Her on yılda bir olan darbelerin milletimize yaşattığı kayıplar ve ızdıraplar son derece ağır olmuştur. İlk önce 12 Eylül darbesinden başlayarak kısaca bu millet darbeler de nelerle karşılaşmış onu bir görelim sonra gelişmelerden bahsedelim: 650 bin kişi göz altına alınmış, 7 bin kişi için idam cezası istenmiş, 517 kişiye idam cezası verilmiş bunun 55 kişisi asılmış. Bu idamlar hakkında Milli Birlik Komitesi Başkanı orgeneral Kenan Evren’e sorulduğunda bir sağdan bir soldan asıyoruz diyerek sözüm ona adaletli davrandıklarını ifade etmek istemiş. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurt dışına gitmiş, Çıkan olaylarda 300 kişi kuşkulu bir şekilde ölmüş, 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelenmiş, 23 bin 677 derneğin faaliyeti durdurulmuş, 31 gazeteci ceza evine girmiş 3 gazeteci öldürülmüş, gazeteler 300 gün yayın yapamamış, 13 büyük gazete için dava açılmış, 39 ton gazete ve dergi imha edilmiş, ceza evinde 299 kişi yaşamını yitirmiş, bunlardan 44’dü kuşkuludur.
- maddi yönden büyük kayıplara uğratıldı doğrusunu söylemek gerekirse ülke 50 yıl geriye gitti. İşte bir darbenin ülkemize verdiği zararın bilançosu budur. 12 Eylül darbesi böyle de diğerleri sanki iyimi 27 Mayıs darbesi daha ağır ve kanlı geçmiştir. DP’nin bütün milletvekilleri başta başbakan ve bakanlar olmak üzere ileri gelenler Yassıada da tutuklanmışlardır. O tarihler de ben Çankaya köşkünde görev yapan Alaya birliğine askeri personel olarak tayin edilmiştim. Yassıada duruşmaları TRT radyosundan naklen verilmekteydi. Malum olduğu üzere televizyon yayınları yoktu. Yargılamada bulunan Yassıada Adalet divanı başkanı Salim Başol “Sanıklar getirildi, bağlı olmayarak salonda yerlerini aldılar” sözüyle duruşmalara başlardı. Tutuklu milletvekilleri burada aş-susuz bırakılmışlar ve eziyet görmüşlerdi. Başbakan Adnan Menderes ile birlikte Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan ailelerine haber vermeden bir gecede idam edilmişlerdir.
TSK de generaller ve üst subaylar Afrika ve Arap ülkelerinde olduğu gibi her on yılda bir darbe yapmayı gelenek haline getirmişlerdi. Milletimize reva görülen bu kötü gidişe yapmayın etmeyin demek asla mümkün değildi. Ta ki 2002 de AK Parti iktidara gelene kadar da bu böyle devam ede-gelmiştir. TSK’nin ülkemize zarar veren bu kötü geleneğini ortadan kaldıran şüphesiz ki ülkesini seven birlik ve beraberliğe önem veren dik duruşu ile tanınan Cuhurbaşkanımız Erdoğan’dır