Okullarımız da 2026-2027 Yılı Eğitim ve Öğretim zili çaldı. Çocuklarımızın bu Eğitim ve Öğretim yılının hayırlı ve başarılı geçmesini diliyoruz. Çocuklarımızda ve gençliğimizde gördüğümüz yetişme heyecanı ülkemiz adına geleceğimizi ilgilendiren pırıl pırıl bir öğrenci dalgasının geldiğini gösteriyor. 

Bu öğretim yılı hem aileler için hem okullarımız için ülke adına önemli olduğu kadar konuşmaya ve yazmaya değerli bir konudur.

Bir kere okul eğitiminin dışında çocukların aile içinde ki yetişmeleri ve terbiyesi çok önemlidir. “Ağaç yaş iken eğilir” sözü her halde bunun için söylenmiş olsa gerektir. Aile içerisinde bilhassa anne ve baba çocuklarını severken de okşarken de ciddi ve mesafeli olmalıdır.  Bir çocuk aile içinde yüz-göz oluşu nedeniyle babasına moruk-peder annesine madam diye hitap ediyorsa o ailede sevginin de saygının da sorgulanması gerekir.

Burada çocuklarımızın yetişme tarzında aileler kadar resmi eğitim kurumlarımızın da rolü büyüktür. Bazı okullar da öğrencilerin kıyafet ve hareketlerini görüyorum inanın hayret edip kendi kendime pes doğrusu diyorum. Öğrencinin ağzında çiklet kıyafet dersen sanki bir palyaço konuşma ağzı sanki bitirim ağzı gibi. Yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklarımızın yetişme tarzı asla bu olmamalıdır. Hele ki eğitim kurumlarımızın uyguladığı eğitim sistemi toplum olarak geleceğimizin sağlam temellerini oluşturmalıdır. Yarınlarımızın geleceği olan çocuklarımız daha iyi yetişsinler derken Okul idaresinin daha tecrübeli ve öğretmenlerimizin daha donanımlı olmaları gerekmektedir. 

Yazımın başlığından da anlaşılacağı üzere çocuklarımızın eğitimi aynen çok kutuplu bir denklem gibi karşımıza çıkmaktadır. Bu denklem de öğrenci-veli okul idaresi-öğretmen ve arkadaş grubu birbirlerini tamamlayan etkenlerdir. Bunların her biri özelliklerine göre teker teker üzerinde durulması gereken hususlardır.

Çocuklarımızın öğrencilik döneminde her şeyi ondan beklemek biraz da insafsızlık olur. Gerek okulda ki öğretimle gerekse aile içinde ki yetişme tarzı koordineli bir şekil takibe tutulmalıdır. Şahsen ben çocuklarımızın geleceği üzerine herhangi bir konu açıldımı ister istemez içimde bir duygu seli oluşuyor. Türkiye’mizin ve ailelerin geleceği olan çocuklarımız için ne yapsak azdır. Onların her biri aynen kuyumcu tezgahında işlenmeyi bekleyen bir altın gibidirler. Bura da velilere okul idaresine ve daha çokta da öğretmenlerimize büyük görevler düşmektedir. Elbirliğiyle bu altın cevherlerini birer birer bilgi ve beceriyle işlerken azami titizliğin gösterilmesi gerekmektedir.