Belediye denilince geliri giderine denk düşen; tabir caizse ayağını yorganına göre uzatarak halka hizmet götüren yerel yönetimler akla gelir. Bu ifadedeki tarif her ne kadar uygun isede, acaba günümüz Belediyeleri buna uyuyormu dersiniz bana kalırsa hiç de öyle değil Bilhassa büyük kentlerde Belediye Başkanları İller Bankasından gelen pay paralarını hizmette kullanmak yerine plansız programsız yerlere harcayarak içinden çıkılmaz bir sıkıntıya davetiye çıkarmış oluyorlar.

Bugün bazı Belediye Başkanlarının halkın hizmet beklentisine yeterince cevap verememesi yüzünden başarısız damgasını yediklerini görüyoruz. Buna  neden olan hususları burada sıralamak gerekirse;

-Hizmet amacıyla akıtılan yardımlar amacına uygun kullanılmamıştır.

-Maddi imkanlar dikkate alınmadan hayali hizmet planları yapılmıştır.

-Gelir artırıcı kaynaklar ihmal edilerek, üzerinde durulmamıştır.

-Belediye personeli siyasi görüş yüzünden kadro dışı hizmetlerde çalıştırılması nedeniyle şikayetlerin artmasına neden olmuştur.

-Hizmet üretim girişimlerinde sorumlu olan birimler ihmal edilerek koordine sağlanmamıştır.

Belediyeyi başarısız kılan bu saydıklarımın dışında bir diğer önemli husus da SGK’na yatırılması gereken memur ve işçi kesenekleri yatırılmayarak Belediye milyonlarca lira borç yükü altına sokulmuştur. Maliyenin ve elektrik idaresinin icra takibine uğrayan belediyeler zor durumda kaldığı gibi itibar kaybına da neden olmaktalar.

Bir Belediye Başkanının görevi sadece çalışan personelinin maaşını ödemek ve beldenin çöpünü toplamaktan ibaret değildir. Beldenin ve halkın ihtiyaç duyduğu önemli hizmetleri yapmaktan da sorumludurlar…

Belediye Başkanlığı itibarlı ve şerefli bir görev olduğu kadar, ağır  sorumluluğu da olan bir görevdir. Son günlerde aç gözlü birçok belediye başkanlarının rüşvet almaktan ve yolsuzluk yapmaktan yargılanıyor olmaları son derece üzücüdür. Belediye başkanının eski tabirle ismi “Şehri Emini” olarak geçmekte yani şehrin en güvenilen şahsı demektir. Oysa özellikle CHP’den birçok Belediye Başkanı ve personeli rüşvet almaktan ve yolsuzluk yapmaktan şu an ceza evlerinde tutuklu bulunmaktalar. Partinin genel başkanı gece mitingleri düzenleyerek her ne kadar bu tutuklulara sahip çıksa da pek etkili olamaktadır. Bazı büyükşehir belediye başkanları yolsuzluk yapmak için örgüt kurdukları da görülüyor. Özellikle İBB’de ki rüşvet ve yolsuzluk olayları hakkında yapılan savcılık soruşturması 4 bin sayfa tutmuş bulunuyor.

Yerel seçim günü geldiğinde tekrar hizmete talip olan birçok aday adayının ortaya çıkacağı muhakkaktır. Bu husus da başarılı-başarısız faturası partilere kesildiğine göre partiler kılı kırk yararcasına iyi düşünmek ve isabetli karar vermek zorundadırlar. Eş-dost, tanıdıklar başkan adayı olmuş desinler diye göreve talip olunmaz.

Yerel seçimlerde bilhassa halkımıza da büyük sorumluluk görevi düşmektedir. Partizanlığı ve macera anlayışını bir yana bırakarak hem kendi geleceği için hem de yerel yönetim hizmeti için tecrübeli ve birikimli adaya karar verip oyunu ona göre kullanmaları gerekir…