Hep siyası konulardan ve günün meselelerinden bahsetmek toplumda bazen adam sendeciliğe neden olur. Bende bundan böyle değişik konulardan bahsederek okuyucularımı dikkat çekici ortama çekmek istedim.    

Türkiye’de her konuda kurulmuş dernekler olduğu halde komik gelecek ama birde ağlayanlar derneği olduğunu biliyormuydunuz? İnanmayacaksınız ama 300 üyeli böyle bir dernek mevcut. Bu derneği Oflu Ali Öztürk kurmuş. Kurma nedenini de şöyle anlatıyor “ Birgün Selimiye camisinin önünde kendini hırpalayarak ağlayan bir adamı gördüm yanına yaklaşıp ünce ona baş sağlığı diledim ve üzüldüm sonradan öğrendim ki bu adam para karşılığı ağlayan biriymiş. Bu olay benim Cenaze Ağlama Derneğini kurmama neden oldu. Dernek üyeleri ücret karşılığında cenazelere giderek ağlıyorlar.”  diyor. Oflu Ali yakınlarını kaybedip de ağlamayı beceremeyen cenaze sahiplerinin talebi halinde 1000 lira ücret karşılığında giderek ölenin arkasından ağladıklarını ifade ediyor. Ağlamaya gönderdiğimiz üyenin iki görevi vardır birincisi duyarlı sevdalı cemaat oluşturmak, ikincisi ise acıyı zihinlerde sabitleştirmek olduğunu ifade ediyor.

Sadece bizde değil İngiltere’de de mevcut olan ağlama derneğinin ilanında iki saat ağlamanın bedelinin 68 dolar olduğu ifade ediliyor,

Oflu Ali’nin kurduğu dernekten başka Çorumlu gençlerde “Düğünlerde oynanır, cenazelerde ağlanır” derneğini kurmuşlar. Kişi başı 270 lira alıyorlarmış.     

Kayseri’de de böyle bir ağlama derneği yok fakat Avşarlar toplumunda gelenek halinde yıllardır devam ede gelen cenazelerde ağlayan usta deyişçiler ardır. Avşarlar toplumunda ağıtçı olarak öne çıkanların kimler olduğunu araştırma kültürüne sahip Emekli Öğretmen İsmail Şimşek’in anlatımından öğreniyoruz:

Tomarza Bölgesinde ağıtçı olarak ismi geçenler: Toklarlı Sultan Hanım Cingözlü Koca Zülha, Zelfinli Rahime Hatun, Kızılörenli Ayşe Hatun,  Toklarlı Gümüş Hanım, Taflı Gözübenli Sarız bölgesinde isi: Teknelili Elif Hatun, Hasırcılı Zeynep Hatun gibi ağıt yakanların olduğunu İsmail hocam ifade etti.

Sırası gelmişken anlatmadan geçemeyeceğim bir ağıt yakma sırasında şöyle bir olay yaşanıyor:

Geçmiş bir tarihte Pınarbaşı Çerkezlerinden bir aile ölen yakınları için ağıt yaktırmak üzere Tomarza yöresinde ün yapmış ağıtçı Avşar anayı getirirler. Ağıt yakıcı ana cenaze evinde toplanmış olan Çerkez kalabalığının karşısında ağıt sözlerini bir biri sıralarken orada bulunan Çerkezler de ağlamaya devam ediyorlarmuş. Ağıtçı Avşar ana sözlerinin bir yerinde muzipliğinden olsa gerek:

       “Ne deyimde ağlayayım

       Ölü bizim olmayınca

       Çerkez milletimi tükenir

       Beşer onar ölmeyince….”

Diye ağlamasına devam ederken orada bulunan Çerkezler bunun farkına varmamışlar. 

İstanbul da faaliyet gösteren Cenaze Ağlama Derneği de her halde Avşar ağıtçılar gibi yetenekli ağıtçıları bünyesinde toplamıştır.

Ülkemizde bolca cenaze levazımatı satan ticarethanelerin yanında, şimdi de Ağlamacılar Derneği yer alıyor parası serveti çok olup da hayatlarında üzüntüye ve ağlamaya fırsat bulamamış olanlar her halde bu derneğin kapısını çalıyor olsalar gerektir.

Eh insan oğlunun yaşamında buda gerekli. Biz yinede herkese acısız ve ağıtsız bir yaşam diliyoruz…