Canım ülkem, her zaman saf, masumane düşüncelerle yoluna ve varlığına devam etmek istiyor. Ancak gün geçmiyor ki, abuk subuk olaylar yaşanmasın…! “Dünya’nın hiçbir ülkesinde göremeyeceğiniz şeyler bizim ülkemizde yaşanıyor” diye söze başlanılıyor. Neden bizim ülkemiz böyle… Niye, neden biz böyle olduk?
Horasan erenlerinden Anadolu’ya ışık tutan ve Dünya’yı medeniyet ışığına kavuşturan bu aziz Türk Milletine ne oldu.
Aniden trafikte kavga eden, her gün kadın cinayeti işlenen, yaşlıya saygı gösterilmeyen, kimsenin kimseye güvenmediği bir ortamın içine düştük.
Nasıl oldu da, biz biranda böyle olduk.
Hani bizim örfümüzde, adetimizde, kültürümüzde saygı ve sevgi vardı.
Merhamet vardı.
Kendi yemediğini başkasına yedirmeme vardı
Ne oldu da biz böyle olduk.?
Kendi yediğinin daha kalitesini misafire yediren bir millete ne oldu.
Şimdilerde gıda zehirlenmelerinden bahsediyoruz.
Hatırlarsınız geçen senelerde ıspanaktan insanlar zehirleniyordu.
Sonuç ne çıktı: Ispanağın içinde yabancı otunda dikkatsizce toplanmasından insanların zehirlendiği tespit edildi.
Geçen yıl bir binanın ilaçlanması sonucu insanlar ölmüştü.
Bina sakinleri komple hastanelik oldu.
Şimdi ise Türkiye, gurbetçi ailenin ölümüne üzülüyor.
Karıncayı bile incitmeyen bir toplum nasıl bu kadar duyarsız oldu da insanları öldüren gıda veya ilaçlama yapar hale geldi.
“Bunu bilmeden mi yapıyorlar” diye soruyoruz sadece kendimizi teselli etmek için.
Aslında herkesin her şeyi bildiği ancak her şeyin para kazanmak adına olduğu bir ortama ulaşınca işler böylesine karıştı.
Pahalılığın önüne geçmek isterken koskoca bir ülkede gıda terörü hortladı.
İnsanlar düğünde yedikleri yemekten zehirleniyorlar.
İnsanlar aldıkları bir dürümden zehirleniyorlar.
Bunu denetleyen yok mu?
Elbette var.
Ancak nasıl olacak.
Bir gün kadınların öldürülmesi, bir gün sokak köpeği faciası, bir gün gıda zehirlenmesi ve bir günde bina ilaçlaması sonucu insanların öldüğü bir ülke haline geldik.
Acil ve çok acil çözüm bulunmalı.!
İnsanlar sokaklardan aldıkları gıdalara güvenmezlerse nasıl olacak.
Markalı yerlere gidildiğinde de fahiş fiyat darbesine maruz kalan insanların mağduriyetinin biran evvel giderilmesi lazım.
Bu ülke çok güzel, insanlarımızda güzel…
Bundan 20 yıl önce el arabasında satılan turşunun, köftenin bile bir güvenirliliği vardı.
Şimdi onlarca belge istenmesine rağmen nasıl oluyorda gıda güvenliğini sağlayamıyoruz.
Buna bir çözüm üretilmeli.
İnsanlar ölmesin diye alınan tedbirler artırılmalı.
Cezalar misli misline artırılmalı.
Sokakları güvenilir hale getirmeliyiz.
Ucuz ve kaliteli gıdaya ulaşmak herkesin en temel hakkıdır.
Bunu sağlamak adına ne gerekiyorsa yapmalıyız.
Önceden bu iş merhametli ahlaklı insanlarla (esnaflarla) oluyordu.
Şimdi ise cezalarla olacak gibi…
Kalın sağlıcakla…