27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerinden sonra askerlerin istekleri doğrultusunda hazırlanmış olan anayasalarla bugüne kadar istemeye istemeye idare edilerek geldik. Anayasa konusunda şikayetimiz hiç eksik olmamıştır.

    Bu anayasanın birçok yerinde iktidarlara kaşı gerektiğinde kullanılmak üzere konulmuş olan bazı gizil tuzakların olduğunu yaşayarak hep gördük. Bunun en açık örneğini ise geçmişte cumhurbaşkanlığı seçiminde karşımıza çıkarıldı. O günkü Yargıtay eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu cumhurbaşkanlığı seçimini yokuşa sürmek için bu tuzaklardan birini anayasadan çekip milletin önüne dayatma olarak koyması günlerce bazı sorunların yaşanmasına neden olmuştur. CHP seçim dönemine başörtüsü ve layıklığı sebep göstererek Cumhuriyet mitingleri adıyla büyük katılımlı mitingler düzenlemiştir.

11.cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün seçiminde Sabih Kanadoğlu’nun “En az 367 kişilik çoğunluk meclis de hazır bulunmalı” yorumu muhalefet partilerini cesaretlendirerek karşı çıkmaya başladılar. Meclis de AKP’nin 354 milletvekili vardı. Bu dayatmaya göre daha 13 milletvekilinin desteğine ihtiyaç vardı. Abdullah Gül’ün 27 Nisan 2007’de ki seçiminde yapılan oylamada 352 oy aldığı kararı CHP Anayasa Mahkemesine götürerek iptal ettirdi.  Bunun üzerine AKP erken seçim kararı aldı. YSK’nın kararıyla 22 Temmuz 2007 de seçim yapıldı. AKP bu seçimi de yine çoğunlukla kazandığı. Meclis de MHP’nin de barajı aşıp meclise girmesiyle onunda desteğini alarak Cumhurbaşkanlığı seçimini halk oylamasına götürdü 15 Haziran da halk oylaması yapılarak Sabih Kanadoğlu’nun 367 garabeti ortadan kaldırıldı. Böylece engel teşkil eden bir takım sorunlar aşılarak   Abdullah Gül 28 Ağustos’ta cumhurbaşkanı seçildi.    

   Yeni bir anayasanın hazırlanması konusuna gelince TBMM başkanı Numan Kurtulmuş tarafsızlık içinde büyük çabalar harcamakta. Bu konuda meclis de grubu bulunan partilerin hepsi de Yeni Anayasanın hazırlanmasından yana gözükseler de bazıları siyasi görüşlerine göre bir takım öneriler öne sürerek engel teşkil etmekteler. Buda bize ne yazık ki eskiden kalma darbe ruhu ile statükonun bunca yaşananlara rağmen partilerde daha var olduğunu göstermekte.

    Yeni anayasa konularına göre 9 bölümden oluşması planlanmıştır. İlk bölümünü Özgürlükler ve demokrasinin günün şartları dikkate alınarak güncellemeleri gerekiyordu. Daha taslak komisyona gelmeden ortaya konan engelleyici ifadeler umutsuzluğa neden olmuştur.

     Meclis başkanı Numan Kurtulmuş yeni anayasanın hazırlık döneminde neredeyse görüşmediği üniversite, siyasi parti, sivil toplum örgütü ve kamuoyu ileri geleni kalmamıştır. Tabir caizse heybesini her kesimin önerisiyle doldurmuştur.  Milletçe umut bağladığımız bu yeni anayasaya hiçbir tereddüde düşmeden çağdaş motiflerle işlenmiş milletin anayasası diyebilecektik. Temennimiz oydu ki özünde hiçbir ayırımcılığa ve kayırımcılığa ve yer vermeden, vesayetin gölgesini düşürmeden yeni bir anayasaya milletçe kavuşmaktı. Fakat bazı önemli konularda olduğu gibi yeni anayasanın hazırlanmasında da siyasi çekişmeler ve inatlaşmalar milletin beklentisini boşa çıkarmış gibi görünüyor.

   Son gelinen noktada iktidar yeni bir anayasa için millete söz verdiği için hiç ara vermeden gündemde tutarak anayasa komisyonundan geçirip partilerle anlaşarak TBMM’den geçirmeyi planlıyor. Hal böyle olunca muhalefet partileri bu konuda nasıl bir tavır sergileyecek bekleyip göreceğiz…