23 Nisan kutlamalarında törene katılan bir okulumuzun kurduğu Mehter takımına karşı çıkılmasının ötesinde geçişi sırasında geçmişini inkar eden  CHP’den bir grup ileri gelenlerin sırtlarını dönmesi halk tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Bu zihniyette olanları bilgilendirmek için Mehterin tarihimizdeki önemini bilgim dahilinde anlatmak istiyorum:

Askeri Müze ve Kültür Sitesinde uzun zaman Osmanlı Silahlarıyla ilgi uzman personel olarak çalıştığım sırada Mehter takımı Müze bünyesinde olması nedeniyle mehteri defalarca dinledim.

Askeri Müze kadrosunda bulunan Türk Mehteran Bölüğünün kuruluşu askerlik ocağının kuruluşu kadar çok eskilere dayanmaktadır. Buna ilk defa da Orhun kitabelerinde rastlıyoruz. Kitabelerdeki kayıtta mehteri sembolize eden “Kubürge” ve “Tuğ” olarak geçmesi bunu işaret etmektedir. Bir başka kaynak olarak da 11.nci yüzyılda yazılmış olan Lugat-it Türk de hakanların her toplantısında mehteranın konser verdiği yazılı bulunmaktadır. O devirde enstrüman olarak çalınan müzik aletleri Küvrük (kös), Tomruk (davul),Cenk (zil) ve nay-i turki adındaki sazlardan oluştuğu ifade edilmektedir. Yıllar geçtikçe yeni yeni gelişmelere ve teşkilatlanmalara uğrayan Türk ordusuyla birlikte mehteranda bu gelişmelere ayak uydurmaktan geri kalmamıştır. Bilhassa bu değişikliklerin Selçuklular döneminde olduğuna rastlıyoruz. Anadolu Selçuklu hükümdarlarından II.ci Gıyasettin Mesut, Ertuğrul Gazinin oğlu Osman beye 1289 yılında istiklal fermanıyla birlikte Tuğ, bayrak, zil, boru, davul ve nakkare gönderdiğini ve Osman beyin de bunları törenle karşılayıp, bir saygı nişanesi olarak ayakta dinlemiş olduğunu görmekteyiz. Böylece Osman beyden itibaren Osmanlının askerlik ocağına eğitim niteliğinde giren bu mehter takımı Fatih Sultan Mehmet’in ileri dönemlerine kadar varlığını sürdürmüştür. Daha sonra Osmanlının parlak dönemlerinde genişletilmiş kadrosuyla ordunun moralini yüksek tutmak için önemli görevlerde bulunmuştur. Bu dönem içinde  mehterin icra ettiği musiki eserlerini isim sahibi müzisyenler yapmıştır.

Osmanlı ordusu sefere çıkacağı zaman mehter takımı özellikle şu eseri icra etmiştir:

         Yinede şahlanıyor aman

          Kolbaşının yandım da kır atı

          Görünüyor yandım aman

          Bize de serhad yolları   

İstanbul’u işgal etmek için hazırlık aşamasında bulunan Fatih Sultan Mehmet işgalin olacağı şafak vakti topçuların yanına giderek, silah gücünü son kez kontrol ettikten sonra Okmeydanı’nda toplanmış olan ulemaların ve binlerce halkın arasına karışarak hep bir ağızdan tekbir getirmelerinden moral bulmuştur. Düşman kuvvetlerine korku salan ve panikleten mehter takımı da surların önüne geldiğinde 300 kişilik bir takımdan oluşmaktaydı. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u ele geçiren zafer alayının ortasında ilerlerken arkasında da mehteran  takımı zafer marşları çalarak yürümekteydi. Yüzyıllar önce İstanbul’un fethini müjdeleyen ulemaların vermiş olduğu mesaj Fatih Sultan Mehmet’in kahramanlığıyla ve dirayetiyle gerçeğe dönüşmüştü.

 Mehter verdiği konserlerle insanları eğlendiren bir takım değil, daha ziyade ordunun azametini, ihtişamını ve görkemli oluşunu gösteren bir takımdır. Savaş zamanlarında kurulan padişah otağının önünde mehterin çalmasıyla birlikte savaş ve akınların ilk adımları atılmış olurdu.

Bugün Askeri Müze ve Kültür Sitesi bünyesinde bölük olarak görev yapan Mehter Takımı Osmanlılardan devraldığı geleneksel kültürü aslına sadık kalmak şartıyla vakur bir şekilde temsilini sürdürmektedir. Tarihimizde önemli görev üstlenmiş olan mehterin varlığını hiç kimse inkar edemez. Savaşlarda ümitsiz  gönülleri uyarıp coşturmuş ve yorgun vücutlara tarihin şahlanış aşısını yapmıştır

Türkiye’yi görmek tanımak için dünyanın dört bir köşesinden gelen turistler İstanbul’u gezerken Askeri Müze ve Kültür Sitesine de uğrayıp Mehterin verdiği konseri dinlemeden ayrılmazlar.

Günümüzde Mehtere karşı olanlar aslında Osmanlı tarihimizi inkar eden Türk milliyetçiliğini benimsemeyen marjinal gruplardır.