İlk Kez 1856’da Avustralya’da bir grup işçinin günde 12 saat çalışmaya karşı başlattığı haklı yürüyüş o günden beri 1 Mayıs’da İşçi Bayramı olarak kutlanıyor. O günlerde tüm Dünya’da günlük çalışma saatlerinin 8 saate indirilmesi talebinin haklı bulunmasının ardından şimdilerde ise çalışma saatlerinin 4 veya 6 saate düşürülmesi gündemde… İşçi hakları Dünya’da değer kazanırken, İslam’da ise daha etkin bir şekilde yerini almıştır.

Ben birazda işçi haklarının yasalarla çokta iyi donatılamadığını düşünenlerdenim.
Her ne kadar yasal bir hak olsa da, bir noktada konu kişiselleşiyor. Yani bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak cümleye bakıyor.
İşçi olmak, onurlu bir duruştur.
İşçi olmak haklı bir duruştur.
İşçi olmak sorumluluk almak ama yetki alamadan hayatta mücadele etme durumudur.

Bu nedenle yasal hakları anlamında işçiler, her yönüyle haklı gibi görünse de aslında hep ezilen ve haklarını bir türlü tam anlamıyla alamayan bir durum yaşıyorlar.
İşte bu noktada devreye vicdan, yani diğer anlamda inanç devreye giriyor.
“Din nedir, nasihat, din nedir vicdan, din nedir merhamet” diye olaya baktığımızda…
Çalışmaktan türeyen işçi kelimesinin asıl amacı da emek vermek ve karşılığını almak noktasına kadar gider….

Dinimizde emeğin karşılığı büyüktür. 
Bir çalışanın alnının teri kurumadan emeğinin karşılığının verilmesini dinimiz önemser.

Günümüzde ise bunlar yasalarla koruma altına alınmıştır.
Yani aslında ikisi de hem dinde hem yasalarda işçinin emeğinin kutsaliyetini korumak adına ciddi adımlar atarken, nasıl oluyor da hala işçinin hakları konusunda sıkıntıları gideremiyoruz.

Buda ayrı bir sorun…
Biraz işçi olmak veya işçinin emeğinin karşılığını verebilmenin önemini tarif etmeye çalıştım…
Aslında bu konuları artık konuşmamamız lazım…

150 yılı aşkın süredir tartışılan konunun artık bir noktada tamamlanması gerekmez mi?
Soru bu…
Günümüz şartlarında işçi haklarının korunması için İşçi Bulma Kurumu’ndan tutunda Avrupa Birliği’ne kadar onlarca destek ve hibe çalışmaları yapılıyor.
Ama sorun hala taze, çözülemeyen yer yine vicdan…
O nedenle işçiye değerin kendimize verilen bir değer olduğunu bilerek toplumla bu bilinci geliştirerek yol almalıyız.
Gelişmiş ülke veya diğer adıyla demokrasinin gelebileceği en güzel yol burası olmalı..
Hepimiz bir gün işçi, bir gün işveren olabiliriz.
Hakkı ve haklıyı ayırt edemiyorsak, sorunlarımızı da çözemeyiz.
İyi insan olmak için hepimize lazım olan tek şey…
Vicdan…
İşçinin sorunları da vicdanla muhasebeden geçiyor.
Ne diyor dinimiz: “ El Vicdan”
Anladığımız şey:
“Vicdan varsa sorun yoktur”

Bu nedenle tüm işçilerin 1 Mayıs gününü kutluyorum.
Kalın sağlıcakla…