Dünya ve aynı zamanda ülkemiz zor bir dönemden geçiyor. Pandemi’nin ardından düğmeye basanlar ülkemiz ekonomisini vurmaya başladı. Halada devam ediyorlar. Bu arada hep dış mihraklardan bahsediyoruz ancak asıl içeride fahiş fiyat uygulayan milletin ekmeğiyle oynayanlara dikkat etmeliyiz.
Hepimiz ülkemizin ne kadar güçlü olduğunu aslında anladık. Pandemi, deprem derken büyük sıkıntılardan geçen milletimiz Elhamdülillah hepsinin üstesinden geldi.
Bir tek ekonomiyi rayına oturtamadık.
Hepsi tamam bir tek parasal sorunu çözemiyoruz.
Dış güçlerin elleriyle uygulanan ambargolar falan aslında hikaye…
Kendi içimizde beslediğimiz büyüttüğümüz tipler maalesef bu milletin en büyük sınavı oldu.
Kimlerden bahsediyorum.
Halk sağlığıyla oynayan insanların bir gecede cebinden parasını çalanlardan bahsediyorum.
Fahiş fiyattan bahsediyorum.
Fırsatçı, ganimetçilerden bahsediyorum.
Aylardır, yıllardır söylüyoruz.
Tarlada 10 TL, pazarda 130 TL nasıl oluyor diye…
Tarım ülkesinde birileri bu milletin hakkını yiyor.
Geçtiğimiz günlerde ette uygulanan fahiş fiyat ve halk sağlığını bozan durumlar karşısında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı müthiş bir çalışma yaptı.
8 ilde 30’a yakın kişiyi gözaltına alıp, suçlulara devletin tokadını gösterdi.
Helal olsun.
Bir insan evladı çıkıp, bir şeylere Dur diyebiliyor…
Zaman bekleme değil, icraat zamanı…
Dünya’da savaş varmış, şu varmış bu varmış derken içimizdeki fırsatçıların ellerini güçlendirmeyelim…
Vatandaş olarak pahalı ürünleri mümkün olduğunca almayalım.
Kilosu 400 TL’ye biber almayalım.
Devletimizin şikayet hatlarını kullanalım, milletimiz için devletimiz için fırsatçılara müsamaha göstermeyelim.
Biz bu sorunları çözdüğümüz zaman biliniz ki, çok ama çok güçlü bir millet haline geleceğiz.
Zaman birlik ve beraberlik zamanı…
Haksızlığa karşı el ele gönül gönüle verme zamanı…
Bu bizim en büyük görevimiz olmalı…
Kalın sağlıcakla…