimiz yok gibidir. Pekiyi hal böyle olunca sormak gerek depreme karşı resmi kurum olarak, aile ve fert olarak hazırlığımız var mıdır?

     Aile olarak evlerimizde bulunan dolaplar ve vitrinler mutlaka duvarlara sabitleştirilmeli. Yatarken her şahsın başucunda bir düdük, yedek pilli radyosu ile el feneri ve cep telefonu mutlaka bulundurulmalı.

   Fert olarak alınacak tedbire gelince bir deprem anında panikleyip sağa sola kaçışmadan okullarda öğrenciler, sıra altlarına, evlerde ise banyo, tuvalet ve ışıklık gibi küçük alanlı mekanları tercih edilmelidir. Bir diğer husus da bilhassa başı korumak için masa gibi eşyaların altına saklanmalı.

   Deprem konusunda geçmiş de sohbet ettiğimiz Kocasinan eski Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Haspaylan “Çok katlı binalarda insanlar aşağı doğru kaçmak yerine çatıya doğru kaçmaları daha doğru olur.” Şeklindeki mantıklı açıklaması hiç aklımdan gitmedi. Şehrimizde çok katlı binaların fazlalığı dikkate alındığında bu görüşün yerinde olduğunu düşünüyorum.

    Deprem öyle hafif uyarılarla gelen bir afet değildir. Yıkımı saniyeler içinde, bir anda olup-biten bir tabiat olayıdır.  

   Depreme karşı hazırlığımız aile olarak fert olarak ve resmi kurumlar olarak eksiksiz olmalıdır. Bilhassa bu konuda Belediyelerimize çok önemli görevler düşmektedir. Hazırlığı olanlar yeniden gözden geçirmeli, olmayanlar ise hiç vakit kaybetmeden tedbirini almalıdır…