20 Temmuz 1974 de gerçekleştirilen Kıbrıs birinci ve ikinci Barış harekatına Bolu Komando Tugay Komutanlığı emrinde Astsubay olarak katıldım, Bu bakımdan anlatacaklarım yaşanan gerçeklerin birer ifadesidir.

17 Temmuz 1974 tarihine gelindiğinde Kıbrıs adasında Rumların Türklere karşı uyguladıkları insanlık dışı katliamlara sabredişin son noktasına gelinmişti. Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı muhtemel bir çıkarma harekatı için tam bir hazırlığın içine girmişti. Yapılan bu hazırlıkta birlik isimleri harekat öncesi konuşlanacakları noktalar birer birer tespit edilmişti.   Komando Tugayı olarak çıkarma öncesi kalacağımız nokta ise Silifke yakınlarında ki Ovacık kasabası idi. Buraya kadar gidişimiz askeri araçlarla oldu. Yol boylarında askerimize karşı tezahürat gösteren kadınlı erkekli asil Anadolu insanı yaz güneşinin kavurucu sıcağında soğuk su ve ayran gibi içecekler ikram etmeleri bana asil Türk Halkının Milli Mücadele yıllarında neler yaptığını hatırlatıyordu.

17 Temmuz’un aynı akşamında Ovacığa vardığımız da sahil alanında helikopter filolarının da hazırlanmış olduğunu görünce bu seferki çıkarma harekatının ciddi olduğunu düşünüm. Tugayımıza ait Tabur birlikleri ayrı ayrı sahalarda konuşlandılar. Ben 1967 yılında ki neticesiz kalan çıkarma harekatına da katılmış olduğumdan bu seferki gördüğüm hazırlıkların ciddi olduğunu gösteriyordu.

Harekat öncesi konuşlandığımız Ovacık kasabası ağaçlıklı şirin güzel bir kasabaydı. Arkadaş grupları olarak birlikte etrafı geziyor yanımızda taşıdığımız transistörlü radyodan Kıbrıs da ki gelişmeleri takip ediyorduk.

Koalisyon hükümetinin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan geceli gündüzlü çalışarak büyük gayret içindeydiler. Bu arada İngiltere de görüşmelerde bulunan Dışişleri Bakanı Turan Güneş Ecevit ile yaptığı şifreli görüşmelerin birinde hareketin başlatılması için kızı Ayşe’nin ismini kullanarak “Ayşe Tatile çıksın” şifresini kullanmıştı.

Çıkarma harekatının yani 19 Temmuz’un akşamında Bolu Komando Tugay Komutanımız Tuğgeneral Sabri Demirbağ subay ve assubayları toplantı için arazideki Tugay Karargahına gelmeleri emretmişti. Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmeler oldukça hareketliydi. Tugay karargahında yapılan bu toplantıya koşar adımlarla giderek katıldık. Burada yapılacak olan toplantının çıkarma harekatıyla ilgi olacağını az çok tahmin ediyorduk. Toplantı büyük bir çınar ağacının altında yapılıyordu. Komando Tugay komutanımız Tuğgeneral Sabri Demirbağ Kıbrıs da hızla gelişen olayları kısaca özetledikten sonra biraz dağınık oturan subay ve assubaylara  hitaben “Arkadaşlar biraz daha ön taraflara doğru sıkışarak oturunuz zira bundan sonra hep yan yana ve sırt sırta olacağız. Sizler Rum toplumunun Türk soydaşlarımıza karşı uyguladıkları mezalimleri biliyorsunuz fazla söze gerek yok sizler bilinçli insanlarsınız her şeyden haberdarsınız Yarın Şafaktan İtibaren Kıbrıs’a çıkarma harekatını başlatacağız düşman karşısında aslanlar yiğitler belli olacaktır hepinize şimdiden başarılar diliyor Allah yar ve yardımcınız olsun diyorum”   

Tugay Komutanımız Tuğgeneral Sabri Demirbağ’ın bu kısa konuşması adeta bir emir niteliğinde idi. Herkes arazide ayrı ayrı mevkiler de konuşlanan birliklerine koşar adımlarla dağılarak şafaktan başlatılacak olan çıkarma harekatının hazırlığına başladılar. Disiplinli ve eğitimli olan Komando birliğimiz her zaman savaşa hazırlıklıydı. Sıra sadece harekat emrinin verilmesine gelmişti. Subay ve assubaylar gerek harekatın devamı esnasında gerekse sonrasında Kıbrıs da kaldığı süre içinde maaş ve özlük haklarının keme ödeneceğine dair beyanları ile şayet şehit olmaları halinde şeref aylığının kime ödeneceğine dair adeta bir nevi vasiyet niteliği taşıyan beyanlarını el feneri ışığı altında yazarak imzalayıp karargah idaresine teslim ettiler. O gece ekmek çantalarındaki kumanyalarını dahi boşaltarak aç durmayı göze alıp torbalarına mermi doldurduklarını iftiharla gördüm. Herkes bir an evvel adaya çıkarak mezalime uğrayan soydaşlarının intikamını almanın heyecanı ve sabırsızlığı içindeydi. O gecenin heyecanından sabırsızlığından olsa gerek şafak vaktini hiç uyumadın bekledik.

NOT: Bundan sonraki gelişmeleri gelecek günde yayına girecek olan II. Bölümde okuyabilirsiniz