Son zamanlarda insanların yüzünde aynı ifade var. Yorgunluk, telaş ve içten içe büyüyen bir eksiklik hissi. Hayatın zorlukları herkes için gerçek. Geçim derdi, gelecek kaygısı, bitmeyen sorumluluklar insanın omuzlarına ağır bir yük bırakıyor.
Ama aynı şartlar altında yaşayan insanlar bile çok farklı hayatlar hissedebiliyor.
Sabah işe ya da okula yetişmeye çalışan iki kişi düşünelim. Aynı otobüste, aynı kalabalıkta, aynı sıkışıklığın içindeler. Biri tüm yolculuğu şikâyet ederek geçirirken, diğeri camdan dışarı bakıp kısa bir müzikle kendini sakinleştiriyor. Yaşanan an aynı, hissedilen tamamen farklı oluyor.
Uzun bir günün sonunda eve dönen iki insan düşünelim. Biri sadece yorgunluğunu düşünerek günü kapatıyor. Diğeri ise gün içinde yaşadığı küçük bir tebessümü, içtiği bir çayı ya da beklenmedik bir iyiliği hatırlayıp günün ağırlığını biraz olsun hafifletiyor.
Hayat aslında iki insan için de aynı akıyor ama zihin farklı çalıştığında sonuç tamamen değişiyor.
İnsan çoğu zaman mutluluğu büyük ve ulaşılması zor şeylere bağlıyor. Her şeyin düzelmesini, tüm sorunların bitmesini bekliyor. Bu yüzden mutluluk sürekli erteleniyor. Ama hayat hiçbir zaman tamamen kusursuz bir hale gelmiyor.
Hep bir eksik kalıyor, hep bir şeyler yarım kalıyor. Bu yüzden mutluluğu geleceğe bırakmak, onu sürekli kaybetmek anlamına geliyor.
Günlük hayatın içinde aslında çok küçük ama etkili anlar var. Sabah içilen sıcak bir kahve, tanıdık bir selam, yolda denk gelen bir şarkı, kısa bir sohbet, aniden hissedilen bir huzur… Bunlar çoğu zaman önemsenmiyor ama günün dengesini değiştirebiliyor.
Fakat çoğu insan bu anları görmek yerine eksik olanlara odaklanıyor. Daha fazlası, daha iyisi, daha fazlası derken elde olan sıradanlaşıyor. Eksik olan ise büyüdükçe büyüyor.
Zamanla bu durum bir yaşam tarzına dönüşüyor. Aynı hayatın içinde biri şükür hissiyle devam ederken, diğeri sürekli bir yetersizlik duygusuyla yaşıyor.
Oysa mutluluk çoğu zaman şartların değil, bakışın sonucudur. İnsan neyi büyütürse onu yaşar. Eksikleri büyüten eksikliği, küçük güzellikleri büyüten ise huzuru çoğaltır.
Mükemmel bir hayat yoktur. Ama fark edildiğinde değer kazanan küçük gerçekler vardır.
Ve çoğu zaman insanın hayatını değiştiren şey, yeni bir şey kazanması değil, elindekini yeniden görebilmesidir.