Türkiye bugün öyle bir konuma gelmiştir ki dünya ülkeleri arasında kimin dost, kimin hasım ülke olduğu açıkça bilinmektedir. Bu ülkelerden söz ederken isimlerini telaffuz etmenin bir mahsuru olmadığına inanıyorum. Bu köşede hemen ifade etmeliyim ki Türkiye’ye karşı son zamanlarda düşmanlık eden ülkelerin başında İsrail gelmektedir. Bunun dışında ABD her ne kadar Türkiye’ye karşı dost ve müttefik olduğunu söylese de İsrail’i her konuda desteklemesi şüphemizi artırmaktadır. Geçmiş de yaşananları unutmadık CIA’nın içinde yer aldığı Gezi olaylarında, FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz’da ki darbe girişiminde, PYD/YPG ve PKK terör örgütüne verdiği destekte, Rıza Sarraf davasında ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etmesinde gördük. Şu son günlerde ortaya çıkan dedikodu şayet gerçekse Trump Suriye’de terör örgütü PKK/PYD’ye resmen kucak açarak himayesine alacağının hazırlığı içinde olduğu iddia ediliyor. Bunun içinde İsrail’i maşa olarak görevlendirdiği iddia ediliyor. Şayet gerçek olduğu takdirde eminim ki Türkiye’yi çileden çıkaracaktır. 

  ABD’nin Türkiye’ye karşı yıllardan beri uyguladığı ciddiyetsiz tutumunu hoş karşılamayan Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ciddi tutumu yüzünden ABD birden değişiklik gösterdi. Trump sırası gelince hep Cumhurbaşkanımızı Erdoğan’ın Ortadoğu’nun örnek lideri olduğundan övgüyle bahsediyor. Gazze konusunda ve Rusya-Ukrayna savaşında Cumhurbaşkanımızın barışa yönelik girişimleri nedeniyle Trump’u cok etkilemiş olduğundan dolayı örnek bir barış insanı olarak bahsetmekte. Bu çeşit olumlu gelişmelere rağmen biz yine de eskiden olanları hatırda tutmak suretiyle tedbirli olmak zorundayız.

    ABD’nin eski başkanlarından Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı John Hannah isimli şahıs dünyanın en etkili politika ve diplomasi dergisinde yazdığı bir yazıda “Erdoğan gibi bir sorunu nasıl çözeriz” başlıklı yazısında “AK Parti içinden kopabilecek yeni bir merkez sağ parti, Gezi parkı eylemlerine benzer eylemler ve askeri darbe olasılıkları olmalı” gibi ifadeler kullanması ABD’nin nasıl bir niyet içinde olduğunu göstermektedir. Şunu açıkça ifade etmeliyim ki gerçekten bir dünya lideri olduğu konusunda haklı olarak algı oluşturan Cumhurbaşkanımız Erdoğan Ortadoğu’da ABD’nin şeytani planlarına karşı bir engel teşkil etmektedir. Nitekim ismi geçen ABD’li diplomat Erdoğan’ı durdurmak için “Gezi parkı eylemlerine benzer eylemler ve askeri darbe” olasılığından söz etmesi Türkiye düşmanlığından başka bir amaç taşımamaktadır. Böylece Gezi parkı olaylarının ve 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında bizzat ABD’nin olduğunu çok iyi biliyoruz.  

  Sonuç olarak açıkça kabul etmeliyiz ki Ortadoğu’da Türkiye’nin etkisi ve varlığı herkesi korkutmaktadır.

  Düşman gözüyle gördüğümüz ABD’nin Türkiye’den çekinmesinin haklı sebepleri vardır. Türkiye AK Parti iktidarının istikrarlı yönetiminde çeşitli etkili silahlarını, savaş uçağını, tankını, insansız hava aracını, helipkopterini, denizaltısını,, füzesini ve elektronik cihazlarını yapar hale gelmiş olması korkulardan biridir. TSK’nin yaptığı tatbikatlarda bu saydığım silah, araç ve gereçleri etkili bir şekilde kullanması dosta güven, düşmana korku salmaktadır…