Aile yapısını korumak için bir çok çalışma yapılıyor. Ancak an itibariyle yeterli ve etkin görmüyorum. Neden diye sorarsanız, boşanmaların arttığı bir dönemde çözüm diye ortaya atılanan yeterli olmadığını düşünüyorum. Bunun sorumluluğu sadece hükümette değil, alt yapısına bakarsak, kültürel ve dinsel olaylarında etkili olduğunu görebiliyoruz.

Aile bir toplumu, toplum bir milleti, millette bir devleti oluşturur.

Ailenin önemine bu şekilde bakarsak daha mantıklı bir yorum ve çözüm üretiliriz.

Hükümet özellikle emekliler üzerinden bir çalışma yapıyor.

Aile ve Sosyal Politikalar başkanlığı ailelere, evlenecek gençlere dersler veriyor.

Ancak bu çalışmanın daha da kapsamlı hale getirilmesi lazım.

Öncelikle ne oldu da, bu kadar çok boşanma yaşanmaya başladı.

Bunun iyi analiz edilmesi lazım.

Herkes olaya para olarak bakıyor ancak annelerimizin dönemini hatırlarsak, evde ekmeği, tüpgazı olmayan kadınlar çocuklarını ve ailesini korumak için ne mücadeleler verirdi.

Çocuğunu okutmak için altı delik ayakkabı ile gezen babaları bilirdik.

Geldiğimiz noktada anne ve babada fedakarlık yapamaz mı oldu.

Mesele bir tarafın fedakarlığı da değil.

Altı delik ayakkabı ile gezen babanın verdiği üç kuruşu heba etmemek için aç okula giden gelen o günün gençleri şimdinin makam sahipleri oldular.

Köyden geldiler, bürokrat oldular.

O eli öpülesice babalar ve anneler sayesinde…

Peki geldiğimiz noktada neden en ufak şeyde boşanma kelimesini telaffuz ediliyor.

Hemen adliye kapısına gidiveriyorlar.

Ne değişti.

Kültürümüz mü, dinimiz mi, yaşantımız mı ne değişti de hemen herkes boşanma peşine koşmaya başladı.

Adliyede hakimler bile boşanma başvuralarının yoğunluğundan müzdarip.

Bu kadar yoğunluğun anlamı ne…

Niye kim ne yapıyorda ailelerimizi dağıtmaya çalışıyor.

Konunun iyice analiz edilmesi lazım.

Onlarca kadınımız bu durumda öldürüldü.

Boşanma  davalarında, Kadına soruyarlar niye boşanmak istiyorsun diye, o da “şiddetli geçimsezlik diyor” geçiyor gidiyor.

Acilen eşitliğin getirilmesi lazım.

Kadının beyanı esastır cümlesinin yanı sıra ailede herkesin beyanlarının esas olması lazım.

Mağduriyetlerin dibi tabanı iyi araştırılmalı.

Herkes birileri boşansın istiyor olabilir ancak bir çocuk anne ve babasının boşanmasını asla ve asla istemiz.

Bu beyanında mahkemede etkili olması lazım.

Sonuç olarak biz aileyi koruyan kararlar almalıyız.

En başta nafaka olayına bir düzenleme getirmeliyiz.

Boşanıp babasının maaşını almayı hedefleyenleri veya devlet yardımlarını almayı hedefleyenleri tespit etmeliyiz.

 

Bakın konu çok farklı boyuta gidiyor.

Bu nedenle ailenin maddi durumu da her şekilde ele alınmalı…

Gelir düzeyi şimdiki gibi rast gele değil, ciddi bir şekilde ele alınmalı.

 

Avrupa modellerindeki gibi kirasından, yemeğine sokakta içeceği çay ve kahveye göre maaş zammı veya gelir verilmeli…

 

Aile yapısını korumak için hangi dine mensup iseler, toplum polisi, aile hekimi gibi dinselde bir imam veya papaz v.s atanmalı…

 

Ailenin sorunlarını çözebilmek için içerisi doldurulmuş mali ve manevi desteklerin sağlanmasına çok önem veriyoruz.

 

Öğrencinin okul durumundan cep harçlığına kadar neyin ne olduğu bilinmeli ve yetişemeyen ailelere lafta değil cidden devlet eliyle desteklenmeli...

 

Haksızlığı önlemek adına otokontrol oluşturulmalı…

 

Haklı veya haksızın bilinmediği ortamda bazılarının kanuni hakkı var diyerek korunmaya kalkışılması aile içi sorunlarımızı içinden çıkılmaz hale getiriyor.

 

Bu sorunu çözmek içinde daha radikal kararlar alınmalı.

“Kadının beyanı esastır” maddesinin toplum içerisinde de aile içerisinde de  geçerliliği kalkmalı, kanun aile içerisinde “anne, baba, çocuklarının beyanı esastır” şeklinde doğruyu bulmak adına değiştirilmeli ve konumlandırılmalıdır…

 

Mesala: toplumumuzda bazı ailelerde sadece anne, çoğunluk ailelerde ise sadece baba çalışıyor.

Ev hanımı konumuna gelen annelere gelirine bakılmaksızın ödenek verilmeli.

Ev hanımlarına aile yapısını koruması için her türlü destekler sağlanmalı.

Ev babası haline gelen babalara da aynı şekilde ödenek verilmeli.

Maddi eşitliği sağlamak ve otokontrolü sağlamak adına atılacak adımlardan biriside bu bence…

Sözün özü:

Aile yapısını cidden korumak istiyorsak, bunu yapalım…

Ben kendimce bazı analizler yaparak fikir sundum… Bunu samimiyetle üzerinde durursak çok daha geniş kapsamlı yapabiliriz.

Lütfen çok geç olmadan ailelerimizi koruyalım…

Devletimizin, Milletimiz ve geleceğimiz için aile yapısını koruyalım.

Kalın sağlıcakla.