Dünya ülkelerine baktığınızda halkın ekonomik seviyeleri iyi olan bölgelerde hep huzur görebiliyorsunuz. Trafikte kavga etmeyen, dedikodu yapmayan bir milletin formülü gelir seviyesi….

Ne kadar dindar olsa da bizim ülkemizde görüyoruz, bir insanın gelir seviyesi yani günlük harcamalarını, iaşesini temin edebilecek seviyeyi yakalayamadığı için hep proplem çıkarıyor, tartışmacı ve kavgacı oluyor.

 

Hep Avrupa’yı örnek gösteriyoruz. Adamların dinsel duyguları bizdeki kadar sağlam değil. Mesela en dindar dediğiniz bir Avrupalıyı kavgaya sürükleyemezsiniz. Kendine zarar vermeyen şeylerde oldukça duygusuz ve acımaz olabilir ancak sonuç olarak işine bakar alır parasını gününü yaşar…Keyfine bakar.

Ülkemizde ise bu tablo tam tersi öncelikle iş bulmak sorun. İkincisi ise ne kadar kalifiye olursanız olun, alacağınız para yeterli değil.

Bu durum Afrika ülkelerinde daha da vahim…

Konuyu biraz araştırdım.

“Dindar insanlar mı daha sakin, yoksa ekonomik durumu iyi veya yerinde olanlar mı daha sakin” diye…

Ülkemizde dindar dediğimiz insanlar bile trafikte kavga edebiliyor.

Dindar dediğimiz ailelerde eşler birbirini öldürebiliyor.

Bu durum neden Avrupa’da olmuyor.

 

Orada aile yapısı biraz farklı ancak samimiyetle söylüyorum, işi gücü yerinde olan aylık geliri kendisine yeten insanların hayata bakış acısı daha da pozitif, yaşama sevinci daha net.

Adam bu sene nereye tatile gideyim hesabı yapıyor.

Bizde öylemi…

Evde ekmek yok, yağ yok, yarın işsiz kalırsam ne olacak korkusu, kaygısı yaşayan bir toplum olduk.

Zenginlerimiz bile yarın kaygısı yaşıyor.

Her ne kadar dindar olsalar da, bu durumda sağlıklı kararlar veremiyorlar.

İslam çok güzel bir dindir.

İnsanların rahat edebilmeleri içinde zekat ve infak mekanizmalarını oluşturmuştur.

Şimdi baktığımızda Avrupa’da zekat ve infak yok ama kişi her zaman iş bulabiliyor. İşsizlik maaşıyla bile hayatını rahatça idame ettiriyor.

Ülkemizde işsizlik maaşları, çalışan maaşları ve hatta emekli maaşları bile yeterli seviyede değil.

Yani insanların kafasındaki kaygıyı yok edecek rahatlatacak şekilde iyi değil.

Geçim sıkıntısı, maalesef gerginliği de ortaya koyuyor.

Bu nedenle ben diyorum ki, medeniyet birazda geçim ve gelir düzeyiyle alakalı…

Ülkemizde merhametli insanlar, dini bütün insanlar çok sayıda var ancak bunun sonuçları topluma olumlu yansıyamıyor.

Yine sorun ekonomik oluyor.

Para kazanma kaygısını üzerinden atan milletlerde daha pozitif bir yaşam oluşurken, fakirlikle imtihan olan toplumlarda sorunlar bitmek bilmiyor.

Ülkemizde yapılacak tek şey var.

Eğer sağlıklı bir toplum oluşturmak istiyorsak, öncelikle işsizliği bitirmeliyiz, çalışanların günün şartlarına göre maaş almaları ve artıracağı para ile yılda bir defada olsa nefes alacağı ortamları oluşturmalıyız.

Yağ var, un var şeker var ama bir türlü helva yapılamıyor.

Başta emekli, dul, yetim, fakir, fukara kim varsa kazanmasını ve kazanmanın olumlu duygularını yaşatmalıyız.

Adı var kendi yok konumundan çıkıp, gerçekçi, reel bir ekonomik sisteme geçmeliyiz.

Yaşam standartlarına uygun adımlar atmalıyız, günümüz şartlarında üniversiteden mezun olan gençlerimizin en az 1.5 yıl boş gezdiği gerçeğini görmeliyiz.

Mutluluk ve huzur için bunu yapmalıyız.

Dinimizin emride bu değil mi!

Kalın sağlıcakla…