Son günlerde bizlerde iyiden iyiye analizci olduk. Sadece ülkemizde değil Dünya’da da gelinen nokta zaten ne yaparsan yap iyi analiz etmem gereken bir durumu içeriyor. Yani en ufak bir şeyi kaçırdığında kaosun ortasında buluyorsun kendini. Bu durumda son yıllarda toplumlar içerisinde psikolojik harbin ve büyük bir imtihanın varoluşunu gösteriyor.

Şöyle arkanıza çekilin ve bir 10-15 yıl öncesinden bugüne analiz ederek gelin. Sadece kendi hayatınızı analiz etseniz bile yeterli olacaktır.

Hayatınızda ne değişti, neler değişti.

Söylemler ve eylemler arasında ne farklar var.

Kimler ne yapmaya çalıştı, ne söz verdi, ne yaptı veya yapamadı.

Dünya bir evrim içerisinde…

Yani her şey bizim ülkemizde de olduğu gibi değişti.

Değişmekte zorunda tabii…

Ancak iyi yönde neden değiştiremedik.

(Siyasetçilerden bahsetmeyeceğim.)

Vatandaşlardan bahsediyorum.

Önceden bir toplumsal algı vardı.

Kayseri’de buna elalem denirdi.

Aslında görünmediği halde dini konularda da toplumun bazı noktalarını ateşliyor, utanma duygusunu tetikliyor ve insanları yapmamaları gereken konularda telkin ediyordu.

Geldiğimiz noktada Dünya’yı etkisi altına alan psikolojik harp ve algı operasyonları bizim milletin temel taşlarını da bir bir yok etti.

Düşünsenize, bundan 15-20 yıl önce insanlarımızın anneleri, babaları Gültepe, Gaziosman, Esenyurt, Mahrumlar v.s gibi yerlerde bahçeli evlerde yaşıyorlardı.

Hafta sonu olduğunda evli çiftler çocuklarını da alıp, bu insanların yanlarına gidiyorlardı.

Bu ziyaretler Hem Sıla-i Rahim  hem de kendileri için bir rahatlama ortamı, çocukları içinde bir eğitim yuvasıydı.

Gelişelim dedik, bahçeli evlerimizi binaya dönüştürelim mali anlamda da rahatlayalım istedik.

Aslında doğru da yaptık.

Atıl durumdaki bir hayattan konforlu bir hayata ulaştık.

Herkes üçer beşer tane ev sahibi oldu.

Zenginleştik.

Ama maneviyatta çok şey kaybettik.

Şimdi çocuklarımızı götürecek bir ortamımız kalmadı.

Özellikle cumartesi ve Pazar günleri Kayseri trafiğine bir bakın.

Karı koca çocuklarıyla arabaya binmiş ama gidecek yerleri yok.…

Dön Allah dön…

O Avm senin, bu AVM benim…

Trafik felç…

Küfür, sinir hak getire…

Dolayısıyla bu bir psikolojik harbin bize getirisi…

Artık anne ve baba kendine yetemez duruma geldi.

Maalesef…

Kendi ihtiyaçlarını karşılamaktan, çocuğuna ne yapacağına karar veremeyen bir aile yapısına ulaştık.

Toplumun geneli sinirli, gergin bir durumda…

Neden peki böyle oldu.

Milyonlarca lira para kazanıyoruz, neyimiz eksik tiki…

Evet, huzurumuzu kaçırdık.

Kanaati unuttuk.

Gösteriş meraklısı olduk.

Son model telefonlar, iyi giyimler derken…

Konfor bizi bu halemi getirdi.

Bunların bize bir şey getirmediğini aksine götürdüğünü anlamaya başladık.

Kendi kendimize daha iyi olsun derken daha kötü, sinirleri gergin bir topluma dönüştük.

Her gün biraz daha geriye gidiyoruz.

Çünkü, çocuklarımızı istediğimiz gibi yetiştiremiyoruz.

Onları mutlu göremiyoruz.

Biz gösterişe, “ Psikolojik Harbe” yenik düştük.

Şimdi!

Çözüm tek ve net…

Artık toplum olarak anane kültürümüze geri dönmeliyiz.

Bunu lüks dairelerde de yapabiliriz.

Eskiden herkes birbirine saygı gösterirdi.

Öncelikle herkes,(konusuna komşusuna selam verip saygı göstermeli)  herkese saygı göstermeyi telkin etmeli ve öğrenip, öğretmeli…

Yeniden güzel ve sağlıklı bir toplum olabilmek için Kanaati öğrenmeliyiz.

Lüksün bizden neler çaldığını görüp, özümüze dönmeliyiz.

Biz parasızken bundan daha rahattık.

Daha özgürdük.

Şimdi annenin babaya, babanın anneye, çocuğun aileye güvenmediği bir ortamda nasıl özgür olabiliriz ki?

Bizim çözemediğimiz sorunları önceden komşularımız çözerdi.

Eş, dost akraba çözerdi.

Yeniden bağları kurup, çocuklarımızı kurtarmak için barışa ulaşmalıyız.

Biz çok değerli bir milletiz.

Bu kadar oyalandığımız yeter.

Haydi geriye, medeniyete dönüş yapalım.

Parasızkende mutlu olmayı yeniden öğrenelim.

Kendi psikolojik harbimizi kendimiz yönlendirelim.

Evlatlarımıza ve geleceğimize sahip çıkalım.

Mutlu olmak istiyorsak, bu Dünya bizden bunu bekliyor.

Kalın sağlıcakla…