Günümüz insanlığa öyle şeyler gösterdi ki, tarih boyunca aklımıza gelmeyecek şeyleri duymaya, yaşamaya başladık. Bir karşılık alabilmek adına iyilik yapanların yanı sıra iyiliği bile kendini tatmin etmek için yapanları gördük.
Hep yazıyorum, “İyilik iyileştirir insanı” diye… Ancak insanlarımız anladık ki, iyileşmek değil, kendini avutmak ve hatta menfaat elde edebilmek için iyilik yapıyor.
Günümüzde aslında en büyük sorunlardan birisi yapanında, yapılanında bilmediği İyilik…
Şöyle bir etrafınıza bakın…
Ekmek verdiğiniz, elinden tuttuğunuz insanların bir süre sonra size nasıl havkırdığını…
Hani meşhur bir söz var.
Toplumsal hafızamıza nereden ve nasıl geldiği tam bilinmeyen.!
“Ben sana iyilik yapmadım ki, niye bana kötülük yaptın” diye…
Tabii bunlar ne kadar doğru söz bilmiyoruz.
Ama toplumda bu sözler konuşuluyor…
Yalan veya yanlış günümüze kadar gelmiş bir söz…
Aslında, günümüzde başına iş gelen insanlar hep iyilik yaptığımız insanlardan zarar gördük cümlesini kuruyor.
Bu çok acı…!
İnsan iyilik yaptığı kişiden nasıl zarar görebilir!
Ben, iyilik yaptığımız insanlardan kötülük göreceğimize ihtimal vermiyorum.
Tabii, bu benim görüşüm…
İyiliğin, rast gele yapılmaması taraftarıyım…
Rast gele iyilik yaparsanız, sonucunda kötülükte görürsünüz….
Bu biraz daha doğru gibi…
Mesela, hayvanat bahçesine gidiyorsunuz, Aslan’ı çok sevdiniz… Kafeste yaşamasına içiniz el vermiyor.
Yahu bırakında o da rahat bir nefes alsın, yazık günah, kafeste olur mu, yanımıza gelsin biz onu, o bizi sevsin diyor musunuz?
Demiyorsunuz, ama Ormanlar Kralı Aslan’ın kafeste yaşaması doğru mu? Değil…
Ama bunu yapmıyorsunuz, niye bariz bu iyilik olmuyor. Bir felaket oluyor da ondan…
Belki abartılı gelecek ama maalesef günümüzde bazı iyilikler böyle oluştuğu için insanlar karşılığında kötülük görüyor ve ağır bedeller ödüyor.
O nedenle iyiliğin yapılmadan önce iyi analiz edilmesi lazım…
Toplumu iyiliğe alıştırmak için iyiliğin kriterleri nelerdir diye bir soru yöneltmek isterim…
İyilik yapmak istiyoruz ancak nasıl veya ne şekilde olacak sorusu da gündeme gelmeli…
Öncelikle iyilik yapacağınız kişi veya kişilerin vs. size veya topluma dönüşlerinde zarar verip vermeyeceğini kafanızda yormalı ve buna bir cevap bulmalısınız.
Bir dilenciye para verip iyilik yaparken, acaba bu parayla ne alacak sorusundan ziyade bu kişiye ben para verirsem bunu adet edinip, ömrü boyunca dilencilik mesleğini sürdürür mü? Sorusuna cevap vermelisiniz…
Sizin vereceğiniz 3-5 lira, belki de onu ömür boyu dilenci yapacak…
Evet, dilenciye para vermeyin…!
İyilik yapmak istiyorsanız, hakkedeni bulun…
Mesela ben bir dilenciye para vereceğime, kendimce bir marketten birkaç çikolata alıp gördüğüm çocuklara ikram ediyorum.
Bazılarına otobüs bileti yüklüyorum.
Niye…
Amacım ne…
O çocuklarında yarının büyükleri olduğunu düşünerek bunu yapıyorum.
Şefkat yüzlü bir ağabeyin varlığını hisseden bugünün çocukları yarın toplumumuzda bir birey olarak belki de o zaman benim gibi birkaç çocuğun gönlüne dokunacak.
Toplumda bir otokontrol oluşacak…
Sadece kısa bir örnek vererek iyiliği tanımlamaya çalıştım…
Yine diyorum, “İyilik yapın, iyilik insanı tedavi eder”
Ama nasıl ve ne şekilde…!
Kalın iyilikle…