Siyaset arenasında boy gösteren her partinin yapısal olarak dayandığı bir tüzüğü birde sahip olduğu ideolojisi vardır. Bu özellikler her parti için geçerlidir. Son zamanlarda kendi partisinin ismini kullanarak inadına bir siyaset yürüten Özgür Özel gibi biri parti ideolojisini bir yana bırakarak Türkiye’nin zararına siyaset yapması affedilir gibi değildir. Özgür Özel dokunulmazlık zırhını iyi niyetle kullanmıyor. Atatürk’ün kurduğu CHP çatısı altında parti ilkelerine uymayan bir takım hareketlerde bulunması hiç de doğru değildir. Bugüne kadar ülke hayrına hizmetle ilgili ağzından bir çift sözün çıktığını duyan varmı? Özgür Özel’in CHP’ye ve ülke siyasetine verdiği zararlar sineye çekilir cinsten değildir. Fakat gel görkü ülke içinde verdiği zararlar neyse de bunun birde yurt dışı boyutu vardır. 

7-8 Temmuz da ülkemizde yapılacak olan 36. NATO zirve toplantısını provoke etmek için AB ülkelerinden bazılarına ve İngiliz Financıal Times Gazetesine gönderdiği Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanımızı şikayet eden yazısı bardağı taşıran son damla olmuştur. Eleştiri yazısında:

-“Erdoğan’ın demokrasiye saldırısı Türkiye’nin müttefikleri için bir tehdittir.

-Otoriterlik ve muhaliflerin hapse atılması NATO’yu ve bölgeyi istikrarsızlaştırabilir.

-Erdoğan bugün Washington’a yarın Moskova’ya, öbür gün Pekin’e yönelebilir.

-Hayatı durduracak eylemler yapabiliriz” İfadelerinde bulunmuş.

Şimdi aklı mantığı yerinde olan her Türk vatandaşı Özgür Özelin bu ifadelerini okusun acaba sonuç da ne düşünecek onu merak ediyorum. Atatürk 23 Temmuz 1919 da Erzurum Kongresinde yaptığı konuşmasında yabancı himayeye karşı “Manda ve himaye kabul edilemez” diyerek ilkeleri arasın koymuştur. Özgür Özel’in bu yaptığı yeni değil sürekli Türkiye’yi irtibatlı olduğu dış ülkelere şikayette bulunuyor.  

Özgür Özel üstelikte CHP gibi bir partinin genel başkanı da değildir sadece bir milletvekilidir. Acaba bu cesareti ve yetkiyi hangi iç ve dış odaklardan alıyor dersiniz? 

Cumhurbaşkanımız her ne kadar AK Parti genel başkanı olsa da Türkiye’mizi temsil eden bir liderimizdir. Seversiniz sevmezsiniz neticede Türkiye’yi temsil eden Cumhurbaşkanı olarak biat etmek zorundasınız. İşte Özgür Özel milletvekili zırhına girerek gerek cumhurbaşkanımıza gerekse ülkemize karşı her türlü saldırıda bulunmakta ve ülkemizi yurt dışına jurnallamktadır. Bu durum karşısında esas insanı düşündüren de böyle bir insanın yetkisi olmadığı halde partisi CHP’ye aşırı derecede zarar veriyor olmasıdır. Buna bu cesareti verende otur deyince oturan kalk deyince kalkan emrindeki CHP milletvekilleridir. Bu milletvekillerinden herhangi birisi çıkıp karşısına senin partimize bu yaptığın zarar veriyor deme cesaretini gösteremiyor. Oysa bu milletvekillerinden birçoğu o makamda dedelerinin ve babalarının bıraktıkları isimlerden dolayı oturmaktalar. Cumhurbaşkanımız Erdoğan düşmanlığından ileri gelen fanatik CHP’li vatandaşlar Özgür Özel’i bilinçsizce destekleyerek partilerine zarar verdikleri gibi siyasetin de kalitesini düşürüyorlar. 

CHP içinde genel başkanlık görevi için ortaya çıkan tartışmalarda parti ikiye bölünmüş durumda. Bir tarafta rüşvet ve yolsuzluk paralarıyla delege oylarını satın alarak genel başkanlığı elde etmiş olan Özgür Özel, diğer taraf da ise dost bildikleri tarafından sırtından hançerlenerek genel başkanlığı elinden alınmış olan Kemal Kılıçdaroğlu bulunuyor. Özgür Özel ve rüşvet suçundan tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun tezgahladığı böylesine entrika oyunu nedeniyle CHP’yi parçalamakla kalmadılar aynı zamanda birçok vatandaşın da partiden istifasına neden oldular.

Atatürk’ün kurduğu CHP gibi bir parti rüşvetle yolsuzlukla taciz ve tecavüz olaylarıyla kirletilmememliydi. Özgür Özel ve yandaşları işte bu kirlenmeyi savunuyorlar. Kemal Kılıçdaroğlu ise kongrede şeytani planla elinden alınan genel başkanlığı Mahkeme kararıyla geri aldıktan sora partiyi temizleme çabasına girdi. Bu iki grup arasında ki çekişmeler artarak devam ediyor. Özgür Özel ve taraftarları çıkmaz bir sokaktalar. Yüz yıllık CHP’ye daha ne kadar zarar verilir onu hep birlikte bekleyip göreceğiz.