Son yıllarda ülkemizde görüp göreceğimiz en büyük tehlike ahlaki erozyon olarak dikkat çekiyor. Dindar insanların bile katkı sağladığı bu sistem ülkemizin ve gençliğimizin geleceğini tehdit etmektedir. Ahlaki erozyona en büyük katkıyı ise uyuşturucu ile dış ülkelerin yaptığını söyleyebiliriz. Nasıl mı? Anlatalım!

 

2010 yılında Dünya ekonomik savaşlara yöneldi. Ülkemizde ise bu tablo, gelen tehlikeye karşı inançlı nesil yetiştirmek adına atılan adımlarla engellenmeye çalışıldı.

Fiziki savaşların geri plana çekildiği günümüzde ise savaşların adı “ Ticaret Savaşları” olarak nitelendirildi.

Bugün bunu ABD Başkanı Trump bile Dünya’ya deklara etti.

 

Trump, bir yılda uyuşturucu ve alkolden ölümlerinin 107 bine ulaştığını ve yıllık ortalamalarında 5 kat arttığını belirterek bu bir savaştır söylemi gerçekleştirdi.

 

Yani artık Dünya’da fiziki savaşların olmayacağı, ticaret savaşlarının yaşanacağı konuşulmaya başlandı.

2025 yılında ilk kez dile getirilen bu söylemin ardından uzmanlar bu savaşın aynı zamanda “ Psikolojik Hap” tekniği adı altında yapıldığını söylemeye başladı.

Geldiğimiz noktada ise ülkemizde Ahlaki Çöküş Erozyonundan bahsediyoruz.

Peki Ahlaki Çöküş’ün savaşlarla ne alakası var diyenlere cevabımız açık.

Ülkemizin gelişmesini büyümesini ve sağlıklı nesillerle yoluna emin adımlarla ilerlemesini istemeyenler bunu uyuşturu üzerinden yapabiliyorlar.

Bugün Fenerbahçe Başkanından tutunda, ünlü gazetecilere kadar bir çok ünlü ismin uyuşturucu kullandığından bahsediliyor.

Uyuşturucu kullanan kişilerin en büyük özelliği ise beyin fonksiyonlarını zamanla kaybetmeleridir.

Zaten uyuşturucuda insanlarda nöropatik hastalıkları nüksettirdiği için yasaktır. Buruda amaç, vücudu alenen zehirleyen uyuşturucu kullanan kişilerinin normal olmayan davranışlar sergilemesini sağlamaktadır.

Bu nedenle uyuşturucunun yaygın olduğu toplumlarda akıl sağlığı, kanun ve düzen gibi şeyleri bulmak oldukça zordur.

 

Bugün, bir otobüste, trende yaşlısına yer vermeyen gençlerin bile iyice sorgulanması lazım.

Çünkü bu kişilik değil, ahlaki bir sorundur.

Uyuşturucu kullanmak ve eğilimi ülkemiz ve toplumumuz için en büyük tehlikedir.

İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya göreve geldiği günden beri samimiyetle uyuşturucuyu bitirme konusunda çalışmalar yapıyor.

Hakeza şehrimizdede söz veren Vali Gökmen Çiçek “ Uyuşturucuyu bitireceğim” diyerek bu konuda taviz olmayacağının altını kalın bir çizgi ile çizdi.

Bir toplumda en büyük tehlikenin uyuşturucu olduğunu fark eden bir ülke veya devlet durumuna geldik.

Bugün süper güç dediğiniz ABD bile uyuşturucudan ciddi derecede müzdarip.

Sentetik uyuşturucuların çoğaldığı günümüzde herkesin en etkin şekilde uyuşturucu ile mücadele etmesi lazım.

“En iyi narkotik polisi Annedir” sloğanıyla yola çıkan polisimize yardımcı olmalıyız.

Ahlaki erozyonu ülkemizde din üzerinden giderek değil, uyuşturucuyu bitirerek engelleyebiliriz.

Kolay para kazanma yolu uyuşturucunun cazibesini artıran en büyük etkendir.

Bu nedenle gençlerimizin bazılarının bile bile bu yola girmesini engellemek içinde ayrıca çalışmalar yapmalıyız.

Çalışan, emeğini hakkıyla kazanan insan olduğunu hissettiren bir sistemle gençlerimize sahip çıkmalıyız.

Ahlaki erozyonu bitirmeden bu ülkenin geleceğini teminat altına alamayız.

Yapacağımız tek şey…

El ele verip, çözüm odaklı hareket etmeliyiz.

Devletimizin ve gençlerimizin yanında olmalıyız.

Ahlaki erozyonu önlemin tek yolu bence bu…

Kalın Sağlıcakla…