Düşman devletleri tarafından vatanın bölünüp paylaşılması ve bir büyük ulusun esarete mahkum edilmesine karşı milletçe yürütülen savaşlardan sonra zafer kazanılmış sıra “Yurtta Sulh Cihanda Sulhu” sağlayan Lozan Konferansına gelmişti. Konferans masasının bir ucunda Türkiye diğer ucunda İngiltere Fransa İtalya ve Yunanistan bulunmaktaydı. İsmet Paşa bu konferans da belki de hayatının en büyük kozunu oynuyordu. Yorucu sert bazen de ümitsizliğe yol açan tartışmalardan sonra 24 Temmuz 1923 de anlaşma ile sonuçlandı.

Lozan barışı Türkiye’nin hem İstiklalini kazandırdı hem de Misaki Milli sınırlarını sağladı. Böylece milli mücadelenin savaş devri kapandı ve yeni bir devirin temelleri atılmış oldu. Bu kurtuluşun İnkılaplar devri olması yönünden Büyük Türk Milleti için Tarihi bir zorunluluktu.

1919-1923 yılları arasında var oluş mücadelesinin yarattığı zemin üstünde yeni bir idare şeklinin hızla yükselmesi gerekiyordu. Bunun için de Mustafa Kemal Atatürk’ün düşüncesinde yerini bulan idare şekli Cumhuriyet idaresiydi. Mustafa Kemal Atatürk “Türk Milletinin Tabiat ve Şiarına en uygun olan Cumhuriyet Yönetimidir” diyerek idarenin ilk işaretini vermiş oluyordu.

Mustafa Kemal Atatürk “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” derken de Cumhuriyet idaresinden ve Demokrasiden yana olduğunu ifade etmeye çalışıyordu. Atatürk’ün düşüncesinde tek bir kuvvet tek bir irade vardı oda halkın ta kendisiydi. 

ATATÜRK 29 Ekim 1923 de toplanan TBMM’de ki konuşmasında Cumhuriyeti ilan ederken “ Hakimiyeti Milliye Kayıtsız Şartsız Milletindir” ifadesiyle yeni doğan çocuğun adı olan Cumhuriyeti açıklamış oluyordu. Bu konuşma üzerine meclis birden dalgalandı herkes ayağa kalkarak bütün mebuslar tek ağızdan haykırdı: “YAŞASIN CUMHURİYET” diye.

Bunun ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk Reisicumhur İsmet İnönü de Başvekil olarak seçildiler.

Böylece artık Cumhuriyet kurulmuş sıra idarenin kanatlarını oluşturacak olan İnkılapların kabulüne gelmişti. Bunun içinde 10 yıl süren bir seferberlik çalışmasıyla inkılaplar birbiri ardına kabul edilerek hızlı modernleşme yönünde adımlar atılmıştır.

Cumhuriyeti seven ve onu koruyan Büyük Türk Milleti Cumhuriyeti canı gibi severek gözü gibi koruyarak varlığını bugüne kadar sürdürmüştür.

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) ın çıkardığı aylık dergide yayınlanan Assb. Soner Özübek’e ait şiirde Cumhuriyet’in kuruluşu ve korunmasıyla ilgili çalışmalar çok güzel ifade edilmiştir:  

 

“Zaferlere koştuk bağımsızlık aşkıyla tarih boyunca

  Şehit olduk gazi olduk gencimizle yaşlımızla

  Kılıç olduk kalkan olduk siper olduk omuz omuza

  Akın akın savaştık sel olmuş kanımızla

  Cumhuriyeti böyle kurduk duyuracağız yarınlara

  Emanetin şerefimizdir Atam koruyacağız canımızla!”