Medyada çeşitli konularda sık sık yapılan açık oturumlar elbette ki toplum kesimini aydınlatma yönünde faydalıdır. Birkaç konuda değişik görüşlere sahip bilgi sahibi kimselerin bir masa etrafında toplanıp, fikirlerini görüşlerini açıklamaları elbette ki önemlidir. Karşılıklı tartışmaların münakaşayla, kırgınlıkla değil de hoş görüyle tatlılıkla son bulması gerekir. Bazı açık oturumlarda katılımcı şahıslar arasında görüş ayrılığı yüzünden kırgınlıkların yaşandığını da biliyoruz.

Açık oturumlarda izleyicilerden birçoğunun canını sıkan husus mantıklı bir doğru belirince buna karşı çıkan kişinin inadında ısrar etmesidir.

Sırası gelmişken inatlaşma konusunda yaşanmış olan bir konuyu burada nakletmek istiyorum:

Bir zamanların ünlü ressamlarından biri yaptığı resimlerinden birinde hata bulana ödül vereceğini ilan etmiştir. Ne kadar ressam varsa galeriye gelip resmin sağını solunu incelemişler fakat hiç birisi resimde bir hata bulamamış. Resmin sergilendiği galeride temizlik işçisi olarak çalışan üstelikte ressamlıkla hiç ilgisi olmayan biri resimdeki hatayı ben buldum diyerek ortaya çıkmış. Hata nedir diye sorulduğunda çizmelerden birinde bir körük noksan demesi üzerine sen resimden ne anlarsın diyerek çıkışanlara karşı temizlik işçisi bir zamanlar ben çizmecilik mesleğim idi demesi üzerine

İddianın doğruluğunu araştırmak için çizme yapan ustalar çağırılarak resimdeki çizme gösterilmiş. Çizmeci ustalarının hepsi de evet çizmede bir körük noksan demişler.

Resimde kusuru bulan temizlik işçisine bu kusuru bulması nedeniyle  konulan ödül verilmiş.

İnsan çok iyi bildiği bir konu da olsa illa de ben doğrusunu biliyorum diye görüşünde ısrarcı olmamalıdır. Halk arasında gereksiz yere bilgiçlik taslayanlara karşı ne dendiğini sanırım bilmeyenimiz yok gibidir.

Bir şeyler bilircesine yerli-yersiz konuşmak suretiyle bilgiçlik taslayanlara çok zaman “Çizmeden yukarı çıkma” denerek uyarıda bulunulur.

Toplumumuz da değişik görüşlerin olması elbette ki normaldir. Fakat münazara ve açık oturumlarda öncelikle aranan husus sabır ve hoş görüdür. Tartışmalı programlar da katılımcılardan bazısının birbirlerine karşı nasıl tahammülsüzlük gösterdiğini hayretle izliyoruz. Öyle ki kalkıp diğer bir tartışmacının suratına yumruk vurduğunu bir başka oturumda önünde bulunan su bardağındaki suyu diğer tartışmacının suratına attığını gördük. Açık oturum şeklinde geçen tartışma programlarında oturuma katılanlar karşılıklı olarak düşüncelerini sükûnet içinde ortaya koymak suretiyle izleyici karşısında bir doğrunun bulunmasıdır.  Genellikle izleyicilerin tartışmaya katılanlardan beklentisi birbirlerine karşı saygılı hoş görülü ve sabırlı olmalarıdır. Tartışma ve açık oturum programları medyada en çok ilgi çeken ve izlenen programlardır. Tartışmaya katılan konuşmacılar izleyiciyi tatmin ve ikna etme yönünde muhakkak surette kuvvetli bilgi ve belgelerle gelmeleri gerekir. Modaratör basın mensubu da kendine hakım olamayan tartışmacıyı münasip bir lisanla teskin etmesi gerekir.

Açık oturumlarda oturumu tarafsız bir şekilde kurallara uygun olarak yöneten   modaratör olan kimsenin taraflı hareket etmesi de ayrı bir sorundur. Her hangi bir medyada konuşmacı olan kimselerin sade bir dille düşüncelerini açıkladıkları takdirde izleyicilerin taktirini kazanmaları elbette mümkün olur.